DÜNYADA BİR İLK, EBRU TİMTİK…

Adil yargılanma talebiyle 238 gündür ÖlümOrucu’nda olan Avukat Ebru TİMTİK 27 Ağustos 2020 günü şehit düştü.

Diğer avukat arkadaşı Aytaç ÜNSAL ise ölüm sınırında tahliye edildi

Bir ülke düşünün…  Demokrasinin, insan haklarının ve adaletin kırıntılarının bile hiçe sayıldığı,  en küçük muhalefetin koşullarının dahi kalmadığı, her geçen gün kadına yönelik şiddetin ve cinayetlerin hız kesmeden arttığı, insanların zorunlu ihtiyacı olan beslenmesini karşılarken bile  Mısır tezgahına el konduğu için bir seyyar satıcının çaresizlikten kendini yaktığı haberiyle  karşılaşınca, insanların nasıl bir canavarca saldırıyla karşılaşacağı belli olmayan faşist  bir ülkedir T.C devleti…

Önce kitleleri yoksullaştır, sonrada yoksunlaştır siyaseti erk-egemen sistemintahakküm ve yönetim için temel siyasetlerinden bir tanesidir. Yoksa insanlar bir buzdolabı, bir makarna için oylarını satmazlardı… Ekonomik olarak yoksullaşan kitleler, hele de öncüleri çok zayıf ve halkla kopuk bir durumda iseler, karşılaştıkları bireysel ve toplumsal sorunlar karşısında tambir çözümsüzlük içerisinde olabiliyorlar.

Türkiye koşulları bu durumda ikenmuhalefetin ve devrimcilerin sesi alabildiğine zayıftı.  En küçük karşı koyuşlar bile baskıyla işkenceyle gözaltılarla sonuçlanıyordu… İşte bu koşullarda Av.Ebru TİMTİK mağdur ve mazlumların davalarına bakarken kendiside adaletsiz sorgulamalarla karşılaşır ve arkadaşlarıyla bedenini ölüme yatırır. 

Avukat Ebru TİMTİK’in ölümünden,  birinci derecede adalet i halkın üzerinde balyozaçevirmiş faşist T.C sorumlu iken; ikinci derecede devrimciler-halkın öncüleri sorumludur.

Dünyada bir ilk yaşanıyor, belki birçoğumuzfarkında  bile değiliz.

Yalnızca adil yargılanma ve ADALET için; bir kadın Avukat Ebru TİMTİK bedenini ölümeyatırdı ve  aramızdan ayrıldı. Faşist devletin paçavraya çevrilmiş adaletini avukatlıksürecinde davalarıyla sorgularken yine faşist baskıcı uygulamalara maruz kaldı ve  bu kez bedeniyle sorguladı.  Başka yöntembulunamazmıydı, bulunabilirdi ve artık bulunmalıdır da…

Eğer devrimden sonra Adalet  Bakanlığı’nın önüne bir heykel dikilecek olursa; bu kesinlikle Ebru TİMTİK’in heykeli olmalıdır.

Bu düşüncelerle asla ölümü kutsadığımızsanılmasın. Yada bu süreçte ve bu süreçten sonra   Ölüm Orucu’nun doğru bir eylem biçimi olduğunu savunduğumuz hiç sanılmasın.

Elbette kolay değil öyle hücre hücre eriyerek ölürken, yine hücre hücre ölümüne direnmek... Önce, inanç gerektirir, çelik gibi… Haklılığına inanç, halkına inanç…  Sonrası ayrıntıdan ibarettir, artık kendisini zafere kilitlemiştir…

Birde erkenci kuşlar vardır, bütün kuşlardan önce hayata kanat çırpan…

Ancak geldiğimiz bu süreçte bizleri güçsüz düşürüp mücadeleyi zayıflatan ve miadınıdoldurmuş bir eylem biçimidir Ölüm Oruçları.

Dahası inadına yaşamayı esas alarak, başka eylem biçimleriyle taleplerimizi kitlelere mal etmenin yollarını aramalıyız. Yani ”cepheyi geniş tutup hedefi dar tutma” tamda bu süreçte elzem ihtiyaç olarak ortaya çıkıyor.

Ezilen sınıfın içindeki farklı düşünceler bizim zenginliğimizdir ve sadece bizi geliştirir. Katı değil,  bu konuda esnek olmalıyız. Ancak çeşitli kaygılarla olaya dar ve katı bakarsak her zaman küçülen ve zayıflayan biz oluruz.

Artık katılığa, küçük kaygılara, popülizme, sekterliğe son verelim ve yeni ufuklar açalım geleceğe.  Çünkü buna her zamankinden çok ihtiyacımız var. Ve her zamankindenbirbirimize daha çok ihtiyacımız var…

İnanın Ebru TİMTİK faşizmin adaletini sorgularken;  bize de çok şeyi sorgulattı. Şimdi bundan doğru  dersler çıkarmanın zamanı.

Ebru TİMTİK , dimdik anılarını bırakarak aramızdan ayrıldı.

Anılarının ardıllarına ışık olacağı inancıyla…

Her zaman direnişinle yaşayacaksın güzelyürekli kadın

         

                                                                                             ADKH Aktivisti

Share