Ortadoğu bataklığını kadın özgürlüğü kurutur

Ayşegül Karakülhancı Duman  aysekh2808@gmail.com

KÖLN – Fas’tan Irak’a, Suriye’den Arabistan’ın güney ucuna kadar tüm Ortadoğu, yıllardır varoluşsal bir krizin içerisinde. Sosyal farklılıklar ve toplumsal gerginlikler artıyor, etnik çatışmalar tırmanıyor, devletler çöküyor, yoksulluk ve siyasi tutuklamalar yaygınlaşıyor. Bölgede iklim değişikliği hızla ilerlediğinden, bölgedeki 425 milyon insanın yaşamı tehdit altında. Petrol ve hurmanın ardından Ortadoğu denince akla ilk gelen istikrarsızlık ve ‘terörizm’ oluyor. Bu durumun tarihsel birçok nedeni var; bu karmaşık nedenleri tanımlamak da oldukça zor. Aslında bu karmaşık sorunların çok basit bir çözümü var: Bölgede özgürleşmeyi talep eden herkes, ilk etapta kadınların özgürleşmesine destek verirse, bu tüm bölgede inşa edilecek özgürlük için önemli ve büyük bir adım olacaktır.

 

Her ne kadar kadın hakları eşitliği dünyanın hiçbir yerinde Batı Avrupa’daki kadar gelişmiş değilse de, hâlâ birçok halledilememiş sorun da mevcut. Örneğin İngiltere bile kadınlara oy hakkı verdikten 100 yıl sonra bugün bile, Batı toplumsal cinsiyet eşitliğinden uzak duruyor. OECD’de yer alan verilere göre kadınların maaşları erkeklerden ortalama yüzde 16 daha düşükken, sadece yüzde 2’lik bir oranda kadın girişimci var.

Tüm devletlerin yüzde 90’ının hukuk kitaplarında kadınlara karşı ayrımcılık içeren yasalar mevcut. Ancak kadınlar Ortadoğu’da eşit hale gelirse, o zaman savaş, yoksulluk, terör yeni göç dalgaları önlenebilir.

Sadece Suudi Arabistan gibi çarpıcı bir örneğe gerek yok. Kadınlar, hiçbir Arap devletinde eşit değiller. Dünya Ekonomik Forumu’na göre, kadınlar artık Ortadoğu’dan başka hiçbir yerde bu kadar net ayrımcılığa maruz kalmıyorlar. Batı Asya’daki Ekonomik ve Sosyal İşler Komisyonu’nun (ESCWA) sekreteri Rima Khalaf, bir zamanlar Arap kadınlarının bilim, edebiyat ve sanat alanında çok sayıda başarıları olduğunu ancak hayatta kalmak için bu yeteneklerinden vazgeçmek zorunda kaldıklarını ifade etti.

Özellikle yaygın çocuk evliliklerinin Ortadoğu ülkelerinde Arap devletlerinde olduğunu düşündüğünüzde, kadınlar için birçok yerde sadece hayatta kalmak bile bir başarıdır. Her yedi kız çocuğundan biri, 18 yaşına ulaşmadan evlendiriliyor. Lübnan’da Suriyeli mülteci çocuklar arasında kızların yüzde 41’i evli, Irak’ta 18 yaşına varmadan evlendirilen kızların oranı yüzde 25, Mısır’da yüzde 17. Bazı çocuklar ebeveynleri tarafından “geçici düğünler”le – ekonomik durumlarını iyileştirmek için Körfez’in zengin Araplarıyla (fuhuşun dini nikâhla İslam’a uygun biçimiyle üstünü örterek) evlendiriliyor. Çocuk gelin olmak kadınlar için yıkıcıdır: Hamilelik dünya çapında 15 ile 19 yaş arasındaki kızlar için önde gelen ölüm nedenidir. Ayrıca, çocuk gelinlerin HIV ile enfekte olma ya da aile içi şiddet mağduru olma riski yüksektir. Fakat küçük yaşta kız çocuklarını evlendirme trajedisi, kadınların kaderinin çok ötesine geçiyor. Bu, tüm Arap ve Ortadoğu dünyasını aşağı çeken bir kısır döngünün başlangıç ​​noktası.

Çocuk yaşta evlilik reşit olmayan çocukların eğitimlerini terk etmeye zorluyor. Genç, eğitimsiz anneler, bulundukları devletin ekonomik hayatına katılamıyorlar ve yine daha az eğitim şansına sahip olabilecek daha çok çocuk doğuruyorlar. Büyüdüklerinde, eğitimsiz, işsiz işçilerden oluşan bir yığın meydana geliyor. 2008 UNESCO tahminine göre, Arap yetişkinlerin yüzde 40’ı -70 milyon insan- okuma yazma bilmiyor. Oysa 21’inci yüzyılda, Apple’ın Saudi Arabian Oil Company’nin (Suudi Arabistan’ın ulusal doğalgaz ve petrol şirketi) iki katı kadar değerli olması muhtemelken, devletler artık tüm dünyada sadece mal satarak zenginleşemezler. Geniş refah, ancak herkes yeni bilgi yaratır ve dünya çapında pazarlarsa ortaya çıkıyor. Ama Arap ve Ortadoğu dünyası, bu seviyedeki eğitim ile gelecekte yeni ne icat edebilecek? Mesela Arap kadınlarının sadece yüzde 24’ünün çalışma izni var. Bu, dünya çapındaki en düşük oran.

Eğitim eksikliğinin de siyasi sonuçları vardır. Batı demokrasisinde toplumsal sözleşmenin temelinde Amerikan Devrimi’nde ortaya çıkan slogan yatar: Temsil yoksa vergi de yok (“No taxation without representation”). Geniş orta sınıf vergileriyle devleti taşımaktadır. Devlet de vatandaşlarına sosyal güvenlik, sağlık, altyapı, eğitim ve kişisel güvenliği koruma şeklinde hizmet sunmak zorundadır. Ancak, Ortadoğu ülkelerinde nüfusun büyük çoğunluğu son derece yoksul bırakılıp devlet belli bir seçkin sınıfça finanse edilince, farklı bir sosyal sözleşme ortaya çıkıyor. Bu tür toplumlarda devletin tüm masraflarını yönetici kesim karşıladığından tebaa ağzını açmamalıdır. Polis gerekli olan kişisel güvenliği sağlamak yerine baskının enstrümanı olarak çalışır. Ortadoğu erkekleri kadınların elinden özgürlüklerini, eğitim haklarını aldıkları için kendileri de yoksuldur ve özgür değillerdir.

Bir devlette kadının statüsü ile barışçıllığı arasında açık bir ilişki vardır. Bir toplumda kadın ne kadar özgürleşirse, o toplum o kadar istikrarlı, barışçıl, hoşgörülü olur ve daha az savaşır.
Bütün bunlar sadece bir sonuç ortaya çıkarır: Ortadoğu’nun yeni Mesih’i kadınlardır. Dünyadaki bütün kadınlar eşit olsaydı, dünya ekonomisi 2025 yılına kadar 12 trilyon dolar artacaktı. Kadınların özgürleşmesi bir zincir reaksiyonunun başlangıcı olabilir: Daha eğitimli kadınlar daha az çocuk sahibi olurlar. Araştırmalar da gösteriyor ki eğitimini tamamlayan çalışan anneler, çocuklarının sağlık, beslenme ve eğitimine babalardan çok daha fazla yatırım yapıyorlar. Ortadoğu’da refah ancak kadınların özgürleşmesi ile oluşacaktır.

Bu nedenle IŞİD veya ÖSO Suriye’de savaşan Kürt kadınlarına karşı muazzam bir nefretle saldırdılar. Bu nefretin altındaki sebep sadece Kürtler’in Türk veya Araplar’ın kurallarına karşı isyan etme arzusu değildi. Bu kadınlardan, binlerce yıllık bir fenomeni tensil ettikleri için de nefret ediliyordu. Eşit haklar talep ettikleri ve bunlar için savaşmayı göze aldıkları için.

Kadınların özgürlüğü bu bölgenin gerici siyasi kültüründe de devrim yaratacaktır. Sünni erkekler, kadınları eşit olarak kabul etmeye mecbur kaldıklarında, İslam’ın bugüne kadarki en baskın radikal yorumunu yeniden düşünmek zorunda kalacaklar.

Gazete Duvar