HDP Kadın Konferansı sonuç bildirgesi açıklandı

HDP Kadın Meclis’i 2 Şubat’ta Ankara’da gerçekleştirdiği 2’nci Kadın Konferansı’nın sonuç bildirgesini açıkladı.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kadın Meclisi, 400 kadın delegenin katılımı ve “Kadın Yaşamdır cesaretle yaşamı savunuyoruz” şiarıyla düzenlediği konferansın sonuç bildirgesini açıkladı.

Sonuç bildirgesi şu şekilde;

“Konferansımız;

Ülkenin dört bir yanında rengârenk bir direnişin en önünde, her türlü baskıya direnen kadınlar olarak:

Türkiye’de eşitlik ve özgürlük için mücadele eden ve kadın hareketlerinin tarihsel birikimini bugüne taşıyarak sokakları terk etmeyen tüm kadınları selamlayarak,

Özgürlük, eşitlik ve yeni yaşam mücadelesinde isimleri hafızalarımıza kazınan kadın yoldaşlarımızı anarak,

Hapishaneleri direniş mekanına çeviren başta Eş Genel Başkanımız Sayın Figen Yüksekdağ olmak üzere DBP Eş Genel Başkanı Sebahat Tuncel, ESP Genel Başkanı Çiçek Otlu, DTK Eşbaşkanı Leyla Güven ve Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı Gültan Kışanak şahsında rehin alınan tüm kadın tutsakları selamlayarak,

Toprağını, yaşamını, yarattığı özgür, eşit ve barışçıl toplumsal sistemini korumak için direnen Rojavalı, Efrînli kadınları selamlayarak başladı.

‘Kadın kazanımları saldırı altında’

Halkların 7 Haziran’daki barış ve demokrasi iradesi karşısında kaybedip ülkeyi savaşa sürükleyen AKP-MHP faşist ittifakı, bugün de aynı şiddet politikalarını sürdürmekte, pervasızca savaşı körüklemektedir. Seçim sonrasında belirginleşen bu ittifakın hedefi; milliyetçilik, dincilik ve cinsiyetçilikle yoğrulmuş bir toplumsal düzenin karakterini ortaya koymaktadır.

Kadın kazanımları, örgütlülüğü, kimliği, yaşamı, varoluşu ve özgürlüğü ağır bir ideolojik politik saldırı altındadır.

Kadınları iktisadi, sosyal, siyasal, entelektüel alandan tasfiye etmeye çalışan, kadınların var olma hakkını yok sayan bir siyasetle karşı karşıyayız.

Kadını sorgusuzca erkeğe, devlete itaat çizgisine çekmek isteyen, kadına biçtiği rol üzerinden toplumu yeniden şekillendirmeye çalışan faşist bir saldırı düzenindeyiz.

‘Mücadele etmeyenin hakkı da olmaz’

Bütün bu saldırganlığa karşı cevabımız her koşulda şu olacaktır: ‘Kadın Yaşamdır, Cesaretle Yaşamı Savunuyoruz.’

Biliyoruz ki; mücadele etmeyen kadınların hakları olmamıştır, olamaz da!

Kadınlar kendi yazgısını belirleyecek mücadeleye, tarihsel birikime, yeteneğe ve olanağa sahiptir. Yaşadığımız toprakların tarihini, her dilden ve kökenden yine kadınlar yazacaktır.

İrademizi evrensel kadın mücadelesiyle bütünleştiren temel değerler, özgürlük ve eşitliktir.

Tarihsel tecrübemizden biliyoruz ki; haklarımızı, erkek egemen iktidarların lütfuyla değil, kadın özgürlük mücadelesinin dirençli, kararlı mücadelesiyle kazandık.

Ortadoğu toprakları, coğrafyamız kadınları, 21. yüzyılın başı sayılan bu tarihsel anda bir kere daha insanlığın birikmiş en iyi değerlerini korumaya ve özgürlük içinde eşitçe yaşayabileceğimiz bir hayatı kurmak için ustalık yapmaya çağırıyor.

Faşizmin gömleğini giyen AKP-MHP iktidarının her yerden, her yolla, baskı, sömürü ve savaş dayatarak biçim vermeye çalıştığı toplum içerisinde en büyük itirazın kadınlardan yükselmesi bundandır.

‘İşgali mahkûm edeceğiz’

Konferansımız Efrîn topraklarına, Efrîn halklarının uzun mücadeleler sonucu elde ettiği kazanımlara, birlikte yaşam iradesine, kadın devrimine yöneltilmiş savaşı, işgal niyetlerini kadın direnişine mahkûm ediyor ve ‘barış’ sözünü anlamına uygun bir yücelikte, kuvvetle sahipleniyor.

‘Savaş bir halk sağlığı sorunudur’ sözünün sahibi onurlu hekimlerimizin sözlerini tekrarlıyor, faşizmin baskılarıyla susturulmaya çalışılan, gözaltına alınan, tutuklanan tüm barış sözcülerini sahipleniyoruz.

Savaşın acımasızlık ve acizlik gösterisi haline gelmiş cinsiyetçi saldırganlığının daha önceden bildiğimiz ölü bedeni çıplak bırakma ve işkence görüntülerine yol açan vahşetini lanetliyoruz.

‘Faşist ittifaka karşı mücadeleyi büyüteceğiz’

*AKP-MHP faşist ittifakının, OHAL rejimine, KHK ile gerçekleştirdiği ihraçlara ve bu rejimin devletin yeniden dizaynı için kullanılmasına, Meclis’in tasfiye edilmesine, faşizmin kurumlarını saray kanunlarıyla meşru hale getirmelerine karşı mücadeleyi büyüteceğiz.

*Neoliberal piyasacı rejimin yarattığı ekonomik krizin sonuçlarına katlanmayacağız. Yoksulluk ve işsizliğe, emeğimizin güvencesiz ve ucuzlatılmış bir meta haline getirilmesine, kadın emeğini güvencesiz alana hızla iten iktisadi politikalara karşı çıkıyoruz. Emek direnişinin her halinde yer alarak, dayanışma göstererek büyüteceğiz.

*Sermayenin tarihi-kültürel varlıklara, doğaya, ekolojik sisteme karşı talancı saldırganlığı karşısında suyu, toprağı, doğayı koruyan kadınlar olarak mücadelenin en önünde olacağız.

‘Kadın düşmanlığına geçit yok!’

* Özel ve kamusal alanın dinselleştirilmesine, kadınların yaşam biçimini belirlemek isteyen, kadınların bedenleri üzerindeki söz-karar hakkını ortadan kaldırmaya yönelik, eğitim başta olmak üzere sağlıktan çalışma yaşamına, kültür sanat alanından sokaktaki yaşama kadın düşmanlığı içeren müdahalelere izin vermeyeceğiz. Kadınların özgürlüğüne yönelen bu erkek egemen tahakkümcü sistemi ve siyasetlerini bir kere daha reddediyoruz. Özgürlüğümüze ve eşit yaşam talebimize yönelen devlet suretindeki erkek egemenliğine, onun toplumda karşılık bulmuş erkek şiddetine birleşik kadın gücüyle karşı koyacağız.

*Kadınlara yönelik şiddet, taciz, tecavüz saldırılarının artarak sürdüğü, faillerinin mahkemelerden “saygın tutum” indirimleriyle cezasız kaldığı ve cezasızlığın sistematik hale geldiği bu süreçte en güçlü direnişimizi sürdürüyoruz. Kadınların özsavunma hakkını tanıyor, en güçlü özsavunma olan birleşik kadın gücünü geliştirme ve dayanışmamızı büyütme kararlılığımızı ifade ediyoruz.

*LGBTİ +’lere yönelik toplumda üretilen nefret söylemine, fiziki, psikolojik her türden şiddete, nefret cinayetlerine karşı mücadele edeceğimizi bir kez daha hatırlatıyoruz.

*Çocuklara yönelik cinsel istismar ve cinsel saldırının bireysel ve kurumsal faillerinin peşini bırakmayacağız. Kadınların mücadeleler sonucu elde ettiği kazanımların yasal düzenlemelerle geri alınmasına, kadınların güvencesiz bırakılmasına izin vermeyeceğiz.

‘Tecridin kaldırılması gündemimiz olacak’

*Sayın Abdullah Öcalan üzerinde uygulanan tecrit sistemi tüm hapishaneler ve topluma yayılmaya çalışılmaktadır. Siyasi iktidar faşizmin kurumsal inşasının, halklarla savaş siyasetinin taşlarını tecrit sistemiyle döşemektedir. Tecridin kaldırılması ve Sn. Öcalan’ın sağlık, güvenlik ve özgürlük koşullarının sağlanması gerektiğinin altını kuvvetle çiziyoruz. Kadın mücadelemizi tecrit sisteminin ortadan kaldırılması gündemiyle de büyüteceğiz.

*Hapishanelerde rehin tutulan siyasi tutsaklara yönelik, uygulamaya konulan “tek tip” elbise uygulaması aynı zamanda toplumu tektipleştirmenin bir parçasıdır. Bu uygulamaya insanlık onurunu koruyarak karşı koyacak olan tutsaklarımızı selamlıyor, faşist zorbalığın hapishanelere yönelik bu saldırganlığına karşı mücadelenin içinde olduğumuzu ilan ediyoruz.

*8 Mart yaklaşırken biz kadınlar karanlığı yırtmak, eşit ve özgürce yaşamak için kadınlara birlik, mücadele ve dayanışma adına enternasyonal kadın mücadelesini yükseltmeye çağırıyoruz. Chiapas’tan Rojava’ya Berlin’den Tahran’a New York’tan İstanbul’a, Amed’den Efrîn’e direnen kadınların mücadelesi bizimdir.

‘Büyük kararlılıkla 8 Mart’ı karşılayacağız’

*Faşizmin coğrafyanın her metrekaresini patriyarkal kapitalizm, milliyetçilik ve militarizm ile idare etmeye, yok saymaya, yok etmeye yöneldiği bu tarihsel aralıkta HDP Kadın Meclisi olarak büyük bir inanç ve kararlılıkla 8 Mart’ı karşılayacağız. Kadınların birleşik gücüyle 8 Mart’ta alanlarda olacağız.”

Gazete Patika