Şubadap: Çocukları sanattan mahrum bırakmak suçtur

Serkan Alan  salan@gazeteduvar.com.tr

ANKARA – İzmir’de kurulan Şubadap Çocuk müzik grubu İç Anadolu turnesinde çocuklarla buluşuyor. Toplumsal cinsiyet odaklı, hak temelli ve bilimsel şarkılar yazıp seslendiren grup bugüne dek dört albüm çıkardı. Pedagoglarla, çocuklarla ve ebeveynlerle kolektif üretilen şarkıları albümde çocuklar, turnelerdeki konserlerde ise Moyo Masal ekibiyle birlikte altı kişi seslendiriyor.

ŞUBADAP: SORU SORAN, SORGULAYAN VE MERAK EDEN ÇOCUK

Halk sponsorluğuyla turneler düzenleyen, albümler çıkaran Şubadap Çocuk, Ankara’daki ilk gününde Can Yücel Parkı’nda çocuklarla buluştu. Bugün (21 Ekim) ‘Yakacık Pazar Yeri’nde ve Batıkent Sinan Bengier Tiyatro Salonu’nda konser verecek olan grubun kurucuları arasında yer alan Serdar Türkmen ile konuştuk. İç Anadolu’da 33 farklı il ve ilçede, köy okullarındaki çocuklarla buluşan grubun solisti Türkmen, Şubadap’ın ortaya çıkışından faaliyetlerine kadar pek çok konudaki sorularımızı yanıtladı.

Şubadap Çocuk nasıl doğdu? Grubun adının anlamı ne?

Şubadap adında bir şarkı yapıldı. Bu şarkı soru soran çocuklara yönelikti. Şarkıya nakarat aranıyordu ve yansıma sözcük ihtiyacı doğdu. “Şubadap” oradan deneye deneye çıktı. Çocuklara yönelik müzik temelli çabamız ciddiye binince bir isim bulma telaşına düştük. Klişe isimlere düşmeden ‘Şubadap Çocuk’ koymaya karar verdik. Sonrasında da bu sözcüğe bir anlam uydurduk. Soru soran, sorgulayan ve merak eden çocuklar demek şubadap . Hal böyleyken de çocukların diline takılan pek çok şarkı gibi Şubadap’ın öyküsü de başlamış oldu.

 

İLK ALBÜM: BİLMİŞ ÇOCUĞUN ŞARKILARI

Grup olarak bir araya nasıl geldiniz? Çocukların seslendirdiği albümler çıkarmaya nasıl başladınız?

Mahallelerdeki müzik temelli çalışmalarımızda “Şubadap” ortaya çıktı. Halkevleri’nde ve diğer derneklerde çocuklarla yaptığımız müzik temelli çalışmalarda eksiklik hissediyorduk. “Mor koyun”, “sarı gelin” gibi sıfat tamlamalı çocuk şarkılarının, çocukların bugününe dair bir şey anlatmadığını gördük. “Baltalar elimizde” düzeyinde doğa ve ekoloji anlayışı vardı şarkılarda. Yeni bir şey yaratmak gerekiyordu. Biz de bu alanda ne yapabiliriz diye yola koyulduk. İlk başlarda kötü şarkılar yaptık. Onlar çocukların süzgecinden geçmediler. Çocukların süzgecinden geçen şarkılarla, Buca Halkevi’ndeki çocuklarla birlikte, zayıf bir ekipmanla bir albüm kaydetmeye koyulduk. Paramız pulumuz yokken o ekipmanlarla bir şeyler ortaya koymaya başladık ve ‘Bilmiş Çocuğun Şarkıları’ adını verdiğimiz ilk albüm ortaya çıktı.

ÇOCUKLAR İÇİN EVRİM ŞARKILARI

Sonra durumu biraz toparlayınca ikinci albümü hazırlamaya koyulduk. Çocuklar açısından ülkede en önemli problemin bir yoksunluk hissiyatı olduğunu, bunu da Milli Eğitim’in evrim meselesinde bilerek yaptığını düşündük. Çocuklar için evrim şarkıları yaptık. “Dino’nun Şarkıları” adında ikinci albümü çıkardık. Bu albümde biyologlarla ortak çalıştık. Bizim de yanlış bildiğimiz birçok şeyi bize anlattılar, evrim eğitiminden geçtik. Üçüncü albümüz ise geçmiş yıllarda “Üç Beş Ağaç Kervanı” diye turne çalışmamız vardı. Orada çocuklara sorduğumuz bir soru öne çıkmıştı: gökyüzü kimin?.. Bu her bölgenin kendi sosyokültürel durumunu da anlayabildiğimiz bir soruydu. Bazı bölgelerde Allah, bazılarında bizim, bazılarında hepimizin yanıtlarını alıyorduk. Rize’nin Fındıklı ilçesinde, “Lazlarun” yanıtını aldık. Kıbrıs’a gidip ‘Çocuklar gökyüzü kimin?’ dediğimizde “Ankara’nın” dediler. Doğa ve ekoloji üzerine hazırladığımız “Gökyüzü Kimin” albümü bu şekilde çıktı. Dördüncü albümümüzün ismi, çocuk haklarına dair düşündüğümüzde bize çok temel gelen bir meramdan doğdu: Dersler Uzun Tenefüsler Kısa… Bir albüm hazırlığımız daha var. Orada da toplumsal cinsiyet rollerini eleştirdiğimiz şarkılar olacak.

‘ŞARKILARIN YAPIM SÜRECİNDE ÇOCUKLAR HEP EN ÖNDE’

Şarkılar çocuklarla birlikte mi yazılıyor? Albümdeki şarkıları çocukların seslendirdiğini biliyoruz.

Bütün şarkıları çocuklar söylüyor albümlerde. Konserlerde ise bizler söylüyoruz. Çocuklar şarkı söyleyerek bir taraftan da stüdyo tecrübesi ediniyorlar. Şarkıların ortaya çıkışı tamamen kolektif. Ebeveynler ve çocuklar birlikte ortaya çıkarıyor. Çocuklar genellikle ilk yazım sürecinde olmuyorlar. Problem çocuklardan alınıyor, yetişkinler yazıyor. Çocuklar tema, argüman ile ilk aşamada katkı sunuyorlar. Yapım sürecinde çocuklara kelimeler danışılıyor. Bu kelimeler hoşunuza gidiyor mu, biliyor musunuz diyoruz. Pedagojik olarak çok dikkatli olmaya çalışan bir ekibiz. Elbette neoliberal bir pedagojik yaklaşımdan söz etmiyorum. Mevcut düzenin çocuklar için yaşanabilir olmadığı kanaatinde olduğumuz için dünyayı dönüştürebilecek bir pedagojinin peşindeyiz.

“Çekirdeksiz Domates” en çok sevilen şarkılarınızdan biri. Onun yazılış öyküsü nedir?

Annenin birisi çocuğunu uyutmak için, “Çekirdeksiz domates düşmüş yollara” diyor. Sadece bu kadar. Bunu söylüyor bize ve bundan bir şarkı yazılabilir mi diyor. Biz bunu alıyoruz gıda güvenliği meselesine oturtuyoruz. Domates çekirdeklerini arıyor ama çekirdekleri yok.

 

ŞARKILAR KİTAP OLUYOR

Çekirdeksiz Domates ve Dino gibi şarkılarınız kitaplaştırıldı. Kitaplaştırma süreci nasıl işliyor? Devamı gelecek mi?

Bu konuda Moyo Masal’la birlikte çalışıyoruz. Şimdiye kadar bir nota kitabı, dört tane de şarkının öyküsünü içeren resimli kitaplar hazırladık. Bu kitapları dayanışmayla üretiyoruz. Bir miktarını belirlediğimiz yerlere ücretsiz gönderiyoruz. Bir miktarını da satış yaparak yeniden basım maliyetini karşılamaya çalışıyoruz. Devam edecek ve kendi maliyetini karşıladığı noktada hepsini, şarkılarımız gibi, herkesin internetten indirebileceği hale getireceğiz. Gökyüzü gibi herkesin, hepimizin olması ümidiyle…

‘BU ŞARKILAR KİMİNDİR GERÇEKTEN?’

Herkesin erişimine sunmaya özellikle önem atfediyorsunuz…

Nazım Hikmet’in şiirleri örneğin bir bankanın, şirketin elinde. Şirketler düzeninin karşısında bir insanken şiirlerinin telif haklarının bir bankanın elinde olması kadar büyük bir çelişki yok örneğin. Biz bir şekilde bu sistemin karşısındayız ve bunun karşısında olabilecek birtakım fiiliyatları öngörmeye çalışıyoruz. Bu şarkılar kimindir gerçekten? Çocukların süzgecinden geçen, öğretmen arkadaşın attığı fikirle, öbür tiyatrocu arkadaşın eklediği sözlerle oluşan albüm kime aittir? Gökyüzüne aittir, çocuklara aittir.

‘ÖN YARGILARIMIZI SARSMAK İSTEDİK’

Mersin’den yola çıkarak İç Anadolu turnesine başladınız. 34 konser vereceksiniz pek çok il ve ilçede. Turne fikri nasıl ortaya çıktı?

Geçtiğimiz yıl bir turne yaptık, 42 gün sürmüştü. İzmir’den çıkarak kuzeye doğru Karadeniz’den Cizre’ye ulaşmıştık, oradan da Akdeniz’e gitmiştik. O zaman bu bölgeyi atladığımızı fark ettik. Muhalif insanların İç Anadolu’ya dair bir ön yargısı var. Buna oynamak ve kendi ön yargılarımızı sarsmak istedik. Ağırlıkla da devlet okullarına gidiyoruz. Süreç üç aşamalı işliyor. Etkinlikten önce çocuklar şarkılara ve öykülere hazırlanıyorlar. Sonra etkinlik oluyor, en son da söyleşi yapıyoruz. Orada da merak ettikleri soruları soruyorlar.

 

‘ISRARI ORAYA KURMAK GEREKİYOR’

İç Anadolu’da masal duymayan çocukların olduğundan bahsettiniz sahnede. Çocukların tepkileri nasıldı?

Geçtiğimiz gün Yozgat’ın Sorgun ilçesine gittik. Merkezde etkinlik yaptıktan sonra bir öğretmen geldi ve köylerine davet etti. Bizim de yüreğimizden geçen oralarda olmak. Aldık ekipmanımızı ve gittik köye. Köyün gidiş yolu bir buçuk şeritli. Burada bir adaletsizlik olduğu belli ve gittiğiniz zaman da o adaletsizliği görüyorsunuz. Bu adaletsizlik ekonomik alandan tutun kültürel adaletsizliğe kadar… Sen nasıl bir ilkokul çocuğunu tiyatroya götürmezsin? Biz kültür insanları da buralara gitmezsek bu çocukların çaresi yok. Gitmezsek bu çocuklar için tiyatro, şarkı günah olacaktır en fazla. Gittiğimiz yerlerde, evlerde şarkı söylemenin günah olduğunu, çocukların bu tip faaliyetler içinde bulunmasının çok matah karşılanmadığını öğrendik. Bizim Çankaya’daki çocuklarla beşinci buluşmamız falandır bu ama oraya bir kere gittik, belki de bir daha gidemeyeceğiz. Israrı oraya kurmak gerektiğini düşünüyoruz. Teorik olarak bakacak olursak çocukları kültür ve sanatla buluşmaktan mahrum bırakmak suçtur, Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne göre hak ihlalidir.

HALK SPONSORLUĞUYLA ÇALIŞIYORLAR

Birçok etkinliğinizi devlet okullarında ücretsiz bir şekilde hayata geçiriyorsunuz. Ulaşım giderleri gibi masrafları nasıl karşılıyorsunuz?

Bu turnede 34 etkinlik var, 5’i ücretli, 29’u ücretsiz. Halk sponsorluğu dediğimiz bir sistemimiz var. Bu çalışmaları onaylayan arkadaşlarımızın katkılarından oluşan küçük bir havuzumuz var. Buna halk sponsorluğu diyoruz. Albüm çıkarırken de turneye çıkarken de bunu kullanıyoruz. Dolayısıyla hiçbir şirketin sponsorluğunu kabul etmiyoruz. Bilmem ne marka bebek bezi şirketi veya bilmem ne özel okulları gelip sponsor olmak istiyor örneğin. Diyoruz ki neden? Bebek beziyle, o özel okulla bu etkinliğin ne alakası var? Halk sponsorluğunu öne çıkarmaya çalışıyoruz. (DUVAR)

gazete duvar

Yorumlar kapalı.