TUTSAKLARIN DIŞARIDAKİ SESİ OLALIM, BİJİ BERXWEDANA ZİNDANE!

Hak ihlalleri, keyfi uygulamalar, tecrit ve işkencenin tescilli adreslerinden Türkiye-Kuzey Kürdistan hapishanelerinde 15 Şubat tarihinden bu yana belirli taleplerle başlatılan açlık grevleri, geldiğimiz şu günlerde ölüm sınırına dayanmış bulunmaktadır. İlk olarak Şakran Hapishanesi’nde başlatılan grevlerini, toplamda 29 hapishane ve 278 siyasi tutsağın iradesinde yayılarak süresiz-dönüşümsüz eylemleri ile 63. Gününü karşılıyoruz.
Özellikle OHAL sonrası süreçle beraber tutsaklar nezdinde en ufak hakkın dahi yasaklarla karşılık bulduğu, görüş haklarının ihlalinden işkenceye, hücre-sürgün cezalarından tacize kadar azgınca artan devlet terörü, “dışarıda”ki zulüm politikalarına eş güdümlü olarak “içeride” de tutsaklara yönelik uygulanmaktadır. Direnişleriyle dışarıda yaşanan gelişmeleri de protesto eden tutsakların talepleri ise İHD (İnsan Hakları Derneği)nin sunmuş olduğu rapora göre şöyle;

– Sokağa çıkma yasakları sırasında yaşanan kentlerdeki yıkımın son bulması
– Cezaevlerindeki insani koşulların iyileştirilmesi ve keyfi uygulamaların son bulması.
– Düşünceleri ve siyasi çalışmaları nedeniyle aralıksız olarak sürdürülen gözaltı ve tutuklamaların sona erdirilmesi, halka yönelik askeri ve siyasi baskının son bulması.
– Mevzuata aykırı olarak sürdürülen Abdullah Öcalan üzerindeki tecritin bir an önce sona erdirilmesi ailesi ve avukatları ile görüşlerin başlatılması.

Açlık grevindeki tutsakların dönem dönem sürgüne maruz kalması, ölüm sınırına gelmiş olanların boğazlarından gelen kanlar, verilmesi yasaklanan B1 Vitaminleri de düşünüldüğünde hapishane yönetimleri şahsında devletin tutsakların taleplerini karşılamak şöyle dursun; ölümlere kapı aralayacak saldırılarını yoğunlaştırmaktadır. Bir yandan genel saldırılar arttırılırken Kadın tutsakların kaldığı hapishanelerde ise bu durum daha da katmerleşmektedir. „İnce“ „derin“ arama adı altında çıplak arama dayatmaları,özel yaşam alanlarına ait yerlere zorla kamera konuması, ring aracında tacizler bu uygulamalara örnek olarak gösterilebilir.

Gelişmeler bağlamında birkez daha vurgulamak isteriz ki tarihin hemen her döneminde ezenlerin ezilenlere karşı en önemli baskı aracı olagelmiş hapishaneler,uygulanan zulümlere paralel direnişi de beraberinde getirmiştir. Zira İsrail hapishanelerinde tutsak olan Filistin’li bin 500 politik mahkum uygulanan hapishane koşullarını protesto etmek amacıyla bugün(18.04.2017) açlık grevine başlamışlardır. Yine KHK lar ile birlikte işinden atılan 140 bin kamu emekçisinden Nuriye Gülmen ve Semih Özakça Ankara’nın kalbinde aylar süren direnişlerini bir ayı aşkındır açlık grevine evriltmiş durumdalar. Bu anlamıyla gücünü haklı mücadelesinden alan direnişleri sahipleniyor, bulunduğumuz her alanda „HAYIR bitmedi, mücadeleye devam“ şiarını yükseltiyoruz.

Bütün bu uygulamalar şahsında bizler Avrupa Demokratik Kadın Hareketi olarak hapishanelerde devrimci-demokrat-yurtsever tutsaklara yönelik bilinçli bir siyasetin ürünü olarak uygulanan tecrit,işkence,sürgün ve hak ihlallerine karşı “içerideki“ tutsaklarımızın „dışarıdaki“ sesleri olduğumuzu bir kez daha ilan ediyor başta avrupa’da yaşayan üyelerimiz olmak üzere tüm devrimci-demokrat kamuoyunu duyarlı olmaya çağırıyoruz. Açlık grevlerine ses vermek,sahiplenmek amacıyla dünyanın dört bir yanında gösterilen dayanışmayı yükseltmek hepimizin görevidir.

İçerde Dışarda Hücreleri Parçala!
Hayır Bitmedi, Daha Yeni Başlıyor!
Kurtuluş Yok Tek Başına Ya Hepberaber Ya Hiçbirimiz!
Zindanlar Yıkılsın Tutsaklara Özgürlük!
Devrimci Tutsaklar Onurumuzdur!

                                                                                               Avrupa Demokratik Kadın Hareketi

Nisan 2017