Ekonomik Şiddet Kıskacında Biz Kadınlar,                                İşçi Kıyımlarına Sessiz Kalmayacağız!

Dünya genelinde 2008’den beri süregelen ve pandemi ile daha fazla görünür bir hal alan ekonomik krizin küresel çapta sonuçlarını, en çok ekonomik şiddet biçiminde biz kadınlar yaşadık. İşten atıldık, çalışma saatlerimiz kısa gösterildiği için ücretlerimiz düşürüldü, açlık, yoksulluk koşullarında çocuk, yaşlı, engelli, hasta bakımlarını evlerde en zor koşullarda üstlendik, kadına yönelik ekonomik ve fiziksel şiddetin en korkunç hallerini yaşadık. Bugün de dünyanın bir çok yerinde olduğu gibi büyük ve orta ölçekli şirketlerin, tekellerin yüzlerce, binlerce işçiyi işten atacaklarına dair açıklamaları yeni, zor bir dönemi karşılayacağımız anlamına geliyor. Ağırlıklı kadınların çalıştığı, ucuz işgücü olan hizmet sektörü başta olmak üzere bir çok işkolunda işçi kıyımları gündemde. Almanya’da Galeria Karstadt Kaufhof mağazalar zincirinin, Kanadalı bir şirkete satılışı sonrası, Almanya ve Belçika zincirlerinden 62 şubenin ve yine bunlara bağlı 20 spor mağazasının kapatılacağı, 6 bin işçinin işten atılacağı haberleriyle, sendikalı işçiler bir günlük uyarı grevi gerçekleştirdiler. Diğer taraftan Otomotiv devlerinden olan BMW’nin, 6 bin işçiyi işten atacağı alınan duyumlar arasında… Benzer bir çok işçi kıyımı bilgisinin, Avrupa ülkelerindeki işçilerin ve sendikaların gündeminde olduğunu biliyoruz. Biz kadınlar; “bu işçi kıyımları karşısında sessiz kalmayarak, hangi işkolunda olursa olsun eylemlerimiz ve örgütlü mücadelemiz ile ekonomik şiddetin yeni bir halkasına izin vermeyeceğiz

Ekonomik şiddetin toplumsal karşılığı, salt kadının ev içinde erkeğin ekonomik hegomanyası biçiminde sınırlandırılıyor. Oysa uluslararası sözleşmeler; biz kadınların ekonomik haklardan yoksun edilmesini “ekonomik şiddet” biçiminde tarif ediyor. Ekonomik şiddet; ister kapitalist devletin kâr hırsı, rekabeti, sermaye birikiminin bir sonucu olarak yaşansın, ister erkeğin evdeki ekonomik hegomanyası sonucu yaşansın, biz kadınların tüm yaşamsal haklardan mahrum bırakılmasına neden oluyor. Ekonomik şiddete maruz kalan biz kadınların yaşadığı en temel sorunlar beslenme, eğitim, sağlık, ulaşım, barınma, sosyal, kültürel haklara ulaşmakta zorlanma ve özgürlüğümüzün kısıtlanmasıdır. Ekonomik şiddet, kapitalizmin bizlere reva gördüğü işsizlik, yoksulluk, esnek çalışma, düşük ve eşit olmayan ücretler, ev içi emeğimizin görülmemesi gibi erkek egemenliği biçimindedir.

Avrupa Kadın Dayanışması olarak diyoruz ki; Avrupa’da ekonomik şiddetin biçimlerinden, başta işçi kıyımlarına karşı mücadelede işçi – emekçi kadınlar olmak üzere, görünmeyen emeğin sahipleri olan ev emekçisi kadınların, işsiz kadınların örgütlü mücadelesinin yanında olup, onları yalnız bırakmayacağız.

Ayrıca; Avrupa’da kadınların yaşamları sistemin ekonomik şiddetiyle hiçleştirilirken, Türkiye ve Kürdistan’da Eren Keskin, Başak Demirtaş gibi politik  kadınları hedef alan cinsiyetçi şiddet, faşist AKP hükümeti eliyle yükseltilen patriarkal devlet şiddetinden bağımsız değildir ve politik kadınlara verilen bir mesajdır. Kadın özgürlük hareketinin bileşenleri olan Avrupa Kadın Dayanışması olarak; kadınlara yönelik her türlü şiddete karşı sesiz kalmayacağımızı bir kez daha buradan yineliyoruz.

İşçi Kıyımlarına Karşı Kadın Dayanışmasını Yükseltiyoruz!
Ekonomik Şiddete Sessiz Kalmayacağız!
Kapitalizmin krizinin faturasını biz ödemeyeceğiz!

Avrupa Kadın Dayanışması

Share