İran’ın karanlığına müziği ile meydan okuyan bir kadın: Merziye Rezazi

Merziye Rezazi, 5 Mayıs 1958 yılında İran’ın Marivan kentinde dünyaya geldi.

Henüz çocuk yaşta müziğe ilgi duymaya başlayan Merziye; Meryem Xan, Nesrîn Şêrwan, Eyşe Şan ve Gulbihar gibi Kürt kadın sanatçılardan etkilendi.

Küçük yaşlardan itibaren sesinin güzelliği ile çevresindekileri büyüleyen Merziye anadili ve dışarıda konuşmak zorunda olduğu dil arasında ikilem yaşadı. Bu ikilem onun evde Kürtçe, dışarıda Farsça şarkı söylemesine neden oldu.

Müziğin yanı sıra tiyatroya da meraklı olan Merziye, okuldaki tüm özel gün ve etkinliklerde sahnenin aranan ismiydi.

Merziye sanata duyduğu bu aşkın sömürgeci bir düzende başına neler açacağını ise biraz büyüdükten sonra kötü tecrübelerle deneyimleyerek anladı.

Stran söylemenin ‘cezası’: Tandır hapsi

Bir gün okulda stran seslendiren Merziye eve gittiğinde tandıra koyularak ‘cezalandırıldı’.

Merziye, o gün yaşadıklarını şöyle anlatıyor:

Bir keresinde dayım beni ekmek tandırının içine koydu. Sıcaktan boğulmak üzereydim. Hem dar bir alan hem de hala tandırın içindeki toprak sıcaktı. Okulda stran söylediğim için bana bunu yaptı. Dayım beni cezalandırdı ve bir daha stran söylemememi istedi. O zaman anladım sömürgeci rejimlerin başımıza neler getirdiğini ve bizi nasıl yokluğa ve fakirliğe mahkum ettiklerini.

Farsça şarkı söylememe kararı

İran’da şah Muhammed Rıza Şah Pehlevi dönemiydi. Kürtçe’ye yönelik de yoğun bir baskının olduğu bu dönemde tabir-i caizse etrafındakileri anlamaya başlayan genç Merziye, kendi deyimiyle devrimci olmaya karar verdi.

Kürtçe dili ve kültürüne yönelik baskılara karşı kendince bir tepki olarak bir daha hiç Farsça şarkı söylememeye karar verdi.

Bölgenin müziği kendine yol eyleyen ilk Kürt kadını

Radyo Bağdat’ta dinlediği Kürtçe ezgiler ruhundaki ışıkla birleşti, diline döküldü. Radyo aracılığıyla Kürt kadın dengbêjlerle tanıştı, stranlara kulak kabarttı.

Merziye, bulunduğu bölgedeki ilk ve tek müzisyen Kürt kadını oldu. Daha önce de stranlar seslendiren kadınlar olmuştu elbet ancak hepsi bir süre sonra müzikten ellerini eteklerini çekmişti.

İlk ve orta öğrenimini Marivan’da tamamlayan Merziye ardından Sine’de akademik eğitimini tamamladı ve öğretmen oldu. Bölge köylerinde öğretmenlik yapmaya başladı.

Kendisini hem sanatçı hem de devrimci olarak tanımlayan Merziye, bu köylerdeki çocuklara okuma yazma öğretmek için gece gündüz çalıştı.

Merziye bu süreçte hem Kürt halkına uygulanan baskılara hem de kadın ve kız çocuklarının nasıl yok
sayıldığına bizzat tanık oldu.

Kadınlara kadınlık rolü ve bilincini anlatmaya, ufuklarını açmaya çabaladı. Onları zorla kıstırıldıkları kalıplardan çıkarmak için usanmadan konuştu, anlattı.

1977’de Korî Musîqay Sine (Sine Müzik Korosu) ile çalışmaya başlayan Merziye, birkaç kere halkın karşısına çıkarak müziğini onlarla paylaştı.

Bir süre sonra Merivan’a geri dönen Merziye buraya yakın bir köyde ders vermeyi sürdürdü. Tabi müziğe olan tutkusu da onunla birlikte gitti, gezdi köy köy.

Merziye 1978 yılında ünlü sanatçı Nasir Rezazi ile evlendi. Bu evlilikten bir kız, iki de erkek çocuğu oldu.

Merziye rejime karşı mücadelede

Aynı yıl giderek artan rejim karşıtı gösterilere katıldı. Halkın rejime karşı sesi yükseliyordu.

Devrimci Merziye, bu dönemde polis tarafından yakalandı ve katıldığı eylemler gerekçe gösterilerek öğretmenlikten atıldı.

Aynı dönemde, eşi Nasir ve meslektaşı Najamaddin Gholami ile birlikte bir Kürt müzik grubu kurdu.

Söyledikleri şarkılarla halkın devrimci bilincini arttırmaya da çalıştılar.

Yıl 1980’e geldiğinde İran’da Şah devrildi ancak bu kez yerine Şah’dan da beter biri geldi: Humeyni.

Humeyni, statüsünü sağlamlaştırır sağlamlaştırmaz Kürtlere ve devrimcilere yönelik operasyonlara başladı.

Merziye, tüm bu baskılara karşı eşi ile birlikte Komel peşmergesi olarak mücadele ediyordu.

Humeyni rejimi, ne Kürt devrimcilerine ne de sosyalistlere şehirde yaşam şansı bırakmadı. Bunun üzerine Merziye de pek çok devrimci gibi dağların yolunu tuttu.

Derdini, sevgisini, devrim aşkını şarkılar ile anlatmayı kendisine dil belleyen Merziye dağlarda da devrim marşları söyledi, köyleri gezerek çocuklara ders vermeye devam etti.

Merziye bir grup peşmerge ile birlikte Korî Bangewaz grubunu kurdu. Bu koro içinde birçok marş ve şarkı besteleyip, seslendirdiler.

Müziğin belli bir yeri yoktu. Sahne, şehir, sokak, dağ, okul… Merziye için her yer birdi, yeter ki içindeki notalar dilinden müzik olup aksın.

Merziye İran’da ‘Peşmergeye Selam Olsun’ adıyla ilk marş seslendiren Kürt kadını oldu.

Peşmergelik günlerinin ardından 1985 yılında eşi ve çocukları ile birlikte İsveç’e iltica etti.

İsveç, Merziye için sanatsal profesyonel olarak doludizgin sürdüreceği bir dönemin kapısını açtı.

Aynı zamanda Merziye burada kadın ve çocuk hakları konusundaki çalışmalarını aktifleştirdi.

Kürtlerin ilk televizyonu olan Med TV kurulduğunda Merziye buraya çıkarak sesini özlemini çektiği tüm coğrafyaya duyurdu.

Merziye, ilham aldığı Meryem gibi Kürtçe’nin bütün lehçelerinde stranlar seslendirdi.

Merziye, Med TV kapandıktan sonra yerine açılan Medya TV’de Jîlemo adıyla kadın hakları ve sorunları üzerine bir programın sunuculuğunu yaptı.

18 Eylül 2005’te İsveç’in Stockholm kentinde 48 yaşındayken yaşamını yitiren Merziye’nin ezgileri hala o çok sevdiği halkının dilinde.

Onun ardından şu sözler döküldü insanların dilinden: Çok kararlı bir savaşçıydı ve sesini, yaşamını ve tüm servetini dünya çocuklarına bağışladı’.

Gazete Karınca