Paris’de Mor Dalga

Paris’te Mor Dalga


“Aslan yüreklidir her kadınımız,
Kralla konuşmaya gittiğimizde
İzin vermez, saldırırlarsa bize
Biliriz yiğitçe karşı koymayı,
Yoktur erkeklerden farklı yanımız.”

1789 Devrim Şarkıları *

“Cinsel ve cinsiyetçi şiddete stop” çerçeve sloganıyla başlayan ve 30 bin dolayında göstericinin katıldığı 24 Kasım yürüyüşü, kadın-erkek komünarların kentine çok yakıştı.
Büyük Fransız ihtilalinin işaret fişeği sayılan Bastille zindanı baskının kadın savaşçılarından, 1871 Komünün
“Paris’in Savunulması ve Yaralılara Yardım İçin Kadınlar Birliği” gönüllülerine; Nazi işgaline karşı erkek yoldaşlarıyla omuz omuza direnen partizanlardan, 68’in yürekli kadınlarına kadar süregelen mücadelelerden günümüz Paris’ine bir kültür mirası kalmamış olamazdı.
“Hak/hukuk istiyoruz (gül değil)”, “Eteklerimiz kısa, düşüncelerimiz değil”
diyen Parisli kadınlar, karnaval renkliliği ve çoşkusuyla etkili bir tepki verdiler.

Paris gösterisi, “Kadının giyotine gitme hakkı varsa meclise girme hakkı da olmalıdır” diyen Olympe De Gouges’ten Simone de Beauvoir’a uzanan eşitlik ve özgürlük mücadelesinin boşa gitmediğini gösteriyordu.
Kadınların mücadele alanlarına çıkması, dünya gericiliğinin adeta şahlandığı, ırkçı-milliyetçi çıldırmanın yayıldığı mevcut durumda çok anlamlıydı.
Küresel ölçekte artan şiddet dilinin, yeni boğazlaşmaları haber veren kapitalist/emperyalist hegemonya
dalaşmasının Kadınlar için hangi trajik yıkımları ifade ettiği tarihsel deneylerden iyi biliniyor.
Kadınların sokakları fethetmeleri, dünya gericiliğinin, erkek egemen kapitalist cinnetin caydırıcı, temel dinamiklerinden biri olacaktır.
Paris’teki mor dalga, geleceğe dönük taşıdığı potansiyel itibariyle umut vericiydi.
“Erkekler kadınların kendileriyle alay etmelerinden korkarlar, kadınlar ise erkeklerin kendilerini öldüreceklerinden korkarlar” pankartı, sosyo-psikolojik bir derinliğe ve olguya işaret ediyordu.
24 Kasım günü Paris, sabahın erken saatlerinden başlayıp gece yarısına kadar devam eden “sarı yelekliler hareketi”yle de sarsılıyordu. Orada da vardı kadınlar…
Bütün Tv haber kanallarının dikkatinin bu direniş üzerinde olması, bir festival havasında geçen kadın yürüyüşünün görkemini etkiledi ama ortadan kaldırmadı.
Paris, 1789 büyük Fransız devriminden Sakine Cansız cinayetine kadar çok kadın canı da almıştı.
Ama 24 Kasım çoşkusu, geleceğe düştüğü not ile günahlarını da telafi eder gibiydi.