Kimyasal hadım neyin önünü alabilir?

Ayşegül Karakülhancı Duman  aysekh2808@gmail.com

KÖLN – Kadına ve çocuğa yönelik şiddet ve cinsel şiddet ataerkil sistemin kaçınılmaz sonucu. Ancak son birkaç yıldır şiddetin Türkiye toplumunda her türünün artmasının yanında, özellikle çocuklara yönelik artan cinsel saldırılarda uygulanacak ceza olarak hükümet kimyasal hadımı gündeme getirdi. Dünyada cinsel suçlarda farklı ülkelerde uygulanan bir yöntem.

Her ne kadar hadım etmenin mucidi olarak Asur kraliçesi Semiramis-Šammuramat (M.Ö. 810-782) gösterilse de, erkekler bin yıllardır, sihir, din, siyasi veya sadizm gibi nedenlerle birbirlerini hadım ettiler.

 

Antik Dönem’de ve Ortaçağ’da hadımhaneler vardı: Örneğin eski Çin’de, hadımhane İmparatorluk Sarayı’nın karşısındaydı. M.Ö. 5’inci yüzyılda Yunanistan’a Eunuchentum (Yatak koruyucu), Doğulu kültürel bir ithalat olarak geldi. Bu gelenek Roma’da da devam etti. 1’inci yüzyıldan itibaren, neredeyse her üst-orta sınıf evin bir hadım kölesi vardı.

Mısır’da, binlerce erkek çocuk Kopti rahipler tarafından hadım edildi. Hadım geleneği, Hıristiyan kilise devletlerinde de devam etti.

Kadınların Katolik ibadethanelerinde şarkı söylemesine izin verilmediğinden, erkek çocuklar hadım edilerek kiliselerde şarkı söylediler. 20’nci yüzyılın başında bile Vatikan’da, Papa’nın resmi ikametgâhı Apostol Sarayı’nda bulunan Sistin  Şapeli’nde hadım edilmiş erkekler korosunun sesleri yankılanıyordu.

Osmanlı’da harem bekçileri hadımdı, ancak Osmanlı’da hadım etme yöntemi 15’inci yüzyıla kadar yoktu. O zamana kadar hadım harem ağaları Avrupa’dan veya Afrika’dan Osmanlı’ya getirilmişlerdi. Eğitimciler, bilim adamları, bakanlar, danışmanlar arasında hadım edilmiş kişiler vardı.

Bir ceza yöntemi olarak hadım etmeyi Homeros’tan tanıyoruz. Hadım etme işkence yöntemi olarak Hıristiyanlar’ın takip edildiği dönemde de kullanıldı. Yasaklanana kadar kişisel intikam aracı olarak da yaygın kullanılan bir yöntemdi.

 

Söz gelimi Çek Cumhuriyeti ve Almanya, cinsel suçluların tedavisi bağlamında cerrahi kastrasyona (orchiectomy) yasal olarak hâlâ izin veren az sayıdaki ülkelerden ikisi. Gönüllü kastrasyon yasası ve diğer tedavi yöntemleri Almanya’da Ağustos 1969’da kabul edildi; o günden beri, cerrahi kastrasyon nadiren de olsa kullanılmaktadır. 2010 yılında Avrupa Konseyi, Almanya’yı cerrahi kastrasyon kullanma konusunda uyarmıştı. Ancak yasal düzenlemeden çıkarılmadı. Suçlu, kendisi de onaylarsa bu yöntem hâlâ uygulanıyor ama günümüzde kimyasal, hormonal ve psikoterapötik tedavi yöntemleri gittikçe önem kazanıyor.

Kimyasal hadımla ilgili bilinen en önemli ilk örnek, İngiltere’de 1952 yılında yaşandı. Bilgisayar biliminin kurucusu olarak kabul edilen matematikçi Alan Turing’e, o zamanlar yasal olarak suç teşkil eden eşcinselliği nedeniyle uygulanmıştı. Nazi Almanyası’na ait bilgisayar şifrelerini kırarak, 2’nci Dünya Savaşı’nın daha az insan yaşamı kaybıyla seyretmesinde rol oynayan Turing, hadım edildikten iki yıl sonra ağır depresyon sonucu intihar etti.

Cinsel suçlularda cerrahi müdahale ceza mı, yoksa terapi mi? 20’nci yüzyılın başlarından beri ABD ve birçok Avrupa ülkesi bu soruyu ele alıyor. Bu tür tedavi yöntemlerinin suçu, daha oluşmadan önleme amacıyla kullanılıp kullanılamayacağı bilinmiyor. Kimyasal hadımla ilgili deneyler dünyada hâlâ devam ediyor. Bu yöntemin suçu önlemede sonuç veren bir uygulama olduğunu söylemek, şu andaki verilere göre mümkün görünmüyor. Ayrıca bu yöntemi uygulamak için işlenen cinsel suçun profilinin iyice ayırt edilebilmesi gerekiyor. Türkiye’de sadece çocuklara yönelik cinsel saldırılar on yılda yüzde 700 oranında arttı. Böyle bir ülkede bu suçun tanımını, suçu işleyenlerin suç profilini iyice ortaya koyabilecek bir sistem olduğunu düşünmek naiflik olur.

 

Bugünün perspektifinden bakıldığında, kastrasyon yasasının argümanı biyolojik erkeklikte yatıyor: Ancak bir erkek, ne zaman erkektir? Bir erkeği, erkek yapan nedir? Tarihsel ve kültürel olarak erkek olmanın çeşitli formları mevcut. Ancak ‘erkeklik’ belirsiz bir tanım. Hadım etmek ‘erkeklik’le sıkı sıkıya bağlı. Fakat bu ne kadar doğru bir değerlendirme? Hadım edilen kişi, artık erkek değil midir? Kastrasyonun olumlu ve olumsuz yönleri hakkında yapılan tartışmaların orta noktasında ‘erkeklik’le ilgili sorular yer almaktadır. Özellikle de testislerin kaybolması veya testosteron hormonunun seviyesinin düşürülmesi, erkek-güç algısını etkiler mi? Kimyasal hadım cezasının getirilmesi, neyin önünü alabilir? Bu soruların etraflıca düşünülüp tartışılması gerekiyor.

Unutmamak gerekiyor ki toplumlarda, psikolojik, fiziksel ve ekonomik şiddet normalleştirildiğinde, tecavüz de şiddetin normal bir hali olarak ortaya çıkıyor. Kimyasal hadım ne yazık ki ‘iktidar’ olma meselesini çözmüyor.

Gazete Duvar