Erkekliğe ve faşizme inat Meksika’da kadın tugayını kuran bir devrimci: Petra Herrer

Meksika’da devrimci mücadelenin yükseldiği yıllarda savaş, yalnızca devlet güçlerine karşı verilmez. Devrimci kadınlar kendi yoldaşları için de var olup savaşma mücadelesi verirler. ‘Soldadera’ adı verilen bu kadınlardan biri de Petra Herrera olur. Tarihten Kadın Portreleri’nde bu hafta, verdiği mücadelede erkekler tarafından kadın olduğu için dışlanınca sadece kadınlardan oluşan bir tabur kurarak devrimin öncüsü olan Petra Herrera var.

Dünyanın her noktası yüzyıllar boyu ezen ve ezilenin savaşımına sahne olmuştur. Geçmişten günümüze ve muhakkak ki geleceğe uzanan bu savaşım, kimi zaman halkların özgürlüğü ile sonuçlanırken kimi zaman da tiran ya da diktatörlerin galibiyetiyle sonuçlanmıştır. Ancak hangi coğrafyada ne zaman gerçekleşirse gerçekleşsin bu zorlu mücadelenin içinden geçenler dilden dile aktarılmıştır.

1800’lü yılların Meksika’sı da bu savaşlardan birine sahne olmuştur. Halk, Porfirio Diaz diktatörlüğünü devirmek için ayaklanmıştır.

Bir tabu yıkıcı: Petra Herrera

Gerilla mücadelesi veren halkın içinde yer alan kadınlarınsa mücadele sathı ise sadece faşist güçler olmamış, aynı zamanda kendi yoldaşları olan erkekler de mücadele kotasında yer alır. Mücadelenin ön cephesinde yer almasına izin verilmeyen kadınlar, zaman zaman ‘yoldaşım’ dedikleri erkekler tarafından tacize de uğrar. Kadınlara yüklenen bu edilgen konum ise Petra Herrera öncülüğünde yıkılır. Doğum tarihi tam olarak bilinmeyen Petra Herrera’nın 1800’lerin başında dünyaya geldiği tahmin edilir.

Yoksul bir ailenin çocuğu olan Petra, devrim düşüncesiyle genç yaşta tanışır. Onu en çok etkileyense köylerine gelen devrimci genaral Francisco Villa olur. Villa ile tanışan Petra, mücadelede aktif olarak yer almak ister ancak bunun için önünde önemli bir ‘engel’ vardır: kadın olması.

O yıllarda Meksika’da kadınlar devrim mücadelesine sadece askerlere yemek ve temizlik gibi işleri yapmak veya mevziye silah taşımak için katılabilirdi. Bu kadınların yer aldığı birliğe “Soldadera” adı verilirdi.

Petra da bu soruna çözümü erkek kılığına girmekte bulur. Pancho Villa’nın devrimci birliklerine katılmak için kendini “Pedro Herrera” olarak tanıtmaya başlar. Ve bir süre cinsiyetini gizleyerek mücadelede yer alır. Gerçek kimliğini saklamak için büyük uğraş veren Petra, diğer gerillaları erkek olduğuna inandırmak için uyandırmadan önce şafakta tıraş olduğunu söyler.

Kadınlara yer yok!

Petra ‘Pedro’ olarak askeri operasyonlarda önemli başarılar elde eder. Özellikle 30 Mayıs 1914’te İkinci Torreón Savaşı’nda gösterdiği cesaret ile adından söz ettirir. Tek başına bağlantı yolundaki köprüyü havaya uçuran Petra, kentin kurtarılmasını sağlar.

Petra sonunda kadın olduğunu gizlemeye dayanamaz ve ordudakilere kadın olduğunu ve kendisi olarak savaşmak istediğini söyler. Lakin onlardan umduğu tepkiyi alamaz, kadın olmanın ‘dayanılmaz ağırlığı’ bir silah gibi yöneltilir kendisine. Generalliğe terfi ettirilmesi gereken Petra ordudan uzaklaştırılır. Bunun üzerine Petra, tamamı kadınlardan oluşan bir tugay kurar. 25 kişi ile başlayıp binlere ulaştığı belirtilen bu kadın tugayı, devrimde önemli rol oynar. Erkeklerin keskin ve yersiz kurallarını yerle bir eder kadın devrimcilerin savaşı.

Devrimin belirleyicisi: Kadın tugayı

Zamanla Pancho Villa’nın devrimci birlikleri ile birlikte de hareket eden kadın tugayı, devrimin belirleyicisi olur. Petra 1919 yılında devrimin başlıca siyasi liderlerinden Venustiano Carranza ile birlikte hareket etmeye karar verir. 1917-1920 yılları arasında orduya liderlik eden Petra, halk arasında kendisi, yani bir kadın olarak kabul görür. Yıllar süren mücadelesi sonunda devrim mücadelesinde kadının adını kazır belleklere. Daha sonra örgütü için casusluk yapmaya başlayan Petra, Meksika’nın kuzey kesiminde bir şehir olan Jimenez’de barmen olarak çalışmaya başlar.

Burada çalışırken bir grup erkeğin saldırısına uğrayıp, vurulur. Vücudunda derin yaralar açılan Petra bunların iyileşmemesi sonucu yaşamını yitirir. Petra’nın yaşamını yitirdiği tarih ise tam olarak bilinmez. Toplumun kodları ve tarihin yönlendirmesiyle adı fazla duyulmayan Petra’nın mücadelesi, ülke ve tabi ki dünya kadınları için tabir-i caizse efsane haline gelir.

Yıllar sonra erkek savaşçılar da Petra’yı örnek bir gerilla olarak anar. Binbaşı Luis García Monsalve, 19 Temmuz 1967’de Crónica Ilustrada de la Revolución Mexicana dergisinin 48. sayısı için verdiği röportajda Petra’ya dair şunları söyler:

“Saat 23.00’te, 23’te El Grillo zirvesine ulaştık. Bu arada, 20 kadını komuta eden ve hem erkek hem de kadınları cesaretle dolduran Petra Herrera adında bir kadını çok iyi hatırlıyorum.” Tarih erteleyip, üzerini örtebilir. Ta ki bir gün ardılları gelip onun (onların) hikâyesini tozlu raflardan gün ışığına çıkana dek…

Gazete Karınca