Emeğimizin Gaspı Hayatımızın Gaspıdır

EMEĞİMİZİN GASPI HAYATIMIZIN GASPIDIR!

 

 

Avrupa Demokratik Kadın Hareketi’nin başlatmış olduğu kadının emeğinin hayatın her alanında gaspı ve kadın mücadelesinin örgütlenmesine dair kampanyası vesilesiyle bir panel düzenledi. Panel de Barış imzacısı sosyolog Latife Akyüz ve Kadın hareketi aktivistinin yapmış olduğu sunum canlı tartışmalara vasile oldu.

25 Kasım’ın tarihçesine vurgu yapılarak başlandı. “Diktatörlük dönemi aynı zamanda direniş dönemiydi diktatörlüğe karşı  organize edilen direniş başarısızlıkla sonuçlanır. Direnişçiler tutuklanır üç kız kardeş olan Mirabel kardeşlerin eşleri de tutuklanır. Mirabel kardeşler tutsakları ziyaret etmeleri Bir suikast sonucu öleceklerini bilmelerine rağmen diktatörlüğe karşı mücadele ederken diktatörlüğün askerleri tarafından tecavüz edilerek öldürülürler.Bu mücadele bir yıl sonra diktatörlüğün yıkılmasını sağlar.” Tarihsel süreci dünyadaki ve Türkiye’de şiddete karşı kadın hareketlerinin mücadelesi sonucu BM resmi kabul tarihinide özetleyen Sosyolog Akyüz, sunumuna “kadına yönelik şiddeti konuştuğumuzda ne kadar bireysel konuştuğumuzu görürüz. Aslında hiç de bireysel olmadığını, devletin, sistemin kendi eliyle politikalarıyla yükselttiği bir şey olduğunu görüyoruz. Bunun için kadına yönelik şiddetin nasıl bir devlet ve sistem politikası olduğunu konuşmak gerekiyor. Şiddetin farklı çeşitleri konuşulabilir. Ancak ben kadın emeğinin sömürülmesi sürecini konuşmak istiyorum. Özellikle 70’lerden sonra kapitalizmin yeniden kendini biçimlendirmesi sürecinden ele almakta fayda var. Kapitalizmin restore edildiği dönemlerdir bu süreç. Küreselleşme dediğimiz şeyin ilk adımı atılıyordu, sermayenin önündeki güçlü sınırları açma dönemidir. Aynı zamanda liberal politikaların uygulandığı dönemlerdir. Evimizin içine kadar tek tek bunun etkilerini gördük yaşadık. Nasıl okundu bu? Üretim sürecinin bölünmesi ve ucuz iş gücünün bulunduğu her yere gidiyordu bu politikalar.Daha az maliyetle ucuz iş gücü ile daha fazla kâr etmektir. Özellikle teknolojik alanda kadın emeğine ihtiyaç duyuluyor. Silikon vadisi buna örnektir.Esnek üretim ve güvensiz işler kadının iş piyasasına girmesi yüzde 25 30 arası geliştiğini görürüz. Ancak bu kadınların özgürleştiği anlamına gelmiyor. Çünkü bir de bizim için üretilen ev sorunu var. Kayıtsız çalıştığı, emeğinin sömürüldüğü bir yerde evde kalmayı tercih ediyor kadın. Düzenli iş alanı sunulmayınca dört duvar içindeki sömürü ve emek böylece daha da görünmez hale geliyor. Bütün bunları düşünerek ev içi emeğinin sınıf mücadelesinin bir parçası ve mücadele alanı olduğunu görmek zorundayız.”

Avrupa Demokratik Kadın Hareketi aktivisti, kampanyanın amacını anlatarak şunları belirtti kadına yönelik şiddet daha çok fiziki Psikolojik şiddet, cinsel şiddet olarak öne çıkıyor.Kapitalizm de bugün Medya aracılığıyla  ‘bizim de sorunumuz biz de sahip çıkıyoruz,’ şiddete karşı çözüm mesajını veriyor.Temel sorunlardan biri olan ekonomik şiddet çok arka planda kalıyor. Görünmeyen bir bölümdür, neden görünmüyor? Bunu anlatacağız ve bunun için bir kampanya konusu olarak belirledik. Görünmeyen kadın emeğinin talanını görünür kılmak.

Özellikle Almanya’da ve  Avrupa ülkeleri başta olmak üzere üç noktada konuşulur kadın sorunu. Bir Avrupa vardır Asya Ortadoğu birde üçüncü dünya ülkeleri denilen Afrika ülkeleri vardır. Önce Afrika ülkeleri anlatılır orada kadın daha çok sömürülür, iş piyasasına dahil edilmez, evlerine kapatılmış şeklinde anlatılır. Avrupa’daki kadının bunlara göre daha az ezildiği vurgusu yapılır. Ve böylece Avrupa’daki sömürü görünmez kılınır.” Sunumuna ekonomik şiddetin kadını nasıl tahakküm altına aldığını psikolojik olarak zayıflattığını ve hangi biçimde sömürüldüğünü vurgulayarak, Kapitalizm de çok daha öne çıkan para mülkiyet ilişkisi kadının az gelirli olması sadece mutfak gideri” için çalışma koşuluna sahip olmak kadını ev içinde de yedek duruma düşürmesine neden oluyor. Kadına ancak part time işlerde çalışma koşulları sunulmakta. ”diyerek  yaşanan pratik örneklerle kadın emeğinin talanı ve yarattığı sonuçlar vurgulandı. Her iki kadın panelist, kadının bu durumu aşmak için, fark yaratmak için bilinçli, komünal anlayışla örgütlenmeli vurgusu ile bitirildi.