adkh_s tarafından

ADKH Londra’da Turkish Independent’e röportaj verdi

Eylül 3, 2013 de ANASAYFA adkh_s tarafından

07-AdkhLondradaTurkishAvrupa Demokratik Kadın Hareketi’nin amaçları ve faaliyetleri hakkında ve şu an yürütülmekte olan kampanyaya dair Londra’da Türkiye’lilere yönelik yerelde yayın yapan Turkish Independent gazetesi ile roportaj yapıldı.

Kasım 2013- 9. sayısında yapılan röportajda ADKH’nin kuruluş amaçları, genel çalışmaları yanında bugün yürütülmekte olan Cinsel Sömürüye Sessiz Kalma kampanyasının da tanıtımı yapıldı.

Share
adkh_s tarafından

ADKH İsviçre’de Hak Gasplarına Karşı Yapılan Yürüyüşe Katıldı

Eylül 21, 2013 de ANASAYFA adkh_s tarafından

23-AdkhIsvicredeHakGasplarinaKarsi21 Eylül 2013 / Isvicre`nin Bern kantonunda düşük asgari ücretlendirilmeye karşı, emeklilik primlerinin geri çekilmesine karşı ve petrol istasyonlarının 24 saat açık tutulmasına yönelik değiştirilmesi planlanılan iş yasasına karşı  Isvicreli  çeşitli sendikalar,UNIA,SYNDIKOM, SEV in düzenlediği eyleme  Türkiye-Kuzey Kürdistan’lı demokratik kitle örgütleri IGIF, ITIF, IDHF de destek verdi. Avrupa Demokratik Kadın Hareketi olarak  kapitalizmin  yarattığı yoksulluğa, adaletsizliğe, ve sınıf farkına karşı kadın rengi ile destek verdiğimiz yürüyüşte iki önemli gündemi dile getirdik. Aktivistlerimizin dağıttıkları bildiriler ile Gezi direnişinde öne çıkan kadın ve direniş sembolü olan amblemler alanda bulunan kitlelere ileterek, Türkiye de ve Suriye’deki gelişmelere vurgu yapıldı. Yürüyüş boyunca Suriye de emperyalist savaşa hayır, emperyalistlerce çıkarılan iç savaşa hayır vurgusunun yanı sıra Türkiye’deki polis ve devlet terörüne dikkat çekildi.

Share
adkh_s tarafından

Cinsel sömürüye sessiz kalma, diren mücadele et!

Eylül 26, 2013 de ANASAYFA adkh_s tarafından

20-AdkhKampanyasiFransaMulhosedaToprağı, suyu, emeği metalaştıran özel mülkiyet sistemlerinin en vahşi, en görünmez sömürü biçimi olarak insan bedeninin ve duygularının meta olarak kullanıldığı bir alan fuhuş sektörü!

Köleliğin dünyada yasaklanmasının üzerinden çok uzun süre geçmiş olmasına karşın, insanın insani köleleştirme ve istismar etme isteği sona ermiş değildir.Köleci devletlerin, feodal beylerin, kapitalist egemenlerin, varlıklarını sürdürmede bir araç olarak kullanılan ve gün geçtikçe büyüyen bir ekonomik sektör haline gelen fuhuş; çok cılız seslerin dışında, doğru ele alınıp mücadele edilemeyen bir sömürü biçimi olarak tüm dünyada hızla büyümeye devam ediyor. Geçmişin “Kutsal Fahişlerinden” genelevlerine, “hayat kadınlığından seks köleliğine, çocuk pornografilerinden bir bütün olarak fuhuş sektörüne, sistemin çarklarına hapsedilen bedenler, duyulamayan ve görünemeyen alanlara sürgün ediliyor!

Tüm dünyada milyonlarca kadının bir meta gibi alınıp satılmasının, ‘töre-namus’ kıskacına esir edilmesinin, şiddete uğratılarak katledilmelerinin, çeşitli yöntemlerle sırtlarından para kazanılmasının yanı sıra; medyada ve pornografik içerikli reklam panolarında cinsel obje olarak kullanılması olağanmış gibi gösterilerek, kadın ve erkek bedenleri üzerindeki sömürü topluma kanıksatılmaya çalışılıyor.

Çocuk bedeninin meta haline dönüştürülmesi ise cinsel sömürünün geldiği en uç noktadır. Çocukların fuhuş sektöründe çalıştırılması, cinsel istismarın sanal dünyada her gün artması buzdağının sadece görünen yüzüdür.

Kapitalist üretim ilişkileri içinde metalaştırılan, yüzyıllar boyu ‘toplum sağlığının korunması’ gerekçesiyle ‘ahlaki’ nedenlerle dışlanan, ayrımcılığa uğrayan ve baskı altında tutulan seks köleleri, şiddet ve sömürüye açık uygulamayla toplumdan izole edilmiş bir yaşam sürdürüyor. Kimi ülkelerde 4 kadın ile evliliğin yasallaşması, küçük yaşta çocukların evlendirilmesi genelevde çalışanların iş koşullarının düzenlenmesi tartışmaları, pornoyu bir sanat, erotizmi ise estetizm olarak gören anlayışlar var iken; bizlerin erkek egemen anlayışlardan kaynaklı tüm bu sömürü biçimlerine karşı “her türlü cinsel sömürüye son” sloganını çok net olarak haykırmamız bir görev olarak önümüzde durmaktadır.

Bedenlerimizin metalaştırılmasına, fuhuşun teşvik edilmesine karşı başta tüm kadınları ve kadın örgütleri olmak üzere tüm insanlığı, bu çürüyen – çürüten sisteme karşı tavır almaya, teşhir etmeye ve mücadele etmeye çağırıyoruz.‘‘

Bedenimiz bize aittir metalaştırılamaz!

Beden ticaretini durdur.

 

Avrupa Demokratik Kadın Hareketi (ADKH) 

Eylül 2013

Share
adkh_s tarafından

ADKH kampanyası İngiltere’de yapılan gösteri ile başlatıldı

Eylül 29, 2013 de ANASAYFA adkh_s tarafından

21-AdkhKampanyasiIngilteredeLondra-29 Eylül 2013
Avrupa Demokratik Kadın Hareketi’nin “Cinsel Sömürüye Sessiz Kalma, Diren Mücadele Et!” şiarıyla ele aldığı kampanya Londra’da yapılan sokak gösterisi ile başlatıldı. Gösteride stant açıldı, kampanyanın açıklaması İngilizce ve Türkçe okundu, bildiriler dağıtıldı ve çevrede ilgi gösteren insanlarla konuşmalar yapılarak kampanyanın amacı anlatıldı. Bir saat süren gösteri sonunda Adkh temsilcisi tarafından yapılan açıklamada  kampanya ile amacın kadınların, erkeklerin, çocukların ve LGBT’lilerin cinsel sömürüye maruz bırakılarak devletlerin fuhuşa karşı sözde yasaların aslında nasılda altan alta bu sektörü beslediğini teşir etmek ve günden güne büyüyen bu sektörü ve onu güçlendiren tüm araçlara tavır almak amacıyla bundan sonrasında Londra’da çeşitli etkinliklerle kampanyanın sürdürüleceği açıklanarak yapılacak etkinliklere katınılması istendi.

Share
adkh_s tarafından

Londra’da Tartışma Toplantısı

Eylül 29, 2013 de ANASAYFA adkh_s tarafından

Avrupa Demokratik Kadın Hareketi’nin başlatmış olduğu kampanyaya dair Londra’da bir tartışma toplantısı gerçekleştirildi.

10-LondradaTartismaToplantisi”Cinsel Sömürüye Sessiz Kalma Diren Mücadele Et!” sloganıyla başlatılan kampanya vesilesiyle ADKH Londra’da yaptığı tartışma toplantısında öncelikle bir sunum yaparak sonrasında sorduğu çeşitli sorularla katılımcıların yorum ve düşüncelerini aldı. Yapılan yorumlarda öne çıkan nokta fuhuşun çocuklar üzerindeki etkisi ve aynı zamanda devletlerin bu konuya karşı aldığı tavır eleştirildi. Yapılan konuşmalarda bu sorunun sadece bir kampanya süreciyle değil sürekli olarak gündemde tutulması gerektiğine vurgu yapıldı. Ayrıca yapılan konuşmalarda bu sektöre düşürülmüş insanların temel haklarının sağlanması noktasında sendikalaşma haklarının doğru olduğu görüşünün yanında böylesi bir durumun bu sektörü daha da kalıcı yapacağı ve meşrulaştıracağı kaygılarıda dile getirildi.

Toplantı sonunda asıl öne çıkması gereken noktanın örgütlü mücadeleyi yükseltmek ve böylelikle insanlığın yozlaşması için tüm olanaklarını seferber eden insana, doğaya yabancı bu sistemin sökülüp atılması gerektiği ile sonlandırıldı. Toplantı sonrası ADKH’nın başlattığı anket çalışması da yapıldı.

Share
adkh_s tarafından

Innsbruck’ta ADKH ile Dersim Cevre ve Kültür Dernegi Ortak Kadın Çalışması

Eylül 29, 2013 de ANASAYFA adkh_s tarafından

15-InnsburcktaADKHileDersimCevre-1Avrupa Demokratik Kadın Hareketi’nin başlatmış olduğu  Fuhuş ve Çocuklara yönelik cinsel istismara karşı mücadeleye ilişkin ortak bir seminer düzenlendi. Bölgede yeni acilan Dersim Cevre ve Kültür dernegi Avrupa Demokratik Kadın Hareketi’ne kampanyanın tanıtımını yapma imkanı sağladıl Kadın erkek yaklaşık 40 kişinin katılımı ile ADKH temsilcisi Fuhuşu yapmaya ve talep etmeye yönelik nedenleri, fuhuşla mücadele bicimlerini, çocuk pornosu ve her türden pornonun teşhiri, psikolojik ve sosyal etkileri üzerine iki saat süren bir çalışma yaptı. Dinleyicilerin yaş itibariyle  karışık bir grup olması zaman zaman tartışmanın gidişatını gerginleştirdiyse de esasında toplumda görmezden gelinen tabu konulardan birini dile getirmenin gerekliliği, mücadele etmenin ilk adımıdır şeklinde fikir birliğine gidildi. Toplantıda genel olarak en fazla insanlar neden fuhuşa yönelir başlığı ilgi çekti. Bundan sonrasında da  çeşitli çalışma konularını ortaklaştırma kararı alınarak  kadın dayanışmasının sosyal konularda önemi vurgulandı.15-InnsburcktaADKHileDersimCevre-1

Share
adkh_s tarafından

ADKH kampanyası Avusturya-Innsburck’da yapılan toplantı ile başlatıldı

Eylül 29, 2013 de ANASAYFA adkh_s tarafından

18-AdkhKampanyasiAvusturyaInnsburckdaAvusturya- İnnsbruck
Avrupa Demokratik Kadın Hareketi’nin “Cinsel sömürüye sessiz kalma, diren mücadele et!” konulu kampanyasının toplantısı Avusturya’nın İnnsbruck kentinde gerçekleştirildi.

Toplantıda Kadın Hareketinin hazırlamış olduğu kampanya broşürü üzerinden yapılan tartışmada, çocukların cinsel istismarı, LGBT’lilere karşı önyargılar ve tabular üzerinde yoğunlaşılarak ayrıca tecavüze uğrayan kadınların toplumun gerici değer yargılarından kaynaklı olarak tecavüzü gizlemeleri sorunun ne kadar derin ve ciddi olduğunu ve bizlere büyük görevler yüklediğini açığa çıkarıyor denildi.

Share
adkh_s tarafından

ADKH kampanyası Almanya Duisburg’da yapılan tanıtım toplantısı ile başlatıldı

Eylül 29, 2013 de ANASAYFA adkh_s tarafından

19-AdkhKampanyasiAlmanyaDuisburgSaat 12’de başlayan “Cinsel sömürüye sessiz kalma, diren mücadele et!” kampanya  toplantısında  Avrupa Demokratik Kadın Hareketi’nin tanıtımı yapıldıktan sonra sunuma geçildi.

Fuhuşun tanımından başlanarak, bireylerin cinselliklerini meta olarak sunmalarının sebepleri ve yine bireylerin cinselliği satın alma eğilimlerini olusturan etkenlerin bilinmesi gerektiği vurgulanarak buna dair incelemeler sunumda ortaya konuldu.

Tarihsel gelişiminden günümüze fuhuş ve fuhuşun geldiği en uç nokta olan çocuk bedeninin metaya dönüştürülmesi üzerinde de duruldu.

Başlatılan kampanya ile amacın bu durumun geldiği aşamayı ortaya koymak, gözler önünde olan ama görünmeyen noktayı açığa çıkarmak ve sorunun ortadan kaldırılması noktasının ne kadar aciliyet taşıdığının birlikte tartısmak istenildiği dile getirildi.

Katılımcılar, fikir ve önerileriyle  şu şekilde katkıda bulundular.

-Avrupa Demokratik Kadın Hareketi’nin kampanya ile amacının ne olması ve oluşturulacak perspektifin önemini vurguladılar.

– Eylem birliklerinin önemi ve bölgedeki faaliyetlikler konusunda önerilerde bulundular.

-Almanya özgülünde bu konuyla ilgili kurumlar ile baglantıya geçilmesi yönünde fikir belirtildi.

– Çok kapsamlı bir konu oldugu ve bazı kavramların (seks işçiliği mi, seks köleliği mi)  kitleye açıp tartışma yürütmenin önemine değinildi.

Canlı tartışmalarla kampanya tanıtım toplantısı başka bir etkinlikte buluşulmak üzere sonlandırıldı.

Share
adkh_s tarafından

ADKH kampanyası Fransa-Mulhose’de yapılan panel ile başlatıldı

Eylül 29, 2013 de ANASAYFA adkh_s tarafından

20-AdkhKampanyasiFransaMulhosedaFransa-Mulhouse-  29 Eylül 2013
Avrupa Demokratik Kadın Hareketi’nin Mulhouse’da ki kampanya etkinliği çerçevesinde bir panel gerçekleştirildi. Yapılan panelde yoğunluklu olarak şu konular üzerinde duruldu   “çoğumuzun bilipte bilmemezlikten, duyupta duymamazlıktan, görüpte görmemezlikten geldiğimiz, özünde kadınları ve çocukları genelde ise tüm insanlığı derinden yaralayan bir konu, belki bircoklarımız bu konuyu konuşmaktan bile özenle çekiniyoruz ama dünyada 3.büyük sektor olarak burnumuzun dibine kadar gelmiş ve biz bunu araştırıp karşı duruşumuzu sergilemek durumundayız” vurgusu yapılarak, dünyadan ve Türkiye’den örnekler verilirken; özellikle Türkiye’de Ermeni soykırımında (1915) Ermeni kadınların ve çocukların esir pazarlarında nasıl kolleksiyon yaparcasına (1 kişi tüm parasını verip 12 Ermeni kadın satın alıp kolleksiyon yapıyor) (kaynak:Seyfocenter.com) satıldığı ve 5-7 yaşındaki çocukların, 5-20 kuruşa -o zamanın bir kuzu fiyatına- satıldığı kitleyi oldukça düşündürdüğü ve etkilediği gözlendi.

Sonuç olarak köklü çözümün bu sistemlerde mümkün olmadığı ancak devrimlerle gerçekleşsede bizlerin o zamana kadar durmaksızın bilinçli ve örgütlü mücadeleyle hak alma kararlılığımızı ve davamızı sürdürmemiz gerektiği vurgulanarak bitirildi. Katılımcılardan tamamen kadınlar söz aldı. Kürt ve Alevi kurumundan katılan kadınlarında olduğu panelde Alevi derneğinden  kadınlar söz alarak “hep bizlerin handikapı bu konulara hep uzak duruyoruz, cok güzel bir konuya değiniyorsunuz cesaretinizi tebrik ediyoruz ” dediler.

Share
adkh_s tarafından

Cinsel sömürüye karşı sessiz kalma, diren mücadele et!

Ekim 13, 2013 de ANASAYFA adkh_s tarafından

17-CinselSomuruyeKarsiSessizKalmaADKH (Avrupa Demokratik Kadın hareketi) nin CINSEL SÖMÜRÜYE KARŞI SESSİZ KALMA, DİREN MÜCADELE ET!

şiarıyla 29 Eylül’de başlatmış olduğu kampanyanın tanıtımı Almanya’nın Solingen şehrinde 13 Ekim’de Gemeınsam Haus derneğinde yapıldı.

Sunuma geçilmeden önce, ADKH’nin programından bahsedildi. 2005 yılında kurulan hareketin, kadının dilini, tarzını, yüreğini, bilincini ve eylemini, özgürlük kavgasına katmak için inşa edildiği ve kadınların cinsel, sınıfsal ve etnik kimliklerinden dolayı maruz kaldıkları baskıların kaldırılması için enternasyonel mücadele ekseninde bağımsız bir hareket olduğu dile getirildi.

Sunumda; fuhuşu tanımlamak için tarihsel süreçlerden bu yana fuhuşun geldiği aşamayı ve bunu yaratan toplumsal nedenlerin bilinmesi gerektiği vurgulandı. Devletlerin ciddi adımlar atmadığı, dünyanın 3. büyük kar sektörünü kaybetmemek için çabaladıkları ve Fuhuş sektörünün en önemli ve aynı zamanda görülmeyen mağdurları olan çocukalara değinildi. Geçmişsiz ve geleceksiz, hayatın en ağır damgasını taşıyan , gönüllü veya zorla yapan kadını ötekileştirmeden kapitalizmin yarattığı bu sonucu görerek çözüm noktaları birlikte tartışıldı.

Çocuk istismarı üzerinde fikirlerini belirtenler, toplumda özellikle ev içi cinsel istismarın cok daha fazla olduğunu, sadece kız çocuklarında değil erkek cocuklarında da oldukca yoğun oldugunu dile getirdiler. Cinsel sömürünün, kadının meta haline getirilip pazara sunulmasının dısında, evliliğin de bir fuhuş olduğunu belirtilip, kadın bedeni üzerindeki işgallere ve dinin bu noktadaki payına değinildi.

Sorular yöneltildi, fuhusdan kurtulmak isteyen bireye ne sunabileceğimizi, gönüllü yapan bireye bakışımızın ne olacağı ve cinsellik anlayışımızın ne olduğu…

Toplantının sonunda, kurumlar arası eylem birlikteliklerinin önemine değinip cinsler arası eşitsizliğin otadan kaldırılması ve bu anlamda yürütülecek kampanyaların önemli oldugu vurgulandı.

Share
adkh_s tarafından

Avrupa Demokratik Kadın Hareketi Londra’da Radyo Programına Katıldı

Ekim 18, 2013 de ANASAYFA adkh_s tarafından

Londra’da Radyo Programı

13-AdkhLondradaRadyoProgramiADKH’nın yürüttüğü kampanya vesilesiyle Kadın Hareketi temsilcileri binlerce dinleyicisi olan Radyo Umut tarafından 18 Ekim Akşamı yapılan radyo programına davet edildi. 2 saat süren program boyunca ADKH’nın amaçları, yürüttüğü kampanyayla hedefleri ve ne yapılmak istendiği genişçe açıklandı. 3. büyük sektör olan Fuhuşun çocuklara, kadınlara ve diğer kesimlere yansıyan boyutları bir çok ülkede olup bitenlere dair somut istatistiki bilgilerle açıklandı. Kadın Hareketi temsilcisi konulan hedefler doğrultusunda kapitalizmin insanı ve tüm güzel değerleri metalaştırmasına karşı örgütlenerek mücadele etmek ve her türlü sömürü biçimlerinin yeryüzünden süpürülüp atılana kadar bu mücadeleye devam etme çağrısında bulundu. Avrupa Demokratik Kadın Hareketi’nin  16 Kasım 2013 günü Cinsel Sömürüye Sessiz Kalma konulu tartışma toplantısına katılım çağrısı yaptı. Telefonla bağlananların  sorularının cevaplandırıldığı program okunan şiirlerle son buldu.

Share
adkh_s tarafından

Hamburg’da Kampanya Tanıtım Toplantısı

Ekim 20, 2013 de ANASAYFA adkh_s tarafından

14-HamburgdaKampanyaTanitimToplantisi-1Avrupa Demokratik Kadın Hareketi’nin 29 Eylül’de  Cinsel Sömürüye Sessiz Kalma, Diren Mücadele Et şiarıyla başlatılan kampanyası Avrupa’nın çeşitli yerlerinde yapılan etkinliklerle devam ediyor. Bu toplantılardan biride Almanya’nın Hamburg kentinde 20 Ekim Pazar günü gerçekleştirildi. Yoğun bir katılımın olduğu toplantı ADKH’nin kampanyanın önemine dair yaptığı sunumla başlatıldı. Sunumda dünyanın gelişmekte olan 3. büyük sektörü olan Fuhuş sektörü, tanımı ve onunla bağlantılı olarak bir bütün insan ticaretine dair bilgilendirme yapıldı.  Katılanlarında dahil olduğu tartışmaların ardından önümüzdeki dönemde yerelde ve çevrede yapılacak kampanya eylemlilikleri üzerine kararlar alındı. Alınan kararlardan bazıları şöyle;

1-Hamburg’da  seks turizminin yapıldığı Reeperbahn gibi bölgelerde stand açmak yada miting yapmak.

2. Duvar gezeteleri yapmak.

3. Bölgede yapılacak Sex Messe önünde bildiri dağıtmak.

4. ADKH’nin 23 Kasım 2013 tarihinde  Frankfurt’ta yapacağı merkezi panelin benzerini Almanya’nın Kuzey bölgesi icin (Hamburg, Berlin, Hanover) düzenlemek14-HamburgdaKampanyaTanitimToplantisi-2

Share
adkh_s tarafından

ADKH “Cinsel sömürüye sessiz kalma, diren mücadele et” kampanyasına Zürih’te sokak çalışmalarıyla başladı

Ekim 20, 2013 de ANASAYFA adkh_s tarafından

ZÜRİH (20.10.2013)- Avrupa Demokratik Kadın Hareketi(ADKH)’nin, “Cinsel sömürüye sessiz kalma, diren mücadele et” şiarıyla fuhuşa karşı örgütlediği kampanya çalışmalarına 19 Ekim 2013’de İsviçre’nin Zürih kantonunda başlandı.

16-ADKHCinselSömürüyeSessizKalma-1ADKH-İsviçre aktivistleri Zürih kantonunda yasal olarak fuhuş yapılan Langstrasse’de bildiri dağıttı. Bedenlerin ve cinselliğin metalaştırılmasına karşı tavır alınması gerektiğinin ve bu yönlü birlikte hareket etmenin dünyayı ve toplumu değiştireceği insanlarla tartışıldı. Bu yönü ile Avrupa devletleri içerisinde en kötü nama sahip olan İsviçre’de 16 yaşından itibaren fuhuşun yasal olması durumu eleştirildi. İlginin yoğun olduğu gözlemlenen sokak çalışması sırasında ADKH aktivistlerine ADKH’nin iletişim adresi ve soruna dair somut çözüm önerileri olup olmadığı soruldu.

Fuhuşun merkezinde çalışma yürütüldü

16-ADKHCinselSömürüyeSessizKalma-2Langstrasse ‘barları’ ve‘erotik shop’larında camlara yapıştırılmış çıplak kadın resimleri ve kapı önlerinde ‘müşteri’ bekleyen kadınlarla fuhuşun merkezi durumunda. Bu sebeple ADKH faaliyetçileri çalışmada olumlu tepkilerin yanı sıra, erkekler tarafından sözlü tacizlere de maruz kaldılar. Cadde güzergahında yapılan çalışmada fuhuş yapan kadınların erkek şiddetine maruz kaldıkları ve bu durumu kanıksadıkları gözlendi. Toplumda farkındalık yaratmak için yapılan sokak çalışmasında dikkat çeken bir diğer konuysa bölgede yaşanan fuhuşa ve kadına yönelik şiddete karşı toplumun ilgisizliği ve kayıtsızlığıydı.

Share
adkh_s tarafından

Dersim Demokratik Kadın Hareketi 25 Kasım çalışmalarına başladı

Kasım 9, 2013 de ANASAYFA adkh_s tarafından

Dersim Demokratik Kadın Hareketi (DKH) yaklaşan 25 Kasım Kadına Karşı Şiddetle Mücadele Günü sebebiyle Dersimli kadınlarla biraraya geldi

DERSİM (09.11.2013)- DKH ‘nin çağrısıyla bugün 25 KasımKadına Karşı Şiddetle Mücadele Günü sebebiyle Dersimli kadınlarla bir toplantı yapıldı. Saat 12.00 ‘de bir araya gelen kadınlar önce kısa bir film gösteriminin ardından yaklaşan 25 Kasım ile ilgili fikir alışverişinde bulundu.

  21. Yüzyıl ‘da kadın hala sömürülüyor

Ülkemizde kadının durumuna değinilen toplantıda günümüz koşullarında kadının hala şiddet görmesinden kaynaklı 25 Kasım’ın kadınlar için ayrı bir anlam ifade ettiği dile getirildi. Kimisi kocasından, kimisi babasından, kimisi erkek kardeşlerinden şiddet gören kadınların  tacize, tecavüze maruz kaldıkları ve ne yazık ki bunun çoğu kesimlerce ‘normal’ ve ‘alışılmış’ bir şekilde deklare edildiği vurgulandı.

   “Savaşan kadın özgürleşen kadındır”

“Kadınlar sadece 25 Kasım, 8 Mart gibi günlerde yan yana gelip birliği sağlayıp diğer günlerimizde alışıla gelmiş kadını ötekileştiren ikinci planda tutan zihniyete karşı mücadele etmediğimiz sürece biz mücadelemizde başarılı olamayız. Her gün 8 Mart, her gün 25 Kasım düşüncesi ile ve ‘’savaşan kadın özgürleşen kadındır’’şiarıyla kadını ötekileştiren, kadını ikinci plana atan her türlü zihniyete karşı savaşmalı ve kendi emeğinin bilincinde olmalıyız” diyen DKH 25 Kasım’da kadınları kadına karşı şiddetle mücadele etmeye çağırdı.

Share
adkh_s tarafından

ADKH, İsviçre’de Radyo Lora’nın programına katıldı

Kasım 16, 2013 de ANASAYFA adkh_s tarafından

Avrupa Demokratik Kadın Hareketi (ADKH)’nin “Cinsel sömürüye sessiz kalma, diren, mücadele et” şiarıyla fuhuşa karşı örgütlediği kampanyanın tanıtım faaliyetleri, İsviçre’de Radyo Lora’nın programına katılım gösterilerek devam ettirildi.

İSVİÇRE (16.11.2013)- Avrupa Demokratik Kadın Hareketi(ADKH)’nin, “Cinsel sömürüye sessiz kalma, diren, mücadele et” şiarıyla fuhuşa karşı örgütlediği kampanyanın tanıtım ve faaliyetleri İsviçre’de de devam ediyor.

11-ADKHIsvicredeRadyoLora İsviçre Demokratik Kadın Hareketi, İsviçre’de yerel yayın yapan Radyo Lora’nın 30. Yıl dönümü kutlamaları çerçevesinde kampanyasını canlı yayına katılarak tanıttı. 14 Kasım Perşembe günü saat 20.00’de başlayan program bir saat sürdü. Program boyunca, ADKH temsilcileri, ADKH’nın amaçlarını, neden bu kampanyayı örgütlemeye ihtiyaç duyduklarını, kampanya bağlamında hedeflerini ve ne yapmak istediklerini açıkladı.

Programda kampanyanın hedefleri dile getirildi

Radyo Lora’daki söyleşide ADKH, kampanyaya dair şu bilgileri verdi:

“Kampanyamız babında, cinsel sömürü üzerinden fuhuşu gündem almamızı, ahlaki olarak değerlendirenler de ve bu kaygılarla mı çalışmayı ele aldığımızı soranlarda mevcut. Biz aksini düşünüyoruz. Fuhuşa zaten ahlaki değerler ve yasalarla meşruluk kazandırılmış. Bizlerin tepkisi kesinlikle fuhuş içinde yer alarak bedeni ve ruhu sömürülenlere değil, aksine toplumun ilk gördüğü onlar, biz onları ötekileştiren bu sorunun kaynağı olarak gören ikiyüzlü, ahlaki anlayışa karşı toplum ve devletlerin bundaki rolünü ortaya çıkarma amacındayız. Ve bu yüzden yeni kavramlara ihtiyacımız olduğunu düşünüyoruz. Mesela; fahişe, seks işçisi, seks kölesi üzerine tartışılması gerekiyor, çünkü hepsi bir anlayışı ele alıyor. Fahişe; kadını ötekileştiren, seks işçisi ise bunu meşrulaştıran, normalleştiren bir kavram olarak karşımıza çıkıyor. Seks kölesi ise, kendi bedeninin tasarruf hakkının başkasına sunulması ve bu durumun sorunlu olduğu yaklaşımını veriyor. Bu yüzden kavramları da tartışıyor, tartıştırıyoruz.”

30.Yıl dönümünü kutlayan Radyo Lora’nın, ADKH ile söyleşisine program akışı içinde İsviçre Demokratik Haklar Federasyonu ( İDHF) adına da telefonla bağlanılarak kampanyayla ilgili değerlendirmeler yapıldı.

3F; Futbol, Festival ve Fuhuş!

ADKH adına programa katılan, İsviçre DKH temsilcileri şunları söyledi: “Kapitalist ülkeler sırtını dayadığı 3F, yani Futbol-Festival-Fuhuş sektöründe kadınları pazara savurabilecekleri tüm alanları kullanmaktadır. Fuhuş, geçmişin tapınaklarından günümüzün genelevlerine sınırlı kalmamıştır. Gün geçtikçe hızla büyüyen, hayatımızın her alanında karşımıza çıkan cinsel sömürünün ön adımları olan, şiddeti, tacizi, tecavüzü ve her türden baskılanmayı reddetmek, bunlara karşı ortak tavrı geliştirmek adına, bu çürüyen ve kendisiyle beraber tüm insanlığı çürüten sistemi teşhir etmekle sınırlı kalmıyoruz. Topluma sıradan, olağanmış gibi kanıksatılan alışılagelmiş zihniyeti mahkum etmek ve insanlarda- toplumlarda oluşturulacak duyarlılaştırma kampanyaları ve yasal düzenlemeler üzerinden bunların takipçisi olmayı önemsiyoruz. Kurumlar arası ilişkileri geliştirip eylem birliktelikleriyle sesimizi, perspektifimizi var etmek önümüzde önemli bir görev olarak duruyor. Kadın, erkek, LGBT bireyler, herkesi duyarlı olmaya ve kampanyamızı sahiplenmeye çağırıyoruz.”

Share
adkh_s tarafından

Her türlü şiddetinizle barışmayacağız

Kasım 20, 2013 de ANASAYFA adkh_s tarafından

’’Haklı Olan Her Şey İçin Savaşmaya Devam Edeceğiz’’

ADKH (20.11.2013) Geçmişten günümüze binlerce yıldan beri güçlü olabilmek ve hükmetmek için gerek bireylerin,  gerekse de toplumsal  sistemlerin başvurdukları    zor araçlarından biri de  şiddet olmuştur.

09-HerTürlüSiddetinizleBarismayacagizBu zor aracı, ezen ve ezilen ilişkisinin olduğu toplumsal sistemlerde her  türlü siyasi ekonomik, örgütsel ve askeri gücü elinde bulunduran sınıflar tarafından, kendi çıkarlarına uygun şekilde bilinçli ve sistemli olarak kullanılmaktadır. Bu şiddetin bir yüzünü doğaya  karşı tahribat oluştururken diğer yüzünü ise kitlelere karşı uygulanan ekonomik, fiziksel, cinsel, psikolojik baskı oluşturuyor. Şiddet bir siyaset haline getirilerek özellikle kadın üzerinden toplumsal (sosyal) cinsiyet rolleri ile  dizayn ediliyor.

Egemenler varlıklarını devam ettirmek ve halklara uyguladıkları şiddeti meşrulaştırmak için kendi   ideoloji ve anlayışı çerçevesinde tüm  kurumlarıyla   hayatın olduğu her yerde  şiddeti  kitlelere kanıksatmış ve bu sayede devlet ve şiddet olgusunu manipüle ederek  görünmez kılmıştır. Şiddet olgusunun en alt çemberinde bulunan kadınlar ve çocuklar ataerkilliğin en mağdur  bireyleri olarak karşımıza çıkıyorlar. Kadınlar sosyal cinsiyet rolleri sonucu toplumda değişikliğe  neden olacak   kararlar verme yetkisi olmayandır. Çocuk doğurmama hakkı olamaz ve dolayısıyla kürtaj bütün ülkelerde  din olgusu üzerinden tartıştırılarak ‘günah’ görülür. Bu ‘günah’ devletlerin genç nüfus isteyip istememelerine göre rol oynarken kadını zorla kısırlaştırma ‘günah’ görülmez. Kadına ve erkeğe doğuştan verilen ve yaşamları boyunca hep karışılaşacakları bu sosyal roller iki taraf açısından şiddeti benimsemeye götürür.

Türkiye gibi erkek egemen sistemin (patriarkal)  ağır yaşandığı bir ülkede, sosyal  cinsiyet eşitsizliği ve bunun ağır sonucu olan kadına yönelik şiddet iktidar tarafından değişik başlıklar altında topluma kabul ettirilmeye çalışılıyor. Kadının kaç çocuk doğuracağı, ailenin kutsallığı, evlilik dışı çocukları ötekileştirmesi, ‘flört fahişeliktir’ açıklamaları ile dünden bugüne taşınan bu politika  ‘kızlı erkekli’ evlere baskın yaparak toplum ahlakına ayar verme siyaseti   bize göre bugüne kadar  kazanılan tüm hakların yeniden tartışmaya açması anlamını taşır.

Yine kadına yönelik cinsiyetçi şiddet ‘’demokrasi ve insan haklarının beşiği’’olarak gösterilen Avrupa’dada küçümsenmeyecek bir seviyededir.Abartısız Avrupa’nın her ülkesinde gündelik olarak kadınların karşılaştığı cinsiyetçi şiddetin tecavüz, cinsel taciz,  işyerinde, eğitim kurumlarında ve başka yerlerde sarkıntılık ve cinsel zorlama dâhil toplum içinde meydana gelen fiziksel, cinsel ve psikolojik şiddet, kadınların alınıp satılması ve fahişeliğe zorlanması gibi  biçimleriyle sıklıkla karşılaşılmaktadır.Bu cinsiyetçi siddetin özelikle kadının cinsel meta olarak kulanılması ve bu yönlü oluşturulan çetelerin kadını zorla seks kölesi haline getirilmesine Avrupa devletleri önemli oranda göz yumakta,bu şebekeleri el altında teşfik etmektedir.

Şiddetin başka bir biçimi olan ve  erkeğe ayrıcalık tanıyan militer siyaset,  kadının savaştaki erkeği ‘vatan, savaş ve kahramanlık’ üzerinden   desteklemesi yine kadına  biçilen rollerden biridir. Emperyalist savaşların parçası olan   fuhuş   Tunus’tan Suriye’ye  ‘’ cinsel cihat’’ adı altında   kadın bedeninin yeni pazarı olarak basına yansıdı. Üçüncü  büyük kar sektörü  diye geçen ve  dört kıtada  kapitalizme hizmet eden  bu pazar, kadını ve erkeği özgür bireyler olmaktan çıkarıp satın alınan  ve sahip olan ‘modern’ çağın modern köleleri haline getiriyor. Kadına yönelik cinsel şiddet, kadın bedeninin metaya dönüştürülmesi başlı başına bir şiddet olgusuyken aynı zamanda bu sektörde çalışan  bireylerin  fiziksel ve psikolojik şiddete maruz kalmaları buz dağının sadece görünen yüzüdür.

Kızlı erkekli  ‘bu daha başlangıç mücadeleye devam’  şiarıyla eşitsizliğe karşı  Gezi parkında siyasetin dilini ataerkillikten çıkarıp kendi siyaset dilini, kültürünü  ve tarzını yansıtan kadınlardan   Rojava’da   alt kimlikle ötekileştirilen, yok sayılan bir ulusun kadınları  ayaklandı özgürlükleri için. Uzun bir sessizlikten gelen  kadın mücadele tarihi ile bir köprü kurdu.  Kollontay’dan, Kurupskaya’ya, Olga’dan Roza’ya    kadına yönelik  şiddete karşı  mücadele ve uluslar arası dayanışma günü olan  bugüne adını veren   Mirabel kardeşlerin ‘’(…) haklı olan her şey için savaşmaya devam edeceğiz’’ sözleri  bizleri yüreklendirmeli.

Kadına Yönelik Şiddete Karşı Örgütlü Mücadeleyi Yükseltelim!

Gelecek Ellerimizdedir; Elini Ver Sesini Kat Geleceğe Yürüyelim!

AVRUPA DEMOKRATİK KADIN HAREKETİ

Kasım 2013

Share
adkh_s tarafından

ADKH 25 Kasım’da Hamburg’da sokaklardaydı

Kasım 22, 2013 de ANASAYFA adkh_s tarafından

01-hamburg2013-2

Ortak Kadın Platformunun düzenlediği gösteride kadınlar bir kere daha şiddetinizle barışmayacağız diyerek sokakları doldurdular.

01hamburg2013-3

Share
adkh_s tarafından

İstanbul Kadın Dayanışması Kadıköy’de eylem yaptı

Kasım 24, 2013 de ANASAYFA adkh_s tarafından

İstanbul Kadın Dayanışması’nın çağrısıyla, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele Günü  “Kadın Düşmanlığına, Şiddete, AKP’ye Meydan Okuyoruz” pankartıyla Kadıköy Altıyol’da toplanan kadınlar Beşiktaş İskelesi’ne yürüdü

HABER MERKEZİ (24.11.2013)- İstanbul Kadın Dayanışması’nın çağrısıyla “Kadın Düşmanlığına, Şiddete, AKP’ye Meydan Okuyoruz” pankartıyla Kadıköy Altıyol’da toplanan kadınlar 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele Günü vesilesiyle kadın cinayetlerine dur diyerek Beşiktaş İskelesi’ne yürüdü.

05-IstanbulKadinDayanismasi

Yürüyüş sırasında kadınlar “Bu daha başlangıç mücadeleye devam”, “5 çocuk değil iş istiyoruz” , “Kadın düşmanı AKP istifa” sloganlarını attı.

Katliamların hesabını soracağız

İskelede İstanbul Kadın Dayanışması tarafından yapılan açıklamada, Rojava’da çetelerin Kürt kadınlarına yönelik katliam ve tecavüzlerine dikkat çekilerek  şu ifadeler kullanıldı:”Bizler, kadın katliamlarının hesabını soracağız, hukuksuz yargılama süreçlerinizin takipçisi olacağız, bizleri eve hapseden erkek egemenliğine mahkûm eden yasalarınıza itaat etmeyeceğiz, bizden gasp etmeye çalıştığınız hayatlarımızın ve haklarımızın sonuna kadar peşinde olacağız. Bu topraklarda yaşayan kadınlar olarak eşitlik ve özgürlük mücadelemizi sürdüreceğiz. En korktuğunuz yerde, sokaklardan meydan okuyoruz, sokakları terk etmeyeceğiz. Buradan Başbakan’a sesleniyoruz: Bedenimizden, emeğimizden, hayatımızdan, kılık kıyafetimizden, kızlı erkekli oturmamızdan sana ne.”

Share
adkh_s tarafından

Cinsel Sömürüye karşı Diren Mücadele Et Paneli yapıldı

Kasım 26, 2013 de ANASAYFA adkh_s tarafından

Frankfurt (26.11.2013) ADKH; Cinsel Sömürüye karşı Diren Mücadele Et!  Sloganıyla başlatmış olduğu  kampanyanın bir parçası ve aynı zamanda kadına yönelik şiddete karşı mücadele ve uluslar arası dayanışma günü vesilesiyle Almanya Frankfurt kentinde ilk panelini düzenledi.

Panele LGBTT İstanbul Temsilcisi Cirüsk (Kıvılcım) Arat, Almanya’da Sosyal Pedagog  Seyhan  Taşdemiroğlu ve ADKH Temsilcisi katıldı.

Fuhuş sektörüne bakış açısı, Fuhuş, seks işçiliği ve köleliği ,  ataerkillik kavramları, aile ve ahlak tanımları, LGBTT’lere bakış açısı ve yaşadıkları sorunlar, göç ve fuhuş  konuları ele alındı.

Her Türlü Şiddetiniz ile Barışmayacağız

02-Cinsel_Somuruye_karsi-1Avrupa Demokratik Kadın Hareketi temsilcisi, kadın mücadelesi için  neden böyle bir kampanyaya ihtiyaç duyduklarını amaç ve hedeflerini anlatan sunumundan sonra kutsal fahişelikten bugüne uzanan tarih, toplumsal bakış açısı ve bugün  dünyanın üçüncü kar sektörü haline gelen insan (beden) ticaretine karşı  mücadele yöntemlerini aktardı.  ‘’ Bu kampanya ile amacımız gözler önünde olan ama görülmeyen boyutu göstermek istedik. Fuhuşu  gönüllü yada zorla yapan kadını ötekileştirmeden  çözümü veya ortadan kaldırılması noktasında ne kadar aciliyet  taşıdığını birlikte tartışalım istedik. Cinsel Sömürüye Sessiz Kalma Diren Mücadele Et şiarıyla kampanyamızı başlattık. Ve cinsel sömürünün bir kısmı olan, bedenlerin metalaştırıldığı fuhuşu ön plana çıkardık. Ama vurgulanması gerekir ki, cinsel sömürü  sadece  fuhuş alanında değildir. Kadın bedeninin medyada sunuluş biçimi, pornografik içerikli reklam panolarında obje olarak kullanılması ve bunu normal olarak gösterilmesi de cinsel sömürüdür’’  vurgusunda bulundu.

Patronsuz Pezevenksiz Bir Dünya İstiyoruz!

LGBTT temsilcisi  Cirüsk  (Kıvılcım) Arat ;  bu sorunları konuşurken  ataerki ve patriarkal tartışılmadın geçilemeyeceğini vurguladı. Ancak günün özgünlüğünden dolayı esas sunumunu  genel anlamda translara uygulanan şiddet,  devlet şiddeti  ve LGBTT’lilerin yaşadığı  sorunlar, maruz kaldıkları saldırı ve cinayetlerin  sistem  ve hukuku aracılığıyla nasıl cezasız bırakıldığını vurguladı.

Cirsük (Kıvılcım) Arat  daha sonra şöyle devam etti  ‘’ toplumsal yaşamın tüm kapılarının kapandığı bir alanda geriye tek bir seçenek kalıyor (biz bunun başına zorunlu kelimesini koyuyoruz) oda zorunlu seks işçiliği. Peki bu toplumsal yaşamın tüm kapılarını kapatanlar kimler; genel ahlakın iki yüzlü bekçileri yani erkekler, erk sistemidir.. Şimdi artık şiddete karşı ses çıkarırken bir kez daha düşünmek gerektiğine inanıyorum. Zulmün, katliamın ve acının hayatın birer parçası olduğu bir coğrafyada özgürlük, adalet, hak temelli arayışların toplumun tüm kesimleri için olmalıdır. Çünkü bir kesime uygulanan şiddet dönüp dolaşıp toplumun tüm kesimlerini vurur. O şiddet dönüp dolaşıp kadınları, LGBTT bireyleri, Kürde, Alevi’ye,  devrimciye, Romen’e, Çerkez’e, Laz’a ulaşıyor. Ve bir bakıyorsunuz ki yaşadığımız coğrafyanın her yeri şiddetle iç içe. Patronsuz ve pezevenksiz bir dünya istiyoruz,  yani sınıfsız bir dünya istiyoruz.Yaşamak istiyorsak örgütleneceğiz.’’

Kapitalizmi ayakta tutan militarizmdir

02-Cinsel_Somuruye_karsi-2Seyhan Taşdemiroglu: ‘’Irkçılık Şovenizm ve militarizm kapitalizmi ayakta tutuyor. Bir kadının toplumda tek başına yaşama ve ayakta durma özgürlüğü vardır. Kadına günümüzde değersiz damgasını  kapitalist olan egemen ataerkil sistem tarafından vuruluyor. Erkek egemen toplumun temel noktalarından bir tanesi kapitalizm ve onu  ayakta tutan sistemlerden biride militarizmdir. Bunun 4. sütun noktası ise kadın sömürüsüdür. Bu durumda kapitalizm, ırkçılık ve sekssizim ortaya çıkıyor. Bu üç nokta koloniyel  kapitalist anlayışın ırkçı şovenist düşüncenin sonucudur. ‘’ şeklinde ifade etti.

Panel soru ve  fikirlerin beyan edildiği ve farklı tüm fikirlerin özgürce ifade  edildiği  tartışma süreciyle  sonuçlandırıldı.

Share
adkh_s tarafından

Kadına Yönelik Şiddet Devam Ediyor, İsyan Büyüyor!

Kasım 26, 2013 de ANASAYFA adkh_s tarafından

Zürich (26.11.2013) İsviçre Demokratik Kadın Hareketi ve Yeni Kadın’in örgütleyicisi oldugu, 25 Kasım “Kadına Yönelik Şiddet” günü ile ilgili, aynı gün Isviçre’nin Zürich Kantonu’nda, Paradeplatz’da saat 18:00’de yogun bildiri dağıtımı yapılarak, kısa bir açıklama okundu. Her iki kurum “25 Kasım Kadına Yönelik Şiddet” günüyle ilgili kendi açıklamasından belli kesitler okudu.

03-KadinaYonelikSiddetAçıklamanın ardından ayrıca, Avrupa Demokratik Kadın Hareketi’nin, geçtigimiz Eylül ayında “Cinsel Sömürüye Sessiz Kalma, Diren, Mücadele Et” şiarıyla başlattığı kampanyasıyla ve Yeni Kadın’in da “Ev İçi Emegi ve Esnek Çalışma Sistemi” şiarıyla başlattığı kampanyasıyla ilgili de bildiri dağıtımı da yapıldı.

İsviçreli kadın örgütleri de destek verdigi açıklamaya, “Keine Frau ist Illegal” (Hiçbir Kadın Illegal Degildir) pankartı açtı.

Share
adkh_s tarafından

Kadınların Taksim’deki yürüyüşüne polis barikatı

Kasım 26, 2013 de ANASAYFA adkh_s tarafından

25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Dayanışma ve Mücadele Günü’nde kadınlar sokaklara çıkarak eylem yaptı

HABER MERKEZİ (26.11.2013)- 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Dayanışma ve Mücadele Günü nedeniyle dün akşam Galatasaray Lisesi önünde bir araya gelen 25 Kasım Kadın Platformu üyesi yüzlerce kadın, erkeklerin ve devletin kadınlara uyguladığı şiddeti protesto eden bir eylem gerçekleştirdi.

Polis kurduğu barikatla yürüyüşü engelledi

04-KadinlarinTaksimYuruyusuGalatasaray Lisesi önünde Türkçe ve Kürtçe “Erkek Devlet Şiddetine Karşı İsyandayız” yazılı pankartı açan kadınlar yürümek isterken, polis TOMA’larla barikat kurarak yürüyüşü engelledi. “Bu daha başlangıç mücadeleye devam” , “Her yer Taksim her yer direniş” , “Polis defol, bu sokaklar bizim” sloganlarıyla polisi protesto eden kadınlar, polis barikatı önünde eylem yaptı.

Alkışlar, sloganlar ve zılgıtlarla bir süre daha bekleyişini sürdüren Platform adına Kürtçe ve Türkçe olarak hazırlanan basın açıklamasının okunmasına geçildi. Açıklamada devletin ve erkeklerin kadınlara yönelik şiddetine dair örnekler verilerek, AKP ve Başbakan Erdoğan’ın kadın düşmanı politikaları ve açıklamalarına dikkat çekildi. Basın açıklaması şu ifadelerle devam etti: “AKP’nin evli-evli olmayan, çocuklu-çocuksuz, başı açık-kapalı, meşru-gayri meşru gibi ikiliklerle kadınlar arasında kurmaya çalıştığı hiyerarşiye karşıyız. Emeğimizin ucuzlaştırılmasına, yoksulluğumuzun artırılmasına, daha da güvencesiz, erkeklere daha bağımlı hale getirilmemize karşı çıkıyoruz.”

‘Yaşamımıza yönelik saldırılara karşın mücadelemiz sürecek’

Kadınların yaşamına yönelik saldırılara karşın mücadelenin sürdürüleceği belirtilen basın açıklamasında, son olarak şu ifadeler yer aldı: “Tacizci, tecavüzcü, kadın katili erkekleri ve onları koruyan erkek devleti her fırsatta teşhir edeceğiz. Bedenimizin, kimliğimizin, inancımızın, anadilimizin, cinsel yönelimimizin, emeğimizin, hayatımızın, haklarımızın, gasp edilmesine ve biz kadınların daha da ezilmesine yol açan cinsiyetçiliğe karşı mücadelemize devam edeceğiz.” Coşkulu geçen eylem Galatasaray Lisesi önünde çekilen halaylarla sona erdi.

Yapılan eylem sırasında “Yaşasın kadın dayanışması” , “Cinsiyetçi medya istemiyoruz”, “Öldüren sevgi istemiyoruz” , “Kadın cinayetleri politiktir” , “Susmuyoruz, korkmuyoruz, itaat etmiyoruz” , “Jin jiyan azadi” , “Kadınlar artık susmayacaklar” , “Bir kere gittik Gezi’ye dönmeyeceğiz evimize” sloganları atıldı.

Share
adkh_s tarafından

Duisburg’da ‘’Kadına Yönelik Şiddete Hayır’’ Mitingi Gerçekleştirildi

Kasım 26, 2013 de ANASAYFA adkh_s tarafından

Duisburg (26.11.2013) ADKH(Avrupa Demokratik Kadın Hareketi), Kürt Kadın Hareketi, SOLWODi, Yeni Kadın, MLPD, Courage, TKSE, IGM,Ver-di kurumlarının ortak organize ettiği 25 kasıma yönelik “kadına yönelik şiddete hayır” mitingi saat 17.00 de Duisburg merkezinde gerçekleştirildi.

06-DuisburgKadinaYonelikSiddet-1Açılış konuşması ve söylenen marşla başlanan mitinge, katılımcı tüm kurumların konuşmalarıyla devam edildi. Konuşmalarda; cinselliğin metalaştırılması, savaşlarda kadının durumu, insan ticareti, kadınlara yönelik işyerlerinde mobbing  uygulamaları ve Suriye-Rojava’daki kadınların durumu ön plana çıktı.Yapılan tüm konuşmalarda kadın mücadelesinin ortaklaşması vurguları yapılarak,kadın dayanışmasının ön plana çıkması çağrıları yapıldı. Erkek egemen anlayışın her alanda kırılması ve emperyalist-kapitalist sistemin yarattığı şiddete karşı, kadının sözleyeceği sözün daha yüksek çıkması gerektiği belirtildi.

ADKH; kurduğu standla katıldığı mitingde, yürütmüş olduğu “Cinsel Sömürüye Sessiz Kalma, Diren Mücadele Et! “ kampanyasının broşürlerini ve 25 Kasım’a dair çıkardığı bildirilerin dağıtımını yaptı.

Miting; coşkulu sloganlarla ve kısa bir yürüyüşle sona erdi.06-DuisburgKadinaYonelikSiddet-2

Share
adkh_s tarafından

İnnsbruck’ta kadına yönelik şiddete karşı sempozyum

Kasım 26, 2013 de ANASAYFA adkh_s tarafından

Tirol Demokratik Kadın Platformu 22 Kasım cuma aksamı Innsbruck Üniversitesi’nde, Kadına Yönelik Her Türden Şiddete Son Sempozyumu’nu yaptı

İNNSBRUCK (26.11.2013)- Tirol Demokratik Kadın Platformu 22 Kasım cuma aksamı Innsbruck Üniversitesi’nde, Kadına Yönelik Her Türden Şiddete Son Sempozyumu düzenledi. Yeni kadın temsilcisi “Ev içi görünmez emeği görünür kıl”, ADKH temsilcisi “Fuhuşa ve çocuk pornosunu durdur, bedenimiz bizimdir” konu başlıklarında sunumlar yaptı. İstanbul LGBT Derneği Temsilcisi Kıvılcım Arat da ötekileştirilen LGBT’lerin genel sorunlarına değindi. Sempozyumun sonunda dinleyicilerden gelen sorular yanıtlanırken, yeni düşünceler de dile getirildi.

08-InnsburcktaKadinaYonelikSiddetFuhuşa karşı mücadele yöntemleri tartışıldı

Sesiyle sanatçı Ajda Varli de sempozyuma destek verdi. Fuhuşa karşı alternatifler ve Seks köleliği-İşçiliği kavramları üzerinde sıklıkla sorular yöneltilirken, ortak yapılan bu eylemin devamının getirilmesinin önemine dikkat çekildi.

Toplantıyı ortaklaştıran kurumların isimleri şöyle: Avrupa Demokratik Kadın Hareketi, Yeni Kadın, LIlith Innsbruck, Dersim eyaleti Doğa ve Kültür Derneği, Sosyalist Innsbrucklu Öğrenciler Derneği.

25 Kasım Pazartesi günü ise gerçekleştirilen sokak etkinliğinde 11-17.30 arası İnfostand 17.30’dan itibaren ise yürüyüş gerçekleştirildi. Bütün gün süren bu etkinlikte ise Avusturyalı gençlerin yoğun katılımı dikkat çekti.

Share
adkh_s tarafından

Başka Bir Dünyanın Mümkün Olduğunu Haykırmak için; 12 Ocak’ta Berlin’e !

Aralık 30, 2013 de ANASAYFA adkh_s tarafından

0 1 A A 116ADHK (26.12.2013) İnsanın insanlaşma sürecinde, insanlığın özgürleşme mücadelesinin kızıl neferleri olarak, bulundukları mevcut sistemi değiştirme-dönüştürme pratiklerindeki ögretici mücadeleleriyle tarihe adlarını yazdıran Rosa Luxemburg, Karl Liebknecht ve V. I. Lenin yolumuzu aydınlatmaya devam ediyor.

Emperyalist-kapitalist dünya gericiliğinin köhnemiş ve çürümüş barbarlığının, insanlığı ve doğayı adeta cehenneme çevirdiği bu tarihsel süreçte, geçmiş devrimci kazanımlarımızı sahiplenmek ve devrimin kızıl neferlerinin mücadelelerinden öğrenip, bu mücadeleyi ilerleterek yaşatmak her zamankinden daha fazla önem arzetmektedir. İnsanlığın kurtuluş projesi olan Sosyalizme yürüyüş uzun soluklu zorlu bir yürüyüştür ve bu yürüyüş uzun süreli bir sınıf savaşımını gerektirir. Kokuşmuş ve köhnemiş emperyalist-kapitalist gericiliğe karşı mücadele etmek ve yeni bir dünyanın mümkün olduğunu haykırmak bizler için bir tercih değil, gerçekleştirilmesi gereken bir zorunluluktur.

İnsanlığın özgürleşme mücadelesinin tarihsel yaratıcılarını ve deneyimlerini sahiplenmek ve daha ilerilere taşımak bizlerin en önemli devrimci görev ve sorumluluklarımızdan biridir. Bu perspektif ve zorunluluk bilinci ile tüm bileşenlerimiz ve kurumlarımız başta olmak üzere, tüm kitlemizi 12 Ocak 2014’te Berlin’de  büyük sosyalizm yürüyüşünde olmaya ve yeni bir dünyayı kendi ellerimizle yaratma umudumuzu ve kararlılığımızı hep birlikte haykırmaya çağırıyoruz.

12 Ocak 2014 – Saat:10.00 – Frankfurter Tor, BERLİN

ADHK (Avrupa Demokratik Haklar Konfederasyonu)

ADKH (Avrupa Demokratik Kadın Hareketi)

ADGH (Avrupa Demokratik Gençlik Hareketi)

26 Aralık ‘13

 

Share
adkh_s tarafından

İmza Kampanyasına destek ol!

Aralık 30, 2013 de ANASAYFA adkh_s tarafından

Cinsel Sömürüye Sessiz Kalma, Diren, Mücadele Et!

“Hiç kimse kölelik veya kulluk altında bulundurulamaz; kölelik ve köle ticareti her türlü şekliyle yasaktır.” (İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, Madde 4)

“Taraf Devletler kadın ticareti ve fahişeliğin istismarının her şekliyle önlenmesi için yasama dair gerekli bütün önlemleri alacaklardır.” (Kadınlara Karşı Hertürlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi, Madde 6)

“Taraf Devletler, her ne nedenle ve hangi biçimde olursa olsun, çocukların kaçırılmaları, satılmaları veya fuhuşa konu olmalarını önlemek için ulusal düzeyde ve ikili ve çok yanlı ilişkilerde gereken her türlü önlemleri alır.” ( Çocuk Haklarına Dair Sözleşme, Madde 35)

Yukarıda geçen tüm bu maddeler kağıt üzerinde bugün de geçerliliğini koruyor, ancak gerçek yaşamda “Taraf Devletler” 3. büyük sektör olan Fuhuş sektörünün gelişiminin önünde durmak için bu yasaların hiçbirini uygulamıyor ve dünya üzerinde insan ticareti yaygın bir şekilde yapılmaya devam ediyor.

Tüm bu yasa ve sözleşmelerin gerçek yaşamda uygulanması için gerekli sosyal, ekonomik tüm alt yapının oluşturulmasını talep ediyor ve insan haklarını çiğneyen insan ticaretinin her türlüsünün takipçisi olacağımızı söylüyoruz.

Toplanan bu imzalar tarafımızca Birleşmiş Milletler’e verilecektir.

Bu linkden sizde imza kampanyamıza destek verebilirsiniz.
http://imza.la/cinsel-somuruye-sessiz-kalma-diren-mucadele-et

Avrupa Demokratik Kadın Hareketi (ADKH) www.adkh.org

Democratic Women’s Movement in Europe

Share
. tarafından

Erkekler Aralık’ta 25 Kadın Öldürdü

Ocak 3, 2014 de ANASAYFA . tarafından

Bianet’in çetelesine göre, erkekler Aralık’ta 25 kadın öldürdü. Kadınların yüzde 16’sı şikayette bulunmalarına rağmen, yüzde 20’si boşanmak istedikleri için öldürüldü.
İstanbul – BİA Haber Merkezi
03 Ocak 2014, Cuma 00:03

bianet’in yerel ve ulusal gazetelerden, haber sitelerinden ve ajanslardan derlediği haberlere göre, erkekler Aralık’ta 25 kadın ve 2 erkeği öldürdü; yedi kadına tecavüz etti/tecavüz girişiminde bulundu; 41 kadına şiddet uyguladı; dokuz kadına cinsel tacizde bulundu.

Kadınların yüzde 16’sı şikayette bulunmalarına ya da koruma kararı çıkartmalarına rağmen; yüzde 20’si boşanmak istedikleri için öldürüldü.

Tecavüzlerin/tecavüz girişimlerinin yüzde 71’i evde, tacizlerin yüzde 66’sı sokakta yaşandı.

Cinayet

Erkekler Aralık’ta 18 ilde 25 kadın ve 2 erkek öldürdü.

Kadınların yüzde 16’sı şikayette bulunmalarına ya da koruma kararı çıkartmalarına rağmen; yüzde 20’si boşanmak istedikleri için öldürüldü.

Cinayetlerin ardından dört erkek teslim oldu, beşi intihar etti.

Kadınların yüzde 56’sı kocaları ve eski kocaları tarafından öldürüldü: Yedi kadını kocaları, beşini boşanmak istedikleri kocaları, ikisini eski kocaları, üçünü sevgilileri, ikisini eski sevgilileri, ikisini iş arkadaşları, ikisini oğulları, birini damadı, birini babası öldürdü.

Aralık’ta cinayetlerin yüzde 56’sı ateşli silahlarla işlendi. Boğarak öldürme vakalarındaki artış dikkat çekti. Cinayetlerin 14’ü ateşli silahlarla (8’i tüfek, 6’sı tabanca), beşi bıçakla, üçü boğarak, biri işkenceyle, biri baltayla, biri darp ederek işlendi.

Aralık’ta katillerin yaşları 24 ila 63, öldürülen kadınların yaşları 15 ila 77 arasında değişti.

En çok kadın katli Antalya’da yaşandı. Kadın katlinin yaşandığı iller Adana, Antalya (5),  Antep, Bursa, Çorum (2), Edirne, Erzurum, Isparta, İstanbul (3), İzmir, Kastamonu, Kırşehir, Konya, Mersin, Rize, Sakarya, Uşak ve Yalova.

Tecavüz

Erkekler Aralık’ta altı ilde yedi kadına tecavüz etti/tecavüz girişiminde bulundu.

Tecavüzlerin/tecavüz girişimlerinin yüzde 71’i evde gerçekleşti. Beş kadın evde, biri sokakta, bir kız çocuğu okulda tecavüze uğradı.

İki kadına arkadaşları, birine eski komşusu, birine komşusu, birine eski kocası, birine sevgilisi, birine tanımadığı erkekler tecavüz etti.

Tecavüzcülerin yaşı 17 ila 32, tecavüze uğrayan kadınların yaşları 15 ila 23 arasında değişti.

Aralık’ta tecavüzlerin yaşandığı iller Adana, Antalya, Düzce, Osmaniye, Uşak ve Zonguldak (2).

Şiddet – yaralama

Aralık’ta erkekler 16 ilde 41 kadına şiddet uyguladı.

Eski kayınpederi tarafından silahla ağır yaralanan ve kocası öldürülen bir kadın, daha önce şikayette bulunmuştu. Karısını bu ay içinde dördüncü kez darp eden koca ise yine serbest bırakıldı.

Beş kadın ağır yaralanarak hastaneye kaldırıldı; iki kadına koruma kararı verilirken biri sığınmaevine yerleştirildi. Dört kadın, darp edildikten sonra gasp edildi.

Kadınların yüzde 41’i kocalarından şiddet gördü. 17 kadına kocaları, sekizine erkek akrabaları (baba, oğul, kardeş, kayınpeder), yedisine tanımadıkları erkekler, birine sevgilisi, birine eski sevgilisi, birine eski kocası, birine arkadaşı, üç kadın öğretmene ise öğrencilerinin aileleri şiddet uyguladı.

Aralık’ta şiddet gören kadınların 36’sı darp edildi, üçü bıçak/baltayla, ikisi ateşli silahlarla yaralandı.

Şiddet uygulayan erkeklerin yaşları 16 ila 74; şiddet gören kadınların yaşları 15 ila 60 arasında değişti.

En çok şiddet Kocaeli’de yaşandı. Erkek şiddetinin yaşandığı iller Adana (4), Ankara (2), Aydın (2), Balıkesir (3), Çorum (2), İstanbul (6), Kastamonu, Kayseri (2), Kocaeli (9), Konya (2), Mersin, Sakarya, Samsun, Tekirdağ, Trabzon (3) ve Uşak.

Taciz

Aralık’ta erkekler altı ilde dokuz kadına cinsel tacizde bulundu.

Bir kadın tacizcisi hakkında tedbir kararı çıkartmış, biri ise defalarca şikayette bulunmasına rağmen hiçbir önlem alınmamıştı.

Tacizlerin yüzde 66’sı sokakta yaşandı. Altı kadın sokakta, biri evinde, biri işyerinde, biri telefon aracılığıyla tacize uğradı.

Kadınların yüzde 55’i tanımadıkları, yüzde 45’i tanıdıkları erkeklerce taciz edildi. Beş kadını tanımadıkları erkekler, ikisini eski sevgilileri, birini akrabası, birini ise iş arkadaşı taciz etti.

Aralık’ta tacizcilerin yaşı 20 ila 28, taciz edilen kadınların yaşı 16 ila 32 arasında değişti.

Taciz vakalarının yaşandığı iller Adana (2), Alanya, Ankara, İstanbul (2), İzmir ve Urfa (2).

Şiddetin doğurduğu şiddet

Aralık’ta iki ilde şiddet, şiddeti doğurdu.

Bir kadın, kendisine ve çocuklarına şiddet uygulayan kocasını öldürüp intihar etti.

Bir erkek ise, kızına tecavüz eden ve tutuksuz yargılanan kişiyi öldürdü.

Bölgelere göre

Aralık’ta 31 ilde 82 erkek şiddeti, cinayet, cinayete teşebbüs, taciz, cinsel şiddet, tecavüz ve yaralama vakası basına yansıdı.

En çok şiddet yine Marmara’da yaşandı.

82 şiddet vakasından 29’u Marmara, 19’u Akdeniz, 14’ü Karadeniz, dokuzu İç Anadolu, yedisi Ege, üçü Güneydoğu Anadolu ve biri Doğu Anadolu Bölgelerinde gerçekleşti. (ÇT)

Share
. tarafından

AVRUPA KADIN KONFERANSI GERÇEKLEŞTİRİLDİ

Şubat 15, 2014 de ANASAYFA . tarafından

Avrupa Demokratik Kadın Hareketi’nin katıldığı Dünya Kadın Konferansı’nın (World Women Conference) 8 Şubat 2014’de Paris’te gerçekleştirdiği 3.Avrupa Konferansı önümüzdeki dönem ve 2016 yılında Nepal’in başkenti Katmandu’da yapılacak olan 2. Dünya Kadın Konferansı için hazırlık çalışmalarını 2014 yılı 8 Mart’ı itibariyle başlatma kararı aldı.

 Pariste gerçekleştirilen Dünya Kadın Konferansının 3. Avrupa Konferansı bir çok ülkeden delegelerin katılımıyla 8 Şubat’ta yapıldı. Konferansa Fransa, Almanya, İsviçre, İsveç, Danimarka, Bosna, Romanya, İngiltere, Ukranya,Yunanistan, Avusturya, Ispanya ve Hollanda’dan katılan delegelerin ülkelerine dair verdikleri raporda genel anlamda kadının yaşadığı baskıların gün geçtikçe arttığı, işssizlik ve çıkarılan çeşitli yasalarla kadının ve bedeninin tahakküm altına alınmaya çalışıldığı anlatıldı. Bosna delegesi yaptığı konuşmada “Bosna’da savaşın 20 yıl önce bitti ama bu sırada binlerce kadına tecavüz edildi ve bugün aslında başka bir savaşın geldiği görülüyor. Kadınların geleceği yok bu anlamda kadınlar için savaş bitmiş değil” açıklaması yapıldı.

 Kadının büyük, güçlü ve militan örgütlerinin yaratılması gerektiğini belirten delegeler, bunun için de birlikte savaşmak gerektiğini belirttiler. Kadın, kendi öz gücüne dayanarak mücadelesini yükseltmelidir diyen delegeler, “şu an burjuvazi içinde, onların parlementosunda yer alan kadınların bize bir yararı olamaz sistemle uzlaşarak sorunlarımızı çözemeyiz”. “Kadının mücadelesini sınıf mücadelesinden ayrı ele almamalıyız ve bu nedenle de bilinçli sosyalizm mücadelesi yürütmemiz ve kadının özgür hareketlerini yaratmamız gerekiyor” dendi.

 Konferansda ayrıca gerçekleştirilen genç kadınlar konferansıda oldukça verimli ve etkili oldu. Genç kadınlar böylesi bir konferansda yer almaktan büyük bir mutluluk duyduklarını ve 2016 yılında gerçekleştirilecek olan 2. Dünya kadın konferansının çalışmalarınıda yürütmek istediklerini söylediler. Genç delegeler ülkelerindeki sorunlarına dair bilgiler vererek “bu dünyada kadın ve erkekler olarak sorunlarımız ortak. Globalizmin baskısı altındayız bu nedenle kendimizi yanlız hissetmeyelim ve tüm baskılara karşı birlikte mücadele edelim” dediler.

20140208_16033320140208_114228 4. Avrupa konferansının 2015 yılıda Atina’da gerçekleştirilmesi kararı alındı.

20140208_160333IMG_320970940175440

Share
. tarafından

BİR MİLYAR KADININ DANSI DEVRİMDİR!

Şubat 15, 2014 de ANASAYFA . tarafından

Bir milyar kadının dans etmesi devrimdir. Bu yıl 2. si düzenlenen bir milyar kadının dans etmesi devrimdir eylemi Almanya’nın Duisburg mey

danında gerçekleştirildi. Farklı kültürlerden kadınların katılımıyla renkli görüntülere sahne olan etkinliklerde kadınlar şiddete dans ederek karşı durdular.

ADKH Duisburg- 14 Şubat 2014

IMG-20140215-WA0003IMG-20140215-WA0001IMG-20140215-WA0000IMG-20140215-WA0002

Share
. tarafından

8 Mart Kadının Özgürlük Ateşini, Direniş Kıvılcımıyla Tutuşturduğu İsyan Günüdür!

Şubat 18, 2014 de ANASAYFA . tarafından

36-AdkhMedyadaCinsiyetciligeDur

“Ataerkil sistemlerin kıskacında kadın olmak, kadına yaşamın her alanında esaret zincirlerinin vurulması anlamına gelmektedir. Kapitalist üretim ilişkilerinde ise kadın, sömürünün iki katına maruz kalmakta ve bu yüzden iki yönlü mücadele, iki yönlü örgütlenme ihtiyacının bilinciyle uyanışa geçmektedir. Bu uyanış, dünya kadınlar günü olarak sembolleşen 8 Mart 1857 de New Yorklu kadın işçilerin yarattığı miras üzerinden yükselmekte ve bugün halen kadınların kapitalizme, ataerkil toplumsal sisteme karşı isyan niteliğini taşımaktadır. Dünyanın birçok yerinde kadınlar çalıştıkları eşdeğer işe karşın erkeğe nazaran daha az para kazanmaktadırlar.

Ülkelere göre bu fark Almanya’da 21.6 % ( OECD arastırması: 2012), İsviçre’de 18.4% (BFS: 2010), Fransa’da 14.7 (Gender Pay Day: 2011), Türkiye`de 20 % (TUİK) oranlarındadır. Bu cinsiyetçilik kadınların meslek seçimlerinde, kariyer yapmalarında karşılarına engel olarak çıkmaktadır. Kadınların görülmeyen ev içi emeği ise burjuva devletlerinin ekonomisini rahatlatırken, kadını dört duvara ve geleneksel toplumsal rollere hapsetmekte ve birey olarak kimliksizleştirmektedir. Bugün sınıflar gerçekliğinin hakimiyetindeki insanların doğal bir varlıktan öte iş gücü olarak görülüp kullanılması kapitalizmin niteliğidir. Bu iş  gücü ne kadar ucuz ve ne kadar üretici olursa, kapitalizm ve günümüz tekelleri bundan bir o kadar kar elde eder. Bu yüzden işçinin çalışma koşulları, emeğinin karşılığı kapitalistler için hiçbir önem taşımaz. Tıpkı geçmişin New Yorklu tekstil işçisi kadınları ve günümüz yakın tarihinde ‘Bangladeş(2013)’de kar hırsıyla ölüme terk edilen işçilerinde görüldüğü gibi kapitalizm sömürmeden ayakta duramaz. İnsanlık dışı olan bu toplumsal sistemin kadına tanıdığı sözde özgürlükler kadını ayakta tutamamakta ve kapitalizmin doymak bilmeyen kar hırsıyla kadının emeğinin yanı sıra bedenini de sınırsız bir şekilde sömürmekte ve metaya dönüştürmektedir.

Yoksul ülkelerde tekeller üretim sürecine çocukları da dahil ederek, çocuk işçilerini burjuvazi demokrasisin karanlık yüzüne hapsedip, görülmez kılarken, bilim insanını doğaya ve insanlığa yabancılaştıran amaçlarla kullanmaktadır.(DISK-AR Çocuk İşçiliği Raporu 2013)  Kendi krizleri içerisinde pervasızlaşan sistem kadını kürtaj ya da doğurganlığını teşvik edici politikalarla tanımlayıp, kadının bedenine müdahale etmektedir. Kapitalist sistemin ezen ve ezilen ilişkisinde Avrupa Demokratik Kadın Hareketi (ADKH) olarak ezilenin bayrağında bir taraf olarak yürüttüğümüz bu toplumsal mücadelede cins mücadelesini yükseltmeyi amaç edinmekteyiz.

ADKH olarak mücadelenin sembolü olan 8 Mart’ı ne bir anma günü ne de sadece bir kadınlar günü olarak tanımlıyoruz. Aksine 8 Mart kadının sınıfsal ve cinsel sömürüye başkaldırışının ifadesidir, katmerleşen sömürüye isyandır. Kadınları toplumsal sorunların çözümünde  kapitalizme karşı birlikte mücadele etmeye çağırıyoruz. Yaşamın tüm alanlarında örgütlenerek, bu mücadelede hayatını kaybeden onlarca kadının direnişlerinden öğrenerek, özgürlük mücadelesini yükseltmeye çağırıyoruz.

Kadının özgürleşmesinin ancak ve ancak  dönüştürücü ve değiştirici gücünü kullanarak toplumsal mücadelede yer alıp ona öncülük etmesi bilinciyle, yaşasın enternasyonal kadın dayanışması, yaşasın cins eşitliği mücadelemiz, diyoruz.

8 Mart kadının özgürlük ateşini, direniş kıvılcımıyla tutuşturduğu isyan günüdür!

8 Mart pratiği Rojava’da direnen Kürt kadınları ve Gezi Parkı’ndaki cesaretli kadınlardır.

8 Mart cinsel, sınıfsal sömürüye karşı kadınların mücadele günüdür.”

 

Share
. tarafından

DKH: ‘Gezi’den Rojava’ya kadınlar iktidara!’

Mart 1, 2014 de ANASAYFA . tarafından

 

 

dkh_logo-300x200

 

 

 

 

 

Demokratik Kadın Hareketi “Gezi’den Rojava’ya kadınlar iktidara” şiarıyla bir açıklama yayınlayarak kadın katliamları, trans cinayetleri ve cinsel şiddet ile güvencesiz, esnek ve kuralsız çalışmaya karşı kadınları mücadeleye çağırdı

“Gezi’den Rojava’ya kadınlar iktidara” şiarıyla bir açıklama yayınlayan Demokratik Kadın Hareketi (DKH) kadın katliamları, trans cinayetleri ve cinsel şiddet ile güvencesiz, esnek ve kuralsız çalışmanın erkek egemen sistemin politikası olduğunu belirterek cinsel, ulusal ve sınıfsal sömürünün kadınların örgütlü mücadelesiyle yıkılacağını açıkladı.

 

“Gezi’den Rojava’ya kadınlar iktidara!

Yüz yıl öncesinde kapitalizmin sömürü çarklarına karşı direnen emekçi kadınların kurtuluş iradesi, bugün emperyalizmin tüm dünyayı kasıp kavurduğu, savaşlar ve işgallerle, ideolojik saldırılarla, ekonomik-politik yaptırımlarla ezilen dünya halkları, ulusları ve emekçilerini iliklerine kadar sömürdüğü, açlığa, yoksulluğa, işsizliğe ve geleceksizliğe mahkum etmeye çalıştığı koşullarda egemenlerin korkulu rüyası olmaya devam ediyor.

New York’ta tekstil işçisi kadınların eşit işe eşit ücret, 10-12 saatlik işgününün 8 saate indirilmesi, çocuk işçilerin çalıştırılmaması talepleriyle yola çıktıkları ve kendilerini sömürenler tarafından fabrikaya kapatılarak katledildikleri günün üzerinden tam 157 yıl geçti. Dünden bugüne her alanda örgütlenen kadınlar mücadeleyi yükseltmeye devam ediyor.

Güvencesiz esnek ve kuralsız çalışma erkek egemen sistemin politikasıdır!

Fabrikaya kapatılıp yakılarak kurtuluş mücadelesine bayrak olan işçi kadınlardan bugüne güvencesiz ve esnek çalışma her dönemde adı değişti ancak sömürüyü katmerleştirerek kadınların yaşam hakkını gasp etmeye devam ediyor. Yolsuzluk operasyonuyla unutturulup hırsızlarca sessizce onaylanması için gün sayılan Kadın İstihdam Paketi, kadın mücadelesi ve işçi mücadelesi için zaten çok geri olan hak talebini cılızlaştırmaya çalışıyor. Sözde her katliamın ve her hak gaspının kitlelere servis edildiği gibi ‘büyük müjde’ gibi sunulan Kadın İstihdam Paketi, kadınları esnek, güvencesiz, düşük ücretli işlere sevk ederken; cinsiyetçi işbölümünü pekiştirip; kadınların aileye, eve, kocaya, çocuğa mahkumiyetini yasallaştırmaya çalışarak; kadının örgütlenmesine, örgütlü mücadelesine saldırmaya devam ediyor. Kayıt dışı çalıştırılarak emeğini örgütleyemeyen kadına, Kadın İstihdam Paketi zaten zayıf olan sendikal örgütlenmeler gerçeğinde sendikasızlaşmayı dayatıyor. Erkek egemen sistemin tüm bu saldırılarına karşı köle değiliz ev işçisiyiz diyen can güvenliği, iş güvencesi ve sağlık güvencesi olmayan ev emekçisi kadınların sendikal haklarına sahip çıkarak bütün haklardan eşit olarak faydalanmalı ve bu hakları yasal olarak güvence altına alınmalıdır.

Kadın katliamları, trans cinayetleri ve cinsel şiddet erkek egemen sistemin politikasıdır!

AKP iktidarının ileri demokrasi söylemleri her yıl yüzlerce kadının yaşam hakkını elinden alırken ağır tahrik ve iyi hal indirimiyle devlet erk-egemen sistem kadın katliamını, kadına şiddeti taciz ve tecavüzü meşrulaştırmaya ve yaygınlaştırmaya devam ediyor. Bunu sistemli bir politika halinde yaparak kadın yaşarken de yaşam hakkı ve iradesini teslim alıyor. Kadın sığınma ve korunma evleri kendi yasalarıyla taciz ve tecavüzü şiddetin her türlüsünü meşrulaştırmaya devam ediyor. Ülkemizdeki yasalarla kadın katliamlarına her gün onlarcası ekleniyor. Kendi çıkarttıkları yasalarla kadının haklarını iyileştirme bir yana, onlarca kadının katliamına zemin hazırlanırken, LGBTİ bireylere yönelik nefret cinayetleri devlet-polis-yargı-burjuva medya eliyle erkek egemen ‘ahlakla’ egemenlerce açıkça teşvik edilmeye devam ediliyor.

Cinsel ulusal sınıfsal sömürü kadınların örgütlü mücadelesiyle yıkılacaktır!

Emperyalist-kapitalist gerici dünyada egemenler, kadını emek, beden ve kimlik sömürüsüyle toplumsal konumuyla, cinsel kimliği ve yönelimiyle, sınıfsal, etnik konumu üzerinden parçalayıp boyutlandırarak evden fabrikaya, okuldan atölyeye, kadının köleleşmesini ipotek altına almaya çalışıyor. Bugün Ortadoğu halkları üzerinde oynanan kanlı savaş imha ve inkar politikalarıyla, savaş ganimeti gözüyle, din kisvesi adı altında gecelik nikahla, haksız savaşlarda kadını yok etmeye, katletmeye devam ediyor. Geçmişten bugüne mücadele ve örgütlenme aydınlığı ve mirasıyla kadınlar bu saldırıları, görünmez kılınmak istenen her saldırıyı örgütlü mücadele ve örgütlü bilinçle reddetmeye ve halkların kurtuluşu yolunda iktidar programını inşa etmeye devam ediyor.

Gezi’den Rojava’ya kadınlar iktidara!

Tarihimizi yaratan Clara Zetkinlerden, Rosa Lüksemburglardan, Aleksandra Kollantaylardan Barbaralardan, Bernalardan, Beşlerden, Sakine Cansızlardan ve ismini sayamadığımız mücadelede yitirdiğimiz nicelerinden aldığımız bilinçle bugün Haziran Ayaklanması’yla barikatlarda öncüleşen kadınlar Rojava’da savaşan kadınlar, kadının kurtuluş mücadelesinde, iktidarlaşma yolunda örgütlü mücadeleyle önderleşiyor! 8 Mart sınıf bilincimizi kuşanıp özgürlük yürüyüşünde yerimizi daha da sağlamlaştırmanın zamanıdır! 8 Mart dünya halklarına azgınca saldıran emperyalist düzene karşı kavgayı büyütmenin zamanıdır! İkinci sınıf olarak görülmemizin karşısında bilinçli, kararlı ve cüretkâr mücadelemizi örgütlemenin günüdür 8 Mart! 8 Mart’ın kızıllığıyla Demokratik Kadın Hareketi saflarında eyleme, sokağa, özgürleşmeye! Emperyalizme-kapitalizme, şovenizme ve her türden gericiliğe karşı alanlara!

Cinsel, sınıfsal, ulusal sömürüye son!

Bedenimiz, emeğimiz, kimliğimiz bizimdir!

Bıji 8 Adare!

Jin jiyan azadi!

Yaşasın örgütlü mücadelemiz!”

Share
. tarafından

ADKH’ nin Başlatmış Olduğu Kampanyanın Faaliyetleri Devam Ediyor

Mart 4, 2014 de ANASAYFA . tarafından

ADKH’ nin başlatmış olduğu kampanyanın faaliyetleri devam ediyor.
2 Mart Pazar günü Duisburg Demokratik Haklar derneğinde Solwodi kurumunun Duisburg temsilcisi Helga Tauch’un da katıldığı bir seminer gerçekleştirildi.
Mart ayını kadının mücadele ayı olarak dile getiren ADKH Duisburg  komitesi bugün bu seminer ile önümüzdeki hafta  alanlarda sonrasında film gösterileriyle Mart ayında kadının sesini duyurmak istediklerini dile getirip, cinsel sömürüye karşı sunum yaptı.
Solwodi temsilcisi toplumda modern kölelik, zoraki fuhuş ve Solwodinin angajmani baslığı altında sunumunu gerceklestirdi.

Yaşadığımız şehir hakkında cinsel sömürünün geldiği son duruma dikkat çeken Helga Tauch sundugu rakamlar ve tanık oldukları olaylar hakkında verdiği bilgiler tüyler ürperticiydi. Fuhuşun nasıl iş sektörü haline dönüstürüldüüünü power point yöntemiyle anlatarak, kendilerinin ne anlamda mücadele ettiklerini vurguladı. Kadınları bilinçlendirmek ve sığınma evlerine almak istediklerini ve bu anlamda da birlikte mücadelenin önemini vurgulayan Helga Tauch kurumlarına bizi davet ederek sunumunu sonlandırdı.
Kadınların tartışmalarıyla ve sorularıyla panel sona erdi.
Adkh DDSC04963uisburg

Share
. tarafından

“Bize Dokunmanın Zamanı Geldi de Geçiyor”

Mart 5, 2014 de ANASAYFA . tarafından

“Bize dokunmanın zamanı geldi de geçiyor”

IMG_213194741194799

Demokratik Kadın Hareketi, 8 Mart çalışmaları kapsamında LGBT ile röportaj gerçekleştirdi. LGBT hareketinin ülkede yürüttüğü mücadeleye ve gündeme dair görüşleri üzerine yapılan röportajı sizlerle paylaşıyoruz

HABER MERKEZİ (04.03.2014)- DKH: Gezi Ayaklanması’yla birlikte LGBT bireylerin halkla daha fazla bütünleştiğine inanıyoruz. Sizin görüşleriniz nelerdir?

Ebru: Bu anlayış bizim açımızdan anlaşılır değil. LGBT hareketi Türkiye’nin bir gerçeği ve yıllardır Türkiye’de mücadele veriyor. Sayın Öcalan’ın yakalanması sürecinde bana DEHAP’a trans üye yapılmayacağını söylediler, kocaman köpeğimi aldım gittim, partiye üye oldum. Türkiye’de halkla bütünleşmeye başlayan ilk hareket Gezi’dir ki halkla bütünleşmeyen hiçbir hareket başarılı olamaz. Örneğin PKK’nin halkla bütünleşmesi hala

ayakta durmasını sağlamıştır. Halkla bütünleşmesi üzerinden Gezi’de önemli bir yerde durur. Ancak geçmişe bakarsak biz zaten Türkiye’de vardık. Bizler başka bir ülkeden buraya gelmedik, transfer de olmadık. Buradan şöyle bağlayacağım, şahsi fikrimi söylüyorum; şu anda kendine demokratım, sol partiyim diyen partiler hatta bunun içerisine Kürt partisini de katıyorum, biz tabana ne söyleriz şeklinde saçma cümlelerle karşımıza geldiklerinde cevap olarak “biz tabanız, biz halkız sizin tabana bir şeyler söylemenize gerek yok’’ diyoruz. On sene önce analarla birlikte Ankara’ya gittiğimde analar bana kesk u sor u zer bağladı ve benim cinselliğimi sorgulamadı. Ben o annelerin ellerinden öperim. Halkın zaten bizi kabul ettiğini düşünüyorum. Onun için bu tür devrimci ve ilerici kurumların bu kaygılarından kurtulmaları gerekir. Ben senin kardeşin de olabilirim. Senin kardeşin de trans, eşcinsel olabilir. Bunu iyice düşünmeleri lazım ki bizler zaten sol gelenekten gelen insanlarız. Örneğin ben Kurtuluş geleneğinden gelen birisiyim.

Çirüsk: LGBT hareketi tabii ki Gezi’yle birlikte ortaya çıkmadı, Gezi’den önce bir geçmişi var. Darbe öncesi bir trans komünü var. Daha sonra 80 darbesiyle birlikte tüm translar sürgün ediliyor ve böylece görünürlük yok oluyor. 90’larda sınıf mücadelesinin ve Kürt ulusal mücadelesinin yükselmesi, LGBT hareketine de yansıyor ve LGBT 90’lı yıllarla birlikte örgütlenmeye başlıyor. İlk Pride ( Onur yürüyüşü) 93’teyapılıyor. Askerler Taksim’in dört bir tarafını tutuyor. Diğer ülkelerden gelen parlamenterleri tekme tokat döverek sınır dışı ediyor ve bu kadar sert müdahalede bulunuyor. LGBT hareketinin aslında şöyle öznel bir durumu var. Ben yaklaşık 4-5 yıldır LGBT hareketinin içerisindeyim. Biz yıllarca şunu tahayyül ettik, sadece LGBT özgülünde olan nbir şey değil, toplumsal mücadele içerisinde yer alan tüm hareketler bir haznede buluşmadığı, tüm kimlikler bir araya gelmediği sürece ki sosyalist hareket burada çok önemli bir yerde duruyor, bu ülkede sorunlar değişmeyecek. Bu birlikteliği sağlamak adına birçok adım attık ancak bazı devrimci demokrat kurumlar nefret cinayetleri üzerinden birliktelik sağlamak amacıyla randevu istememize karşın bizimle bu yönlü dahi ortaklaşmadı. Gezi sadece şuna vesile olmuş oldu, insanlar önyargılarından sıyrıldı, bize dokunma şansı yakaladı. Aynı barikatta dövüştük, aynı sofrada yemek yedik, birlikte hareket ettik. Orada gördüler ki aslında özlemlerimiz aynı, çok uzak şeyler tahayyül etmiyoruz.

Bu direnişle birlikte şöyle bir şey oldu, LGBT’nin 20 yılda dokunabileceği kitleye ayaklanmayla birlikte 20 günde dokunduk. 20 yıla 20 gün… İşte böyle güzel bir yanı vardı Gezi’nin. Orada zamanında kapılarını çalıp randevu alamadığımız, eylemlerimize dahil edemediğimiz sosyalistler de bunu görmüş oldu. Nitekim bunun sonucunu Pride’da da görüldü. 2000 kişiyle yürüdüğümüz Trans Pride 10 bin kişiye çıktı, 10 bin kişiyle yürüdüğümüz İstanbul Pride da 50 bin kişiye çıktı. Şimdi bunun üzerinden biraz politika değiştirdik, önceden biraz daha içe dönük politikalar üretirken şimdi daha çok ortak iş yapma, politika üretme, dokunma üzerinden ilerliyoruz.

Ebru: 87’de bizim ilk eylemimiz Gezi Parkı’nın merdivenlerinde olmuştu. Polis baskısına karşı açlık grevi yapmıştık ve Gezi Parkı’nın merdivenlerinde polis bizi dağıtmıştı. LGBT ve translar politikanın içinde yeni değiller, biz yalnızca cinsiyet kimliği ve cinsel yönelim politikası yapmıyoruz, biz Kürt halkının da yanındayız. Ezilen halkların da yanındayız. Hrant Dink’in yanındaydık, Ermeni halkının yanındayız. İnsanlar bizim yalnızca cinsiyet kimliği politikası yaptığımızı düşünüyorlar. Hayır. Biz tüm ezilenlerin yanındayız. Ezilen kesimin de bizim yanımızda olması bizi onurlandırır.

DKH: Nefret cinayetleri ve devletin bu cinayetleri meşrulaştırması noktasında neler söyleyebilirsiniz?

Ebru: Devletin görsel medyasının haber yapma şeklini baştan yanlış buluyorum. Bugün bir kadın daha öldü demek yerine, kadını öldüren katile 50 sene verildi demek kadın cinayetlerini biraz daha durduran bir dil olacaktır. Örneğin; trans bireyler koruma talebinden faydalanabiliyor gibi görünüyor ancak polis bireyin bilmem kaç yüz metre ilerisinde duruyor. Daha dün ünlü bir iş kadını, kayınpederi tarafından öldürüldü. Halbuki mahkeme kararıyla kayınpederin eve yaklaşması yasaklanmıştı. Bu yüzden nefret cinayetleri yasasının çıkması ve bu yönlü yüksek cezaların olması lazım. Bu yüzden birlik olmalıyız ki sesimiz duyulsun. Hak verilmez alınır, biz hakkımızı almak zorundayız. Türkiye’nin neresinde olursa olsun bir kadın öldürüldüğünde hepimizin içi cız ediyor. Trans kadınlar da tehlikenin içerisinde yer alıyor. Gece saat ikide seks işçiliği yapmak zorunda kalan arkadaşlarımız var. Ben 25 sene seks işçiliği yaptım, bir sarhoş, ya da transfobik adamın yoldan geçerken bana ateş açtığını da biliyorum. Orada ölseydim bunun suçlusu kim olacaktı! Devlet. Çünkü nefret suçları yasasının bir an önce çıkması lazım bu ülkede.

Çirüsk: Bu sistem içersinde yasa çıksa dahi çarkın dişlisi bozukken bir şeye tekabül

edeceğini düşünmüyorum. Ancak reform taleplerimizi de iletmek durumunda kalıyoruz. Sonuçta demokratik bir mücadele veriyoruz ve bu mücadele için LGBT hareketinin demokratik talepleri var. Örneğin Avrupa’yla karşılaştırdığımız zaman oradaki talepler evlilik, miras vb. haklar üzerinden ilerliyor. Ancak Türkiye’deki LGBT hareketi bundan çok çok uzakta. Mesela hiçbir dernekte evlilik hakkı tartışmasını duyamazsınız

çünkü bizler hala yaşam hakkını tartışıyoruz. Mesela her yıl ortalama 20 trans kadın nefret cinayetlerine kurban gidiyor. Biri çıkıp diyor ki, eşcinsellik hastalıktır, öbürü diyor ki bu yüzyılda olmaz. Belki gelecek yüzyılda diyerek yargı organlarıyla katliamlar destekleniyor. Ağır tahrik ve iyi hal indirimleri veriliyor. Ölüm pornografisi yapmak istemiyorum ancak bizim aldığımız cesetler öyle normal cesetler değil. Aldığımız her ölü 30-40 yerinden bıçaklanmış, makatına şişe sokulmuş, gırtlağı kesilmiş, kolu kopartılmış…Yani cesetlere baktığınız da dahi o nefreti görebiliyorsunuz. Bunca şey varken bu katiller ağır tahrik indiriminden faydalanıyor. Yani yargı diyor ki, siz öldürebilirsiniz, katledebilirsiniz ben sizi zaten koruyorum. Bir de bunun kolluk kuvvetleri yani polis kısmı var. Mesela tüm katillerin ifadeleri aynı; ‘ters ilişki teklif etti, erkeklik gururumu incitti’ ile yapılan sözde savunma mekanizması..

Ebru: Hakimler de, savcılar da trans bireyler konusunda bilgisizler ve homofobikler. Ne eşcinselliği ne cinsel yönelimi ne cinsiyet kimliğini biliyorlar. Bursa’da İrem adlı arkadaşımız olduruldu. İrem’in katili ona ters ilişki teklif ettiğini soyluyor.

Cirusk: Bu ifadelerin yönlendirilmesini de polis yapıyor ‘bunu söylediğin takdirde indirim alacaksın’ diyor. Nefret cinayetlerinin teşvik edilmesinde yargının, bakanların, hükümet yetkililerinin, polisin el ele çalıştığını görüyoruz. Bu noktada reform taleplerimizden biri nefret suçları yasasının çıkması, ağır tahrik indirimlerinin kaldırılmasıdır. Bu da bu yargı sisteminde ne kadar olur ve ne zaman düzelir bilmiyorum. Sınıf hareketleri güçlenip, kuvvetlendiğinde ve ortak mücadele alanı oluşturulduğunda bunların ortadan kalkacağını düşünüyorum. Mesela bir arkadaşımız bir yılı aşkındır bir adamla birlikte oluyor. Yine bir gun eve girdiğinde arkadaşının çok telaşlı olduğunu fark ediyor. Anlamıyor çünkü bir yıldır görüşüyorlar. Sonra arkadaşı gırtlağına yapışıp boğmaya çalışıyor. Arkadaşımız can havliyle kurtulup kendini cama atıyor. Bağırmaya başlıyor. İtiş kakıştan sonra kurtulan arkadaşımız tabi adamı şikayet edemiyor. Durum sakinleştikten sonra arkadaşımız kendisine bunu neden yaptığına soruyor. O da kendisine ‘o ibne, öldürürsen ceza almazsın’ dediklerini soyluyor.

DKH: Katliamların zihniyeti aynı mı demek istiyorsunuz?

Cirusk: Bir Alevi’nin bir Ermeni’nin ya da farklı bir grubun katledilmesiyle bir transın ve bir eşcinselin katledilmesi arasında hiçbir fark yok. Çünkü aynı toplumsal kültürden yani nefret kültüründen besleniyor. Duşunun bu ülkenin sosyalistleri bu kadar homofibikken, sokakta; dinle, devlet algısıyla ve erkek algısıyla yetişen birinin nefret dolu olmaması ne kadar olası olabilir ki.

DKH: Devrimci, ilerici kurumlardan talep ve beklentileriniz nelerdir?

Cirusk: Ortak mücadele ağının örülebilmesi, mücadele alanı oluşturabilmesi ve sosyalist örgütlerin kendi kitlesi üzerinde homofobi ve transfobi karşıtı bir çalışma başlatması bizler için önemli bir yerde duruyor.

Ebru: Biz LGBT’leri tanıyoruz, seviyoruz değil biz dokunuyoruz diyebilmeliler. Uzaktan biz yanınızdayız

demek yok, bize dokunmanın zamanı geldi de geçiyor.

DKH: 8 Mart’a çağrınız nedir?

Cirusk: Bu ülkede mücadele şekilleri çeşitlendi. Yalnızca sınıf üzerinden örgütlenmiyor insanlar; su hakkı, doğa mücadelesi, toplumsal cinsiyet üzerinden örgütlenen insanlar vs. var. DKH’de bu sorunların ürünlerinden bir tanesidir ve bugün kadın örgütlerine müttefik olabilecek en yakın örgüt LGBT hareketidir. Çünkü kadınların da LGBT’lilerin de yaşadığı sorunların birinci dereceden müsebbibi erkek egemen algıdır, patriyarkadır. Ve erkek egemen zihniyete karşı mucadele etmenin de sembol günlerinden birisi 8Mart’tır. Bu sebeple 8 Mart’ın tüm LGBT’leri, tüm trans kadınların ve natransların birlikte yürüyeceği, sesini çıkaracağı bir gün olmasını dileyerek, herkesi 8Mart’ta alanlara bekliyoruz.

Ebru:“Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz” , “Ve zorunlu seks işçiliği bir meslektir işte sloganlarımız bunlar olmalıdır.

Kaynak: Halkın Günlüğü

Share
. tarafından

Almanya Duisburg’da haklarımız için alanlardaydık!

Mart 9, 2014 de ANASAYFA . tarafından

20140308_13241520140308_130304duisburg

ADKH/Duisburg

Avrupa Demokratik Kadın Hareketi olarak Kadının enternasyonal dayanışma günü, dünya emekçi kadınlar gününde, Duisburg’da haklarımız için alanlardaydık.
Yerli ve göcmen 15 kurumun organize ettigi 8 Mart’ta kitleler, kapitalizme karşı birlikte mücadele etmeye çağrıldı.
7 milyonun üzerinde kadınların küçük ve part-time işlerde çalıştırılarak %70 az ücret ile çalıştırıldıklarına ve cinsiyetçiliğin kadınları kimliksizleştirildiğine dikkat çekildi.
10 yıldır Almanya’da meslek haline getirilen fuhuşun dünyada merkez haline getirilip aynı zamanda argo kelimelerin kadına biçildiği vurgulanıp her türlü cinsel sömürünün hakim olduğu, bu yüzden tüm kadınların özgürleşmek için devrim mücadelesine katılmaları dile getirildi. Enternasyonal kadın mücadelesi ruhuyla, diğer yıllara oranla farklı bir yürüyüş metoduyla kadınlar seslerini sloganlarla duyurdu.
Tiyatro, müzik ve dansın da yer aldığı etkinlik kitle tarafindan ilgi ile izlendi.
Kadın dayanışmasının sergilendiği 8 Mart’ta, Cinsel  ve Sınıfsal sömürüye karşı kadınların mücadele gününü bir sonraki yıllarda da daha da yükseltmeye  çağrılarak etkinlik sona erdi.

Share
. tarafından

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü Frankfurt’ta Kutlandı

Mart 9, 2014 de ANASAYFA . tarafından

 

1779344_223228281200427_1681582981_n

 8 Mart, Kadının Sınıfsal ve Cinsel Sömürüye Başkaldırışının İfadesidir, Katmerleşen Sömürüye İsyandır! 

Enternasyonal kadın mücadelesi ve dayanışması olan 8 Mart dünya emekçi kadınlar günü vesilesiyle Franfurt çarşı merkezinde bir araya gelen yerli ve göçmen kadın hareketleri 8 mart Emekçi Kadınlar Günü’nü kutladı.Miting alanında açık mikrofon şeklinde güne ilişkin çeşitli kadın hareketleri adına konuşmalar yapıldı.ADKH adına söz alınarak dünyada cinsiyetçi baskıdan kaynaklı kadının yaşadığı cinsel ve katmerli emek sömürüsüne vurgu yapıldı.Avrupada istatiki verilerle kadının maruz kaldığı cinsiyetçi baskılar anlatıldı.ADKH. konuşmasını ADKH olarak mücadelenin sembolü olan 8 Mart’ı ne bir anma günü ne de sadece bir kadınlar günü olarak tanımlıyoruz. Aksine 8 Mart kadının sınıfsal ve cinsel sömürüye başkaldırışının ifadesidir, katmerleşen sömürüye isyandır. Kadınları toplumsal sorunların çözümünde  kapitalizme karşı birlikte mücadele etmeye çağırıyoruz. Yaşamın tüm alanlarında örgütlenerek, bu mücadelede hayatını kaybeden onlarca kadının direnişlerinden öğrenerek, özgürlük mücadelesini yükseltmeye çağırıyoruz‘‘ şeklinde sonuçlandırdı. Mart eylemi devamında çarşı merkezinden DGB Haus’a yürünerek burada sonuçlandırıldı.Eylemin ardında ADKH ve Yeni Kadın’ın ortak organize ettiği Work shop çalışması yapıldı.Work shop çalışmasında ‚‘‘ Kadın ve Emek,Din ve Cinsellik,Özgüven ve Örgütlenme‘‘ konuları işlendi.çalışmaya katılan kadınlarla yapılan değerlendirmede bu çalışmanın oldukça verimli olduğu görüşüne varılarak önümüzdeki dönemlerde bu çalışmaların benzer biçimlerde devam etmesi kararlaştırıldı. 

Share
. tarafından

“Kadınlar Dünyaları Birleştiriyor, Kadınlar Enternasyonal Mücadele Ediyor “

Mart 9, 2014 de ANASAYFA . tarafından

1911626_628732183849160_600290124_n 888
Hamburg’da 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü Coşkuyla Kutlandı.
   Hamburg’da  Avrupa Demokratik Kadın Hareketi Hamburg komitesininde içerisinde yer aldığı  “Kadın Ağı” nın  çağrısıyla düzenlenen yürüyüş yüzlerce kadının katılımıyla Hachmannplatz’da saat 14:30 da başladı.
 ADKH , Rojbin Kadin Meclisi,Yeni Kadın, SKB, Göçmen Kadınlar Birliği, Courage, Kızıl Kadın Komitesi,  AtesH, SAM, MLPD, Perulu ve değişik uluslardan kadınların da katıldığı yürüyüş merkez tren istasyonunda yapılan açıklamalar ve 8 Mart’ın önemine değinen konuşmalarla başladı.
Kadın Ağı nın   “Frauen Verbinden Welten, Frauen Kämpfen İnternational” (Kadınlar Dünyaları Birleştiriyor, Kadınlar Enternasyonal Mücadele Ediyor ) yazılı ortak pankartının arkasında buluşan kadın grupları sloganlar, konusmalar, müzikler esliginde Gänsemarkt’a kadar yürüdüler.
Share
. tarafından

Dünya Kadınları Sizinleyiz!

Mart 9, 2014 de ANASAYFA . tarafından

 

IMG-20140308-WA0009 IMG_273940456344605

Londra’da Enternasyonal 8 Mart Buluşması

One Million Women Rıse kadın örütünün her yıl düzenli olarak organize ettiği 8 Mart bu yılda Londra’nın merkezinde öğlen saatlerinde binlerin katılımıyla gerçekleştirildi. Avrupa Demokratik Kadın Hareketi’nin de içinde yer aldığı yürüyüse İran, Afganistan, Filistin, Latin Amerika, LGBTT bireyler, İngiliz, Kürdistanlı ve Türkiyeli kadın hareketleri katıldı. Yürüyüş boyunca kadını mücadeleye ve örgütlenmeye çağıran sloganlar yoğun bir şekilde atıldı. Yürüyüşün bittiği Trafalgar Meydanında ise müzik ve konuşmalarla 8 Mart etkinliği akşam saatlerine kadar devam etti.

Share
. tarafından

Paris Sokaklarında 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü Çoşkusu

Mart 9, 2014 de ANASAYFA . tarafından

 

IMG-20140308-WA0011 IMG-20140308-WA0012

Paris Sokaklarında 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü Çoşkusu

Fransa’nın başkenti Paris’te emekçi kadınlar sokakları isyana boyadılar. Yaklaşık yirmi bin kadının katıldığı yürüyüş Bastile Meydanında başlayarak Republıc alanına kadar sürdü. Avrupa Demokratik Kadın Hareketi’de yürüyüş boyunca sloganlarıyla ve bayraklarıyla yer aldı. Ayrıca ADKH’nin 8 Mart bildirisinin dağıltığı yürüyüşte Cinsel Sömürüye karşı başlatmış olduğu imza kampanyası içinde imzalar toplandı.

Share
. tarafından

Sarıgazi’de kitlesel 8 Mart coşkusu

Mart 9, 2014 de ANASAYFA . tarafından

Demokratik Kadın Hareketi (DKH) 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ne Sarıgazi’de gerçekleştirdiği kitlesel yürüyüşle coşkulu bir şekilde karşıladı

HABER MERKEZİ (09-03-2014)- Bugün saat 17.300’da Vatan İlköğretim Okulu önünde “Gezi’den Rojava’ya Kadınlar İktidara”, “Dün Kızıldı Yarın da Kızıl Olacak” pankartları arkasında toplanan kadınlar,  sloganlarla Demokrasi Caddesi’nden Sarıgazi Meydanı’na yürüdü.

Ellerinde “Cinsel ulusal sınıfsal sömürüye son”, “Kadınlar göğün yarısıdır”, “Savaşan kadınlar özgürleşen kadınlar” yazılı dövizler taşıyan kitle, “8 Mart kızıldır kızıl kalacak”, “Susma haykır kadınlar vardır”, “Kadınlar saflara hesap sormaya”, “Kadın erkek el ele sosyalist devrime”, “Kadınız haklıyız kazanacağız” sloganlarıyla 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününü karşıladı.

Newyork’ta katledilen kadınlar yaşıyor

Coşkulu bir şekilde Sarıgazi Meydanı’nda toplanan DKH’li kadınlar adına basın açıklaması gerçekleştirildi. Basın açıklamasında 8 Mart’ın tarihsel sürecine dikkat çekilerek, 157 yıl önce New York’ta katledilen kadınların mücadelesinin yaşatılmasının önemine vurgu yapıldı.

 

DEMOKRATKKH1-300x200

Basın açıklamasında şu ifadeler yer aldı: “Emperyalist kapitalist gerici dünyada egemenler, kadını emek, beden ve kimlik sömürüsüyle, toplumsal konumuyla, cinsel kimliği ve yönelimiyle, sınıfsal etnik konumu üzerinden parçalayıp boyutlandırarak evden fabrikaya, okuldan atölyeye kadının köleleşmesini ipotek altına almaya çalışıyor. Bugün Ortadoğu halkları üzerinde oynanan kanlı savaş imha inkar politikalarıyla, savaş ganimeti gözüyle, din kisvesi adı altında, gecelik nikahla haksız savaşlarla kadını yok etmeye, katletmeye devam ediyor. Geçmişten bugüne mücadele ve örgütlenme aydınlığı ve mirasıyla kadınlar bu saldırıları, görünmez kılınmak istenen her saldırıyı örgütlü mücadele ve örgütlü bilinçle reddetmeye ve halkların kurtuluşu yolunda iktidar programını inşa etmeye devam ediyor.

Gezi’den Rojava’ya kadınlar iktidara

Tarihimizi yaratan Clara Zetkinlerden, Rosa Lüksemburglardan, Aleksandra Kollantaylardan Barbaralardan, Bernalardan, Beşlerden, Sakine Cansızlardan ve ismini sayamadığımız mücadelede yitirdiğimiz nicelerinden aldığımız bilinçle bugün Haziran Ayaklanması’yla barikatlarda öncüleşen kadınlar Rojava’da savaşan kadınlar, kadının kurtuluş mücadelesinde, iktidarlaşma yolunda örgütlü mücadeleyle önderleşiyor! 8 Mart sınıf bilincimizi kuşanıp özgürlük yürüyüşünde yerimizi daha da sağlamlaştırmanın zamanıdır! 8 Mart dünya halklarına azgınca saldıran emperyalist düzene karşı kavgayı büyütmenin zamanıdır! İkinci sınıf olarak görülmemizin karşısında bilinçli, kararlı ve cüretkâr mücadelemizi örgütlemenin günüdür 8 Mart! 8 Mart’ın kızıllığıyla Demokratik Kadın Hareketi saflarında eyleme, sokağa, özgürleşmeye! Emperyalizme-kapitalizme, şovenizme ve her türden gericiliğe karşı alanlara!”

Basın açıklamasının ardından kitle sağanak yağışa karşın halaylarla 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü kutladı.

Share
. tarafından

‘Gezi’den Rojava’ya kadınlar iktidara’

Mart 9, 2014 de ANASAYFA . tarafından

 

Dersim 8 Mart11 Dersim 8 Mart10 Dersim 8 Mart12

Dersim Demokratik Kadın Hareketi (DDKH), 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde “Gezi’den Rojava’ya kadınlar iktidara” şiarıyla Dersim’de binlerce kadınla alanları doldurdu

DERSİM (09.03.2014)-Dersim Demokratik Kadın Hareketi (DDKH), 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde “Gezi’den, Rojava’ya kadınlar iktidara” şiarıyla bütün kadınlar cinsel, sınıfsal ve ulusal sömürüye karşı 8 Mart’ı alanlarda karşıladı.

Saat 12.00’de Sanat Sokağı’nda bir araya gelen kitle “8 Mart kızıldır kızıl kalacak” , “Devrimci tutsaklar onurumuzdur” , “Önderimiz İbrahim Kaypakkaya” sloganları eşliğinde Okullar Caddesi’nden Kışla Meydanı’na yürüdü.  Kışla Meydanı’ndan tekrar Sanat Sokağı’na dönülerek 8 Mart etkinliği başlatıldı. Saygı duruşunun ardından, kadın mücadelesine vurgu yapan konuşmalar yapıldı.

AKP iktidarı döneminde kadın katliamlarında artış var

Demokratik Kadın Hareketi adına yapılan basın açıklamasında, fabrikaya kapatılarak katledilen kadınların mücadelesine dikkat çekilerek işçi kadınların günümüzde de güvencesiz ve esnek çalışma koşulları içerisinde sömürüye tabi tutuldukları ifade edildi. AKP iktidarı döneminde erkek egemen sistemin baskılarının giderek arttığına dikkat çekilen basın açıklamasında, kadına yönelik şiddetin ve kadın katliamlarının arttığına vurgu yapıldı.

Basın açıklamasında şu ifadeler yer aldı: “Emperyalist-kapitalist gerici dünyada egemenler, kadını emek, beden ve kimlik sömürüsüyle toplumsal konumuyla, cinsel kimliği ve yönelimiyle, sınıfsal, etnik konumu üzerinden parçalayıp boyutlandırarak evden fabrikaya okuldan atölyeye kadının köleleşmesini ipotek altına almaya çalışıyor. Bugün Ortadoğu halkları üzerinde oynanan kanlı savaş imha inkar politikalarıyla, savaş ganimeti gözüyle, din kisvesi adı altında gecelik nikahla, haksız savaşlarda kadını yok etmeye, katletmeye devam ediyor. Geçmişten bugüne mücadele ve örgütlenme aydınlığı ve mirasıyla kadınlar bu saldırıları, görünmez kılınmak istenen her saldırıyı örgütlü mücadele ve örgütlü bilinçle reddetmeye halkların kurtuluşu yolunda iktidar programını inşa etmeye devam ediyor.

Gezi’den Rojava’ya kadınlar iktidara!

Tarihimizi yaratan Clara Zetkinlerden, Rosa Lüksemburglardan, Alexander Kollantailerden, Barbaralardan, Bernalardan, Beşlerden, Sakine Cansızlardan ve ismini sayamadığımız mücadelede yitirdiğimiz nicelerinden aldığımız bilinçle bugün Haziran Ayaklanması’yla barikatlarda öncüleşen kadınlar, Rojava’da savaşan kadınlar, kadının kurtuluş mücadelesinde, iktidarlaşma yolunda örgütlü mücadeleyle önderleşiyor! 8 Mart sınıf bilincimizi kuşanıp özgürlük yürüyüşünde yerimizi daha da sağlamlaştırmanın zamanıdır! 8 Mart dünya halklarına azgınca saldıran emperyalist düzene karşı kavgayı büyütmenin zamanıdır! İkinci sınıf olarak görülmemizin karşısında bilinçli, kararlı ve cüretkâr mücadelemizi örgütlemenin günüdür 8 Mart!8 Mart’ın kızıllığı bugün sömürüye karşı her yerde emperyalizme-kapitalizme, şovenizme, işsizliğe, yoksulluğa, cinsel ayrımcılığa, cinsel, ulusal, sınıfsal sömürüye, tacize ve tecavüze karşı mücadelemizi haykıralım!”

Grup Munzur ve Grup Alamor sahne aldı

Etkinlik sırasında Dersim Bağımsız Belediye Başkan Adayı Ali Tacar 8 Mart’ın önemine dikkat çeken bir konuşma yaptı. Tutsaklardan gelen mektupların okunmasının ardından, Dersim Kültür Derneği bünyesinde faaliyet yürüten Tiyatro Umut sahne aldı.

Grup Ala Mor ezgileriyle devam eden etkinlik son olarak Grup Munzur’un sahneye çıkmasıyla hep birlikte çekilen halaylar ve sloganlarla sona erdi.

8 Mart eyleminin videosunun linki şöyle:  http://www.youtube.com/watch?v=sPEsY3QrG0s

Share
. tarafından

Örgütlenerek Özgürleşeceğiz!

Mart 10, 2014 de ANASAYFA . tarafından

 

36-AdkhMedyadaCinsiyetciligeDur

Fransa Moulhose’da 8 Mart Paneli

ADKH ve Kürd kadınları 8 Mart vesilesiyle Moulhose’da bir panel gerçekleştirdi. Avrupa Demokratik Kadın Hareketi Kadın ve Şiddet konusunda ; tarihten bugune kadar kadına yönelik şiddetin sadece biçim değiştirdiğini; egemenlerin şiddeti engellemek şöyle dursun derinleştirerek arttırmanın toplumsal koşullarını yarattığını ve bizlerin daha çok birlikte hareket etme ihtiyacını belirterek, yönelimimizin siyasal perspektifine dikkat çekti. Kürd Kadın Hareketi ise yaptığı konuşmada; kadınlar tarihten bugüne birçok engelle karşılaşsa da engelleri aşarak bugüne geldikleri, kadınların kurtulmadan ne toplumun ne de erkeklerin kurtulacağını,bilinçlenen kadının Rojava’da olduğu gibi devrim doğuracağını ve örgütlenerek özgürleşeceğimizi vurgulayarak panel son buldu.

Share