DEPREM BÖLGELERİNE ACİL YARDIM KAMPANYASI !


Halklarımızın Acılarını Paylaşmak ve Yaralarının Sarılmasına Ortak Olmak İçin Dayanışmada Bulunalım!
Halklarımızı, açlık ve sefaletle yüz yüze bırakan, doğal afetlere dayanıklı olmayan mimari yapılarla doğal afetler karşısında çaresiz bırakan ve kaldıkları mekanları insanların topluca gömüldükleri mezarlar haline dönüştüren faşist rejime ve onun Hükümetine karşı öfkemizi; 6 Şubat sabahı Maraş merkez üssü olmak üzere; meydana gelen şiddetli ve geniş çaplı depremden zarar gören, ihtiyaç sahibi insanlarımızla dayanışma içinde bulunarak göstermeliyiz.
Depremde yakınlarını kaybedenlerin acılarını paylaştığımızı, yaralılara acil şifalar dilediğimizi, yaraların sarılması ve yıkımdan dolayı her şeyini kaybedenlerin ihtiyaçlarının karşılanması için; başlattığımız bağış kampanyasına tüm halkımızı, yüreği insanlık için atan bütün insanları ,kampanyamıza katılmaya çağırıyoruz!

Halklarımızın Acılarını Paylaşmak ve Yaralarının
Sarılmasına Ortak Olmak için Dayanışmada Bulunalım!
BW Bank Geschâftskonto classic
Empfânger: iBS
BAN: DE21600501010002053653
BIC: SOLADEST600
Verwendungszweck : Spende Erdbeben Türkei 2023

Share

“VARDIK VAROLACAĞIZ SOSYALİZMİ KURACAĞIZ”

15 Ocak 1919 da katledilen sosyalist önderler Rosa Luxemburg,Karl Liebkneckht ve Lenin Pazar günü Berlin’de düzenlenen bir gösteriyle anıldılar.

Sabahın erken saatlerinde 10 binlerce Devrimci ve Sosyalistler Berlin sokaklarına akın ettiler bir kez daha sosyalizmde ısrar ve Rosaları anmanın ve sahiplenmenin kararlılığını gösterdiler. Avrupa Demokratik Kadın Hareketi Olarak sabahın erken saatlerinde yürüyüş başlamadan çelengimizi Sosyalistler anıtına bıraktık.

Frankfurter Tor’da başlayan ve sosyalistler Anıtın da sona eren ve yaklaşık 10 bin kişinin katıldığı yürüyüş’de  savaşa, silahlanmaya ve ırkçılığa karşı Jin Jiyan Azadî gibi  sloganlar ve talepler öne çıktı ayrıca Gençlerin ellerindeki onlarca,yuzlerce kızıl bayrak,rengarenk pankartlar ve haykırılan sloganlar ile yürüyüş korteji boyunca pencerelerden zafer işaretleri ve müzik ile selam duranlar oldu.Alman Komünist Örgütlerin dışında Almanya da Örgütlü bulunan değişik ülkelerden Polonyalı Sosyalistler,Filistinli,Afganistanlı , Turkiyeli (ADHK,Partizan ,ADKH,MLKP,TIP,TKP) Örgütler’de eyleme bayrak ve pankartlarıyla  katıldı.Ayrica Kaypakkaya’nın 50 .Yılı olması nedeniyle bu yıl Sınıf teorisi ve Partizan aynı kortej içerisinde yürüdüler.

Sosyalistler Anıtın’da bir araya gelen 10 binlerce kişi Saygı duruşunda bulunarak daha sonra  ellerindeki karanfil ve çelenkleri anıt mezara bırakarak sosyalist önderleri andı.

 

“Onları anmak mücadelelerini Yaşatmaktır.

Avrupa Demokratik Kadın Hareketi

Share

Rosa Luxemburg Neden Hâlâ Güncel!


Katledilişlerinin 104. yılında Roza Lüksemburg ve Karl Liebknecht’i ve erken kaybının 99. yılında ise bilimsel sosyalizmin seçkin teorisyeni ve büyük eylem insanı V.İ. Lenin’in ışıltılı anılarını yad etmek için bir kez daha alanlardayız!
En genel hatlarıyla Onları abideleştiren değerler, Çarlık Rusya’sı ve kıta Avrupa’sının içinde debelendiği derin buhranlar boyunca ve kendi sınıfsal çıkarları uğruna dünyayı ateşe vermekten çekinmeyen sömürgeci-emperyalist kamplar arasındaki ölümcül savaşta devrimden, dünya işçilerinin ve halkların kardeşliğinden ve nihayetinde sınırsız, sınıfsız bir yeryüzü düşünden yana bilgece ve eylemli bir tavır alıştır.
Bu uğurda örgütlü-militan mücadelede ısrarın, baş eğmez bir iradenin değer biçilmez bir düşün örneğini sunmalarıdır.
Roza Lüxemburg, politika teorisyeni, iktisatçı, filozof, gazeteci, ve devrimci militan mücadele dolu yaşamıyla hala güncelliğini koruyor.
Bizler için Rosa, her şeyden önce analitik ve diyalektik düşünme yöntemi; olgulara, tarih ve mevcut zaman kavramına bilimsel, eleştirel ve sorgulayıcı yaklaşım tarzı demektir.
O, teori ve eylem sentezinin, örgütlü-militan mücadelede ısrarın esin kaynağıdır. Onun, “Hareket etmeyen, zincirlerini fark edemez” derken, dönüştürme eylemine yaptığı parlak vurgu günümüz koşullarında da can alıcı noktada da durmaktadır
Ölümünden bir gün önce, 14 Ocak 1919’da Marxist harekete ilişkin kaleme aldığı ve bir ders niteliğinde olan yazısının şu tarihi sözü bu gerçeğin teyididir: “… ‘yenilgiden’ geleceğin başarısı yeşerecektir… Hemen yarın devrim… Vardım, varım. Var olacağım!”
Onu anlamak, doğası gereği küresel olan dünya kapitalizminin ürettiği devrevi ekonomik krizlerin, savaşların, yoksullaşmanın, göçmen ve sığınmacı dalgalarının, eril, cinsiyetçi suçların, çocuk tecavüzlerinin, kadın karşıtı ölümcül şiddetin, mafya ve tüm bir örgütlü kötülük ağlarının da küreselleştiği gerçeğini bütünlüğü içinde anlamak, kavramak ve gereğine uygun olarak da, “Ya sosyalizm ya Barbarlık!” zihin açıklığı ve kararlılığıyla örgütlenmektir.
Sınıflı, devletli, finans-kapital ve erk(ek) egemen bir uygarlık modelinin küresel ölçekte tetiklediği ve “son” olarak İran’da görüldüğü haliyle kadın direnişlerini büyütmek; Jina Mahsa Amini şahsında simgeleşen JİN JİYAN AZADİ haykırışını Rosa iradesiyle daha ileriye taşımaktır.
Son olarak Onu kavramak, doğaya ve insana hoyratça saldıran küresel kapitalist-emperyalist barbarlığı kökünden söküp atmanın evrensel boyutlu mücadelesini unutmamak; onu mantıksal sonucuna, yani sosyalizme ve oradan da sınırların, sınıfların, cins ve ırk ayırımının olmadığı, tüm maddi dayanaklarıyla birlikte toplumsal cinsiyetçi ilişkiler bütününün radikal biçimde aşıldığı bir geleceğe taşımaktır…

Kapitalizm, insanlık tarihinde büyük yaralar açmış; ayrımcılıklar, eşitsizlikler, emeğin ve doğanın sömürüsü düzeneğiyle biçimlenmiş olan mülkiyet dünyasının son halkası, bütün kötülüklerin doğrudan taşıyıcısı ve icracısıdır.
Kapitalizm, kadın düşmanı ve eril bir sistemdir.
Mülkiyet uygarlıklarının koca bir tarih boyunca kadınlara biçtiği ayrımcı, eşitsiz roller ancak bu uygarlığın yıkılışıyla köklü olarak aşılabilir. Dolayısıyla günümüz kadın hareketinin hem Roza’nın düşünsel-entelektüel mirasından öğreneceği çok şey var, hem de onu hatalarından arındırıp daha ileri noktalara taşıma, yepyeni bir dünya için güncelleme sorumluluğu da vardır.

Bu nedenledir ki, “vardık, varız, varolacağız!”
Erk(ek) egemen sistemin coğrafyası olmayan bütün kadın ve LGBT+ ların yaşamlarına taktığı kölelik zincirlerine sadece fark etmekle kalmayacağız. Harekete geçerek o zinciri bu günden parçalayacak, sahiplerini tarihin derinliklerine gömecek bilince daha yakınız.

YAŞASIN ENTERNASYONAL KADIN MÜCADELEMİZ!
JİN JİYAN AZADİ!
KAHROLSUN BARBARLIK YAŞASIN SOSYALİZM !
AVRUPA DEMOKRATİK KADIN HAREKETİ

Share

DAHA ÇOK DAYANIŞMA UMUDUYLA!


Avrupa Demokratik Kadın Hareketi ve Avrupa Demokratik Haklar Konfederasyonu 24/12/2022tarihinde İDHF ve SYM’nin ortaklaşa düzenlediği kış kampında panel gerçekleştirdi.

Yüksek katılımla başlayan kampa özellikle gençliğin yoğun katılımı da sevindiriciydi.
Gençliğin de moderatörlüğünü yaptığı panelde ADKH’nın konusu yıllık kampanyaları olan « Küreselleşme ve Kadın « iken ADHK’nın ise yine yıllık kampanya konusu olan « Kapitalizm, Savaşlar, Zamlar ve Yoksulluk » idi.
Panel Gençlikten arkadaşın Aralık ayında Maraş’da, Hapishanelerde, Roboski’de ve bugünlerde gerçekleşen Paris katliamında kaybettiklerimize saygı duruşuyla başladı.
Panel ADKH’nin sunumuyla devam etti.
Kadın arkadaş ; öncelikle küreselleşmenin tanımına kısaca vurgu yaparak başladı sunumuna ;
Küreselleşme ürünlerin, fikirlerin ve kültürlerin ulusal pazarlardan çıkarak uluslararası pazarlara yayılması genişlemesiyle oluşmuştur.
Küreselleşmenin var olan kadın erkek eşitsizliğinden hoşnut olduğunu ve bunu daha da derinleştirdiğini anlattı.
Esnek çalışma ile..Güvencesiz çalışma ve ucuz işgücü ile…
Sadece eşitsizliklerin artmasında değil kadına yönelik her türlü şiddetin artmasından da küreselleşen kapitalizm son derece hoşnuttur. Ve bu eşitsizlikler dünyasında kadına tanınan tek özgürlüğün tüketmek, daha çok tüketmek daha çok tüketmek olduğu vurgulandı.
Ve sonuç olarak « küreselleşen kapitalizmin sınır tanımayan saldırıları varsa, biz kadınların ve tüm ezilenlerin de sınır tanımayan enternasyonal dayanışması enternasyonal mücadelesi olmalı. Biz Kadınlar yanlızca kendi örgütlülüklerini güçlendirmekle kalmamalı toplumsal kurtuluşa da omuz vermelidir.
Barbarlık hala devam ediyor. Kadınların hedefi de Devrim ve Sosyalizm olmalı. » Diyerek sonuçlandırdı.
ADHK’dan konuşan arkadaş ise ; kapitalizmin yaşattığı sonuçlara değinirken, savaşların, zamların ve yoksulluğun vardığı boyutları da anlatarak. Göçmenliğin ve ırkçılığında her geçen gün arttığına dikkat çekerek, örgütlenmekten ve mücadele etmekten başka seçenek olmadığını da vurguladı.
Ikinci bölümde soru ve cevaplarla devam eden panel, gençlikten moderatör arkadaşın örgütlenmeyi yükseltmek umuduyla ve katılımcılara ve emeği geçenlere teşekkür etmesiyle son buldu.

Avrupa Demokratik Kadın Hareketi…

Share

Paris Sokakları Bir Kez Daha Kürt Halkının Öfkesiyle Doldu!


Kürt Kadın Hareketinin Öncülerinden Evin Emine Kara Paris’te Katledildi.
On yıl önce Paris’in merkezin de üç kadın siyasetçi, üç kürt kadın katledildi. Bugün yeni bir saldırıya duyulan öfkeyle onbilerce kişi Paris’te toplandı.
Öfkeliyiz, çünkü katilleri tanıyoruz. On yıl önce aynı yerde geçekleşen suikastin aydınlatılmaması ve tam da 9 Ocak 2013 saldırısının yıl dönümüne yakın bir tarihe denk gelmesi Kürt halkının acısına bir yenisini daha eklemiştir.
Halkın öfkesine gazla saldıaranlar, kurşun sıkanlarla aynı yerde durmuştur. Bu halk katilleri tanıyor. On yıl önce Paris’te yaşanan katliam nasıl ki kadın mücdelesinin illerleyişini engelleyememişse, bugün de kadınların özgürlük yürüyüşünü durduramayacaktır. Karanlıkta bırakılan her kadın katliamı bizim mücadele gerekçemizdir. Katledilen her öncü kadın bizim özgürlük andımızdır. Kadın özgürlük mücadelesi kurşunlarla durdurulamaz bilince ve kudrete sahiptir.
Bu saldırı, ırkçı „hasta ve yaşlı“ bir kişinin bireysel saldırısı gibi yansıtılarak „normalleştiriliyor“. Avrupa’nın merkezin de hedef gözeltilerek yapılan bu saldırı kim yada kimler tarafından yapılmış olursa olsun Kürt öncü kadınlarını hedeflediği açıktır.
Öfkeliyiz çünkü katilleri tanıyoruz. Nagihan Akarsel’i katledenler Paris’te Kürt Kadın Hareketinin öncüllerinden Evin Emine Kara ve iki yoldaşı katletti. Öfkeliyiz çünkü, Paris’te yine kadınlara ve onların öncülerine kurşun sıklımıştır.
Bu kurşun Rojava’da gelişen militan kadın mücadelesini sıkılmıştır. Rojava’nın yeniden işgalini gündemleştiği bugünler de faşist saldırılarla halkın iradesine, seçilmiş vekillerine saldırılmış eş zamanlı yapılan oparasyonlarla Kürt halkına boyun eğdirilmek istenmiştir. Bu saldırı boyun eğmeyen her coğrafya da varlık gösteren, kadını yaşam ve özgürlükle buluşturan önder kadınlaradır. Bu saldırı hepimizedir.

Jin Jiyan Azadi
Kahrolsun Faşizm

Avrupa Demokratik Kadın Hareketi

Share

Hamburg ‘ta 25 Kasım paneli gerçekleştirildi!


’25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası mücadele günü’ vesilesiyle AKD’ nin organize ettiği “Kadına yönelik şiddet politiktir” temalı panel kitlesel katılım ve canlı tartışmalarla gerçekleştirildi.
ADKH, Yeni Kadın ve Rojbin temsilcilerinin konuşmacı olduğu panel, açılış ve mücadelede ölümsüzleşen kadınlar şahsında tüm ölümsüzler için yapılan saygı duruşuyla başladı.
Ardında Yeni kadın temsilcisi ilk konuşmacı olarak söz aldı. Öz savunma üzerine sunumunu tarihsel süreçleriyle ele alarak yaptı.

Yeni kadın temsilcisi konuşmasının devamında; Anaerkil süreçten Ataerkil sürecine geçişle başlayan yaşamda artı değer kavramının oluşması sonucu Kadın ve Erkek arasındaki iş gücünün ayrışmasıyla ortaya çıkan ve sonrasında Ortaçağ’dan bu güne Patriarkal sistemin kadına yönelik bir dizi şiddetini bir çok yönünün ve yüzünün olduğunu kronolojik anlamda görsel görüntülerle sundu. Konuşmasının devamında, Dünyanın bir çok bölgesinde devasa kadın mücadelesinin örgütlü veya örgütsüz can alıcı gücünü gösterip örgütlenmenin ve birlikte mücadelenin önemini vurguladı.
İkinci konuşmacı olarak ADKH temsilcisi sunumunu, ‘Küreselleşme ve kadın ‘ içerikli yaptı.
ADKH temsilcisi konuşmasını özetle, Küreselleşme kavramını açarak, bunun ekonomik boyutunu ve kadın sömürüsü üzerindeki yansıması noktalarında konuşmasını sürdürdü. Küreselleşmenin ana fikrine kaynaklık eden Neoliberal politikalara ve 70’lerin başından Amerikan ve İngiliz emperyalizmin öncülüğünde ortaya çıkan Neoliberalizm kısa sürede hızla yayarak dünya halkların sömürüsünü derinleştirerek ve yaygınlaştırarak sürdürdüğüne vurgu yaptı. Globalleşme yada yeni Dünya düzeni adı altında Emperyalist sömürüyü daha katmerli şekilde Dünya çapında sermayenin çıkarları doğrultusunda daha kolay sömürü sistemini oluşturarak, sözüm ona sınırları kaldırdığını beyan ederek daha da katmerli bir sömürü ağını kurduğunu ifade etti. Bu doyumsuz ve sınırsız sömürü ağının sonucu olarak dünyanın ekolojik dengesinin de de büyük yıkım ve tahribatlara yol açtığına dikkat çeken ADKH temsilcisi, konuşmasının devamında da ;Kapitalizmin bu talan ve sömürü çarkı içerisinde kadını ezilenin ezileni yapıp güçsüzleştirmiş, kadını adete köleleştirmiştir. Bunun sonucu olarak erkek egemen sistem de Dünya’nın bir çok yerinde kadın cinayetlerinin artığını belirterek, buna karşı kadınların örgütlü mücadelesinin önemine vurguda bulunarak konuşmasını sonlandırdı.

Son konuşmacı olarak Rojbin temsilcisi konuşmasını Patriarkal Sistemin sınırları açtığının bunun büyük bir ilerleme olduğu yaftasıyla sunarken, mülteci sorununda emperyalistlerin kapıları nasıl geri kapattığını ve insanlığı ölüme terk ettiklerini belirterek Globalizmin iki yüzlülüğüne dikkat çekti. Ayrıca bu sistem içerisinde kadının kendi öz kimliğini ve özgüvenini bununla birlikte kendi gücünü kaybederek, kadının kendi kimliğine yabancılaştığını belirtti. Devamında bu sistemin kadının doğasını bozarak, kendi duygusal içsel zenginliğini ve aynı zamanda geniş bakış açısını körelttiğini vurguladı. Kadının kendi özünü tekrar keşfetmesi, kendi gücünü görmesi, kendi içindeki erk yönünü değilde kadın bakış açısı ve hissiyatıyla özgür, özerk bir şekilde biçimlendirip örgütlenmesini vurgulayarak konuşmasını sonlandırdı.
Üç kadın konuşmacının birbirlerini tamamlayan konuşmalar ve perspektiflerle yaptıkları verimli sunumlarını ardında, katılımcı kitleye soru ve konuşma yapmaları için söz hakkı verildi. Katılımcı kitlenin yoğun katılımıyla sorulan soru ve konuşmaların ardından, panelistlere toparlama için tekrardan söz verilmesinden sonra, panel verimli bir şekilde sonlandırıldı.

Avrupa Demokratik Kadın Hareketi

Share

Küreselleşme ve Kadın başlıklı panel başarıyla sonuçlandı.

Panel Mirabel Kardeşler, Nagehan Akarsel ve Jina Amini şahsında tüm yitirilen kadınlar için saygı duruşuyla başladı.

Avrupa Demokratik Kadın Hareketi tarafından 25 Kasım Kadın Yönelik Şiddetle mücadele günü vesilesiyle düzenlenen Küreselleşme ve Kadın paneli Londra Yüz Çiçek Açsın Kültür Merkezi’de gerçekleştirildi.

HDP-SMF ittifak milletvekili Dilşat Canbaz Kaya’nın konuşmacı olarak katıldığı panelde, kadın hareketinin genel mücadelesi ve bugün geldiği aşama ele alınarak, dünya çapında ve özel olarak da Orta-Doğu’da kadın mücadelesinin toplumu dönüştürmedeki önemli etkisi aktarıldı.
Dilşad Canbaz Kaya yaptığı konuşmada “Şiddet bütün argümanlarıyla hepimizi sarmış durumda ama en çokta kadınları. Hepimiz biliyoruz ki erkek devlet şiddetinin özelde de örgütlü kadına yönelik özel bir politikası var ama tam da bu politikaların karşısında İran, Rojova, Suriye ve Türkiye’de kadınlar sokaklarda direniyorlar. Topyekun saldırıya karşı topyekun bir direniş var ve bu direniş bizi güçlü tutuyor ve mücadele bizi ayakta tutuyor.” dedi.
Çeşitli soru ve yorumlara verilen cevaplardan sonra panel sonlandırıldı.

Share

ISYANIMIZI BÜYÜTMEK IÇIN ALANLARDAYIZ!


PARIS
25 kasim Uluslararasi Kadina Yönelik Siddetle Mücadele Günü olan
Fransa’da Paris başta olmak üzere birçok kente 25 Kasım yürüyüş gerçekleşti.
On bincelerce insanlar sokakları zap ettikler
Paris Republigue meydanlarında başlayan yürüyüş
çok sayıda sivil toplum kuruluşları kadın hareketleri sendikalar katıldı
Nation Meydanı’na doğru yapılan yürüyüş sırasında kadın-erkek eşitsizlik, cinsiyetçi ayrımcılığı kınandı.
Ve bir çok farklı danslar gösteri
kimi göstericiler dans ederek kadına yönelik şiddet ile cinsel suçlara karşı tepkilerini gösterdi.

MULHOUSE


Fransa’nın Mulhouse kentinde de kadına yönelik şiddet protesto edildi. 25 Kasım akşamı Park Salvator Meydanı’nda yüzlerce kadının bir araya gelmesiyle başlayan protestoda kadınlar önce bildirilerini okudular ve sonrasında her geçen gün artan taciz, tecavüz ve şiddete karşı sessiz kalmamamız gerektiğini , erk-egemen şiddetin her türlüsüne karşı kadınların her daim birlik ve beraberlik içinde olmaları, susmamaları ve mücadale etmeleri gerektiğini bildirdiler.
Mulhouse’da Avrupa Demokratik Kadın Hareketi, Kürt Kadın Hareketi , Alevi Kadınlar, Feminist Collectif 68 ve birçok genç oluşumla birlikte 18.00’da yürüyüşe geçildi. 25 Kasım 1960 yılında diktatörlüğe karşı başkaldıran Mirabel Kardeşlerin yaktığı isyan ateşini temsilen kadınlar yanan meşaleleri ile yürüdüler. Yürüyüş boyunca “Jin Jiyan Azadi ” coşkusu hakimdi. Yürüyüş boyunca birçok slogan atıldı ve kadına yönelik şiddete karşı ulusal mücadele gününde tüm kadınlar bir arada ve birbirlerine destek olduklarını gösterdiler. Yürüyüş etkin, olumlu ve coşkulu bir şekilde son buldu..
STUTTGART

Uluslarası Kadına yönelik şiddete karşı Stuttgart ta iki ayrı etkinlik oldu. 25.11.2022 bircok kadin örgütünden oluşan Aktion Frauen Platformu altında 600’e yakın bir kitle kadına yönelik şiddete karşı atılan sloganlarla, döviz ve pankartlarla büyük bir coşkuyla yürüdü.

Öldürülen kadınlar anısına bir dakikalık saygı duruşuyla, kadın kırımlarını durdurun çağrısıyla katedilmiş kadınlar için mum bırakıldı. Iran kadınlarının özgürlük mücadalesi ve kürt kadınlarının faşist Türk devletinin Kürdistan topraklarında bombalarla katledildigi öne çıkarıldı.

Farsça, ispanyolca ve almanca söylenilen şarkılarla da kadın direnişi, isyani „ vücudumdaki yaralardan çiçek açıyorum“ dillendirildi ve „tecavüzcü sensin“ diyerek sisteme işaret edildi.
26.11.2022 de Frauenkollektiv, İran kadınları, Mikrantifa, Pro choice, zusammen kämpfen ve ADKH tarınfandan Miting düzenlendi, bildiriler okundu, Almanya, Iran, Türkiye ve diger Ülkelerdeki kadın tecavüzlerine, şiddete ve katliamlara dikkat çekildi. Miting Ekim ayında 24 yaşında genç bir kadının evine giderken iki erkek tarafından tecavüze uğradığı Stuttgart Stöckach semtinde „birimize olan sadırı, hepimize saldırıdır” adı altında düzenlendi.
Kadınlara yönelik şiddetin artmakta olduğu ve kadın sığınma evlerinin yetersiz geldiği vurgusu yapıldı ve kadın haklarının gasplarına karşı örgütlü mücadeleye çağrı yapıldı. Başka bir dünyanın ancak kadın mücadelesiyle mümkün olabilecegi mesajı verildi.
Miting büyük ilgi gören İranlı kadınların özgürlük marşı ve yüze yakın kadının toplu halde Las tesis dans gösterisiyle son buldu.
26.11.2022

INNSBRUCK

Innsbruck’da Uluslararası Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele Günü’nde Yürüyüş Yapıldı!

Tüm dünyada olduğu gibi Avusturya’nın Innsbruck kentinde de 25 Kasım cuma günü ADKH (Avrupa Demokratik Kadın hareketi)’nin de içinde yer aldığı bölgede faaliyet gösteren kadın kurumlarından Tirol Demokratik Kadın Platformu ve AEP(Frauen Vernetzungsgruppe ) bir dizi etkinlikler düzenledi. Saat 15:00’da Annasäule de başlayan etkinliklerde şiddet gören, Katledilen kadınlara dikkat çekerek görsel çalışmalar yapıldı ve informasyon standı oluşturuldu .

YÜRÜYÜŞ YAPILDI!
Akşam saat 18:30’da toplanan kitle burada konuşmalar yaptı konuşmalarda şiddetin, baskının, eşitsizliğin ve savaşın kadınların yaşamlarını nasıl etkilediğini ve kadınların bunların karşısında nasıl mücadelelerle ayakta kalacakları üzerine konuşmalar yaparak mücadele vurgusu yapıldı. Konuşmalar sonrasında kitle şehrin işlek yerlerinden sloganlar zılgıtlar, müzik eşliğinde coşkulu yürüyüş yapıldı sloganlar da sık sık Jin, Jiyan, Azadi. Hoch die Internationale Solidarität, Yaşasın kadın dayanışması vb sloganlar atılarak bitiş alanında tüm katılımcılara teşekkür edilerek yürüyüş bitirildi.

VİYANA


25 Kasım kadına,şiddete karşı uluslararası mücadele gününde
Avusturya’nın baş kenti Viyana’da kadınlar her yıl olduğu gibi bu yıl da alanlardaydı. Avusturya Demokratik Kadın Hareketi’nin de ” Bizler çok iyi biliyoruz ki erk egemen sistem araştıran,  sorgulayan ve değiştirmek isteyen zihniyete düşman olduğu gibi, bunu kadınların yapmasına daha da tahammülsüzleşerek pervasızca saldırılarına devam etmektedir.
Ancak biz işçi ve emekçi kadınlar yaşamı vareden günümüzle;  öfkemizi kuşanarak yine tarihe yazdırdığımız gibi BIRLIK MÜCADELE VE DAYANIŞMA ısrarımızı daha güçlü haykıracağız…
Bu inanç ve coşkuyla tüm emekçi kadınları “Erk-egemen sistemin bütün şiddetine karşı isyandayız” demek için..
Bütün baskıcı ve bağnaz anlayışlara karşı sesimizi yükseltmek için..
Bütün ötekileştirmeye karşı “HAYIR!” ımızı yükseltmek için…
JİN, JİYAN AZADI !!! şiarıyla alanlarda buluşalım…
Çağrısıyla bir araya gelen kadinlar: Erk_egemen sistemi protesto ettiler. Kadın dayanışması ve mücadelesinin öneminin dile getirildiği konuşmalarda kapitalist,gerici sistemlere karşı mücadele verilmeden kadın özgürlükçü bir yaşamın inşa edilemeyeceği kadın kurumlarının ortak vurgusuydu.
İranda,Kürdistanda ve dünyanın bütün coğrafyalarındaki kadın direnişleri selamlanarak dayanışma çağrıları yapıldı.


Avrupa Demokratik Kadın Hareketinin 25 Kasıma yönelik almanca bildirisi alanda okunarak,dağıtıldı.
yürüyüş boyunca atılan sloganlarda mücadeleye ve örgütlenmeye çağrı vardı, bitiş noktasında iranlı kadınların MAHSA AMİNİ , NAGİHAN AKARSEL ve katledilen tüm kadınlar için söyledikleri türkülerle,marşlarla son buldu.
ADKH VİYANA
25 KASIM 2022

ISVICRE

Günlerdir ortadoğuda özelliklede Kürt bölgeleri işgalci faşistlerin saldırısıyla karşıkarşıyadır,Bu saldiralara karşi başta kadınlar olmak üzere binlerce halk sokaklarda isyanini direnişe çevirerek cevap oldu.
25 kasım uluslararası Kadına yönelik şidete karşı mücadele günü vesilesiyle isviçrenin Basel ve Zurich kentinde Binlerce kadın sokalardaydı.Zurichte Avrupa demokratik kadın hareketinin de içinde bulunduğu, Kürt kadın hareketi,Yeni kadın, Sosyalist kadınlar birliği,Lila Solidarität, isviçreli kadın kurumları ve adını sayamadığımiız birçok kadın kurumu renkleriyle sokaklardaydı.Hirschenplatzda başlıyan yürüyüş büyük bir çoşkuyla devam ederken belli noktalarda polis barikatiyla karşılandı. Barikatı açmayan polis, kadınlarin yürümesini engeliyemedi.Kadınlar farkli noktalardan “Jin jiyan azadi”slogannlarıyla hep bir ağızdan canli bir şekilde haykırarak devam etti. Yürüyüşün bir diğer geçis noktasi Zurich Hauptbahnof oldu.Zurich Hauptbahnofunda kadınların yürüyüşi trafikde aksaklıklara yol açarken sokakda yürüyüşü izleyen kitlede siloganlara katilarak destek verdi..Geç saatlere kadar süren yürüyüş Helvetia platza kadar devam etti,Eylem Helvetiya platzda siloganlar ve halaylar çekilerek son buldu.


FRANKURT

19 ve 25 Kasım tarihleri arasın da Avrupa’nın bir çok kentin de “erk egemen şiddete karşı isyandayız” diyen ADKH Frankfurt’ta Avrupa Kadın Dayanışmasının kadın bileşenleri ile birlikte yürüyüş düzenledi.

“ Kadınlar Yaşamı Savunuyor”, ”Jin Jiyan Azadi’”, “Jin Jiyanê Diparêzin” sloganıyla kitleye çağrı yapan YJK-E Hessen, Yeni Kadın, ADKH ve Women Defened Rojava Frankfurt ( Hbf ) anagarın önün de yürüyüşe başladı. Yürüyüşe Zora grubu da destek sundu. Soğuk ve yağmurlu havaya rağmen coşkulu bir yürüyüş yapıldı. Yürüyüşte Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı için özgürlük talebin de bulunarak pankart açıldı. Yürüyüş esnasında devlet ve erkek şiddeti sonucu yaşamını yitiren kadınların fotoğrafları taşınarak bir gösteri yapıldı. “Hapishanelerde, sokakta mücadelenin tüm alanlarında katledilen kadınların mücadelesi mücadelemizdir “ denildi. Yürüyüş esnasın da kitlenin kalabalık olduğu çarşı da küçük bir gösteri yapıldı. Jina Amini ve Nagihan Akarsel yine hapishane de katledilen Garibe Gezer ve evin de katledilen Dilek Doğan, Paris te suikastle öldürülen Sakine Cansız ve mücadele eden kadınların hayatları okunarak ellerin de fotoğraflarla bir daire oluşturuldu. Mücadele çağrısı yapılıp Jin Jiyan Azadi pankartı açılıp zılgıtlarla, sloganlarla selamlandı. Kimyasal gaz kullanılarak katledilen gerillalar da anılarak, yapılan katliam kınandı.
25 Kasım’da genç öğrenci kadınların organize ettiği mitinge ADKH olarak destek sunduk. Aurora Frauenart, ZORA, Young Struggle, KF ve Yeni Kadın’ın Kadına yönelik şiddetle mücadele günü vesilesiyle” bir kişiye yapılan saldırı hepimize yapılmıştır, kadınlar savaşa, krize ve patriarkaya karşı mücadele ediyor” çağrısıyla çarşı merkezin de bir info. çadırı açıldı. Yapılan mitingin ardından yürüyüşü geçen genç kadın kitlesi renkli bir kortej oluşturdu. Genç kadınlar şiddete karşı mücadele çağrısı ile yürüyüşü sonlandırdı


HAMBURG

ADKH Hamburg örgütlenmesi olarak,25 Kasımdan önce geniş çaplı bir katılım ve propaganda
ile pankart, duvar gazetesi, afişleme yaparak hazırlandık.
25 kasım kadına yönelik şiddete karşı uluslararası mücadele gününde, Avrupa Kadın
Dayanışması Bileşenleri ( ADKH,ROJBİN,YENİ KADIN,SKP) olarak, 1000’e yakın kadının
katılımıyla saat 18.00 de Dammtor da başladı.

Son yaşanan süreçlere ilişkin yoğun şekilde Jin , jiyan , Azadi sloganlarının yükseldiği, kadına
yönelik, egemen ve erkek şiddetini, kadın katliamlarını, İran’da devam eden
durumu,Rojava’yapılan saldırıyı protesto eden sloganlar eşliğinde, kurumların kendi
bildirilerinin okuduğu eylemimizi Feld stresse da tamamladık.

KÖLN


25 Kasım Kadına şiddet ve Enternasyonal bir gün olarak kadınlar her yıl oldugu gibi bu yılda sokaklardaydı bir çok kadın örgütünün de için de olduğu eylem Winerplatz başladı. Bu yıl Iranli ve Afgan kadın örgütleride kendilerine yapılan davet sonucu katılım sağladılar. Konuşmaların ardından Iranli Kadın Sanatçının da için de yer aldığı Kürtce türküler ,halay gösterileri yapıldı ve ardından yürüyüş başladı Kölnün işlek caddesinde Jin Jiyan Azadi ,Dünya Yerinde Oynar Kadınlar Özgür Olsa, vb.bir çok slogan lar atılarak tekrar başladığı yere gelinip orada sonlandırıldı 150 yakın kadın katılımcının olduğu gozlemlendi.

Avrupa Demokratik Kadın Hareketi

Share

BÜTÜN ERK-EGEMEN ŞİDDETİNİZE KARŞI İSYANDAYIZ. !!


Direnişçi kadınlar yazdılar ; 25 Kasım gibi tarihi günleri. Dominique Cumhuriyetlerinde 1960 yılında diktatörlüğe başkaldırmıştı MİRABEL kardeşler.
Ve o günden beri bütün emekçi kadınların şiddete karşı Birlik-Mücadele ve Dayanışma günü olarak tarihe geçti..

Egemenler kendilerine karşı hiçbir direnişe tahammül etmedikleri gibi özellikle kadınların direnişine hiç tahammülleri yoktur. Haksızlıklar ve zorbalıklar üzerine kurulu olan her sistem iktidarını ayakta tutabilmek için her fırsatta şiddete başvurmuş, özellikle kadınlar sözkonusu olduğunda şiddetini kat-bekat artırmıştır.
Şiddet, hangi dönem ve kimin tarafından yapılırsa yapılsın ; her zaman çaresizliğin, çözümsüzlüğün ve acizliğin ürünü olarak ortaya çıkmıştır.

Ve kadınlara; dinin, devletin, gericiliğin, örf ve âdetlerin şiddeti her dönem pervasızca uygulanmıştır.
Kadının direnişine ve “Hayır!”ına, egemenler tahammül etmeseler de; kadınlar direnmeye ve “Hayır” demeye, isyanlarını yükseltmeye devam edecekler.
Ve geçmişten devralınan isyan bayrağı bugün gösteriyor ki; Kadınlar, “Birlikte Güçlüyüz” ve istersek, yaşamı yarattığımız gibi de, öznesi olarak değiştirebiliriz.

Birlikte güçlü olduğumuzu dün Polonya’da kürtaj sorununa karşı meydanlarda gösterdiğimizi, bugün birçok ülkede Mahsa Amini için, Nagihan Akarsel için sokaklara dökülerek gösterdik.

İran’da Molla rejiminin katlettiği Mahsa Amini’nin saçları özgürlük şiarlarımızda dalgalanmaya devam edecek.

Yine egemenlerin katlettiği Nagihan Akarsel’in bilinci, akademisyen, araştırmacı duruşu, kadınlara örnek olacak, kadınların isyanında yaşayacak.

Bugün en güzel şiardır emeğe sahip çıkmak ve emeği savunmak.! Bu noktada maden ocağında yitirdiklerimizi de isyanımızla özgürlük mücadelemizde yaşatacağız.

Değilmi ki; yaşamın rengini emeğiyle oluşturan kadınlar, başka bir dünyayı da yine emeğiyle mümkün kılacaklar.

Ve erk-egemen sistemin pervasızca saldırılarına karşı Enternasyonalle kurtulacak insanlık.

Mahsa Amini ve Nagihan Akarsel isyanımızdır. !
-Jin-Jiyan-Azadi.!
Kahrolsun faşizm, yaşasın Mücadelemiz .!

Avrupa Demokratik Kadın Hareketi

Share

Avusturya Viyana ve Innsbruck da 25 Kasım etkinlikleri

25 Kasım kadına yönelik şiddetle mücadele günü 12 Kasım 2022 Avusturya Viyan’ da Avrupa Demokratik Kadın Hareketi olarak olarak 13 Kasım 2022 Innsbruck’da
Avrupa Demokratik Kadın Hareketi ve Mor-kızıl kolektif le ortak hazırlanan bir etkinlikle karşılandı.

VİYANA

Dünyanın bütün coğrafyalarında kadına yönelik şiddetin artarak devam ettiği bir süreci yaşamaktayız.
Ataerkil erkek egemen zihniyet sahipleri ve eril devlet eliyle gerçekleşen kadına yönelik şiddetin karştı olarak dünyanın birçok yerinde kadınlar ayağa kalkarak isyan etmekteler kadına yönelik şiddet her ülkede farklılıklar göstersede şiddetin ve kadın üzerindeki baskıların kaynağı empeyalist-kapitalist,
feodal gerici sistemlerdir.
Özel mülkiyetin doğuşuyla şekillenen erk sistemi kadını köleleştirerek ikinci,üçüncü plana itmiştir.
İlk sınıflı toplumdan günümüze kadarda kadın egemen sınıfların gadrine,kırımına uğramıştır.iranda işkenceyle katledilen Mina Amini ve Nagihan Akarsel eril faşist devletler tarafından katledildiler avrupa ülkelerinde ve yaşadığımız avusturyada,da kadın cinayetlerine hergün bir yenisi ekleniyor kadınlar şiddet sarmalının içine çekilerek adeta boğulmak isteniyor.bizler emekçi kadınlar olarak her türlü baskı,şiddet ve sömürüye karşı örgütlenerek isyan ediyoruz.ve biliyoruzki özel mülkiyete dayalı sömürücü sistemler var olduğu sürece kadınların mücadeleside var olacaktır dünyanın bütün coğrafyalarındaki mücadeleci kadınları selamlıyoruz.bu vesileyle Avrupa demokratik kadın hareketi 25 kasım kadına yönelik şiddete karşı mücadele günü çalışmaları kapsamında viyanada düzenlediği etkinlikle yazar şair MUAZZEZ USLU AVCI’yı konuk etti,demoktarik haklar derneğinde yapılan etkinlik açılış konuşması ve 25 kasım bildirgesi okunarak başlandı konuk yazarın sunumuyla devam etti,tarihsel ve toplumsal süreçlerde kadına biçilen roller tüm sınıflı toplumlarda kadının durumuna ilişkin bakış açıları,açıklayıcı bir dille sunuldu buna yönelik sosyalistlerin meseleye nerden ve nasıl baktığı örnekler verilerek anlatıldı özellikle post modernist akımların marksist kuramı iğdiş ederek kültür ve sanat alanında bu tahribatı nasıl gerçekleştirdiği toplumsal yaşamın tüm alanlarına nasıl sirayet ettiği örneklerle açıklandı feminist mücadeleyle sosyalist kadınların mücadelesinde aynışılan ve ayrışan noktalar açıklanarak detaylı olarak irdelendi katılımcı kitlenin dikkatle izlediği sunum kitleden gelen sorulara cevap verilerek bitirildi ikinci bölümde müzikle devam ederek etkinlik sonlandırıldı.başarılı olarak geçen etkinliklerin bundan sonrada yapılması katılımcı kitlenin ortak talebiydi.
12 Kasım
Avrupa Demokratik Kadın Hareketi
Viyana

INNSBRUCK

1960 da Dominik Cumhuriyetindeki Trujillo diktatörlüğüne karşı özgürlük mücadelesi verdikleri için rejim tarafından kaçırılıp işkence ve tecavüz sonrası vahşice katledilen Mirabel kardeşler nezninde devrim mücadelesinde ölümsüzleşen tüm kadın yoldaşlarımız için saygı duruşu ile başladı.
25 Kasım Kadına Şidddetle Mücadele Günü, “Kadına Şiddetin” erkeğin kadına uyguladığı fiziki şiddetle başlayıp bitmediğini, sorunun sömürücü sistemlerin, binlerce yıla dayanan erkek egemen anlayışın, kadını da mülkiyetleştiren mülkiyetçi sistemlerin özünden geldiğini anladığımız, buna karşı savaştığımız, mücadeleyi büyüttüğümüz bir gündür.
Her gün dünyada 10 kadından 4’ü fiziksel şiddete maruz kalıyor. Her gün binlerce kadın katlediliyor. Dünyada 650 milyon kadın ve kız çocuğu 18 yaşından önce zorla evlendiriliyor. 120 milyon kız çocuğu zorla cinsel ilişkiye yönlendiriliyor. Yaşadığımız Avrupa’da her üç kadından biri 15 yaş ve sonrasında şiddet görüyor. Çalışan kadınların %70’i cinsel tacize uğruyor. Mülteci akınlarında %80 oranında kadınlar mağdur oluyor. Türkiye ve onun gibi ekonomik ve sosyal olarak geri kalmış toplumlarda bu oranlar daha yüksek olduğu gibi, kadına yönelik şiddetin görünmediği, açığa çıkmadığı bir tablo söz konusu olduğu vurgusunun yapıldığı bir sunum yapıldı. Birlikte güçlü olduğumuzu dün Polonya’da kürtaj sorununa karşı meydanlarda gösterdiğimizi, bugün birçok ülkede Mahsa Amini için, Nagihan Akarsel için sokaklara dökülerek gösterdik.
İran’da Molla rejiminin katlettiği Mahsa Amini’nin saçları özgürlük şiarlarımızda dalgalanmaya devam edecek.
Yine egemenlerin katlettiği Nagihan Akarsel’in bilinci, akademisyen, araştırmacı duruşu, kadınlara örnek olacak, kadınların isyanında yaşayacakları vurguladı.

Bugün en güzel şiardır emeğe sahip çıkmak ve emeği savunmak.! Bu noktada maden ocağında yitirdiklerimizi de isyanımızla özgürlük mücadelemizde yaşatacağız dediğimiz etkinliğimizde
Şair yazar Muazzez Uslu Avcı ile yapılan söyleşi ve ardından müzik dinletisinin olduğu program sunuldu. Yoğun bir kitle katılımıyla gerçekleşen programda kadın kurumlarının 25 Kasım bildirileri okundu ve ADKH VE ADHK nın bu yılki kampanya tanıtımı yapıldı.
13 Kasım 2022
Avrupa Demokratik Kadın Hareketi
Innsbruck

Share

Katliamlara Karşı Sesini Yükselt!


30.10.2022 Tarihinde Viyana da yapılan eylem Avrupa Demokratik Kadın Hareketi, Radikal Linke,Kominter ve Yeni Kadın kurumlarının ortaklaştırması sonucu gerceklestirildi.Hiç bir kadın cinayetini cevapsız bırakmamak için yine yüksek sesle sokaklara çıktık. 365 günün hemen hemen her günü neredeyse kadın cinayetleri,taciz,tecavüz haberleri yayınlanmakta. Patriarkal kapitalist sistemin politikalarıyla yarattıkları barbarlığı, katliamları, kadınların örgütlü gücü durduracak diyen kadın örgütleri, Karlsplatz’da miting gerçekleştirdi.

Kurumlar tarafından yapılan açıklamalarda, özellikle Avusturya hükümetinin kadına yönelik artan şiddet ve katliamlara karşı sessiz kalmasını da protesto ettiler.

“Bizden bir kişi alırsan,hepimiz cevap veririz! ” motosuyla, mitingden sonra Kärntnerstrasse üzerinden Staphansplatz’a kadar yürüyüş yapılarak
Jin Jiyan azadi.
Kadın yaşam özgürlük.
Tek bir kişide kalsak mücadele devam.


Avrupa demokratik kadın hareketi Viyana.

Share

Şimdi Enternasyonalizm Zamanı!


3 ve 10 Eylül 2022 tarihlerinde TUNUS ‘da gerçekleştirilen 3. dünya kadın konferansında alınan kararlar çerçevesinde Dünya kadın konferansına katılan Fransa delegeleri Paris’te bir panel gerçekleştirdi.
Yapılan panel İran’da gerici mollalar tarafından katledilen Mahsa Amini ve suikast sonucu öldürülen Nagihan Akarsel için yapılan saygı duruşuyla başladı.
Kadın hareketlerinin yoğunlukla katılarak ilgi gösterdiği panel, konferans delegelerinin söz hakkı alarak kadınlar üzerinde artan sömürü, zulüm ve katliam politikalarına karşı dünya kadın konferansında alınan kararları sözlü ve görsel videolarla sunumlarını yaptılar.

Dünya Kadın Konferansı ne istiyor?

“11 Haziran’da 8 kadın ve bir erkekle birlikte kadın konferansına katılmaya karar verdiğimizde çok hevesliydik, enerjimizi, zamanımızı harcadık ve kendi masraflarımızı kendimiz karşıladık. Özellikle kadınların yoksulluğu, kadınlara yönelik şiddet, adaletsizlik ve kurumların yardım etmeyi reddetmesi, Fransa’daki mültecilerin çoğunun kadın olması ve çoğu zaman tamamen insanlık dışı koşullarda yaşamaları – tüm bunlar harekete geçmek için nedenlerdir.
Uluslararası dayanışma zamanı! Latin Amerika, Afrika, Türkiye, Rojava, Afganistan ve İran ve Ortadoğu’da kadınların durumu zihinleri ve kalpleri harekete geçiriyor!
Pek çoğu korkunç durumda olsa da tüm dünyada kadınlar bir güç! Şu anda İRAN’da kadınların cesareti, bütün bir halkın Mollaların faşist rejimini yıkmak, özgürlük ve demokrasi için verdiği mücadelenin temel direğidir.
Dünya konferansı tüm bu hareketlerdeki kadınlara ses vermek, mücadelelerini koordine etmek ve işbirliği yapmalarını sağlamak istiyor. Ugandalı kadın ilk gün şunları söyledi: “Bu konferansın bizi dönüştürmesini ve değişim yaratacağımız inancıyla geri dönmemizi bekliyorum.
Evet – konferans bizi etkiledi ve dönüştürdü.
Kapitalist sistemin krizleri, ekonomik krizler, siyasi krizler, çevresel krizler, gıda krizleri, burjuva mülteci politikasının krizi, sağlık krizleri, borç krizleri, son on yıllardaki savaşlar, ölçülemez acılar, aşağılanma ve acı anlamına gelmektedir: Kadın cinayetleri, cinsel şiddet, sünnet, çocuk yaşta evlilikler, hamile kadınların karınlarının canlı canlı deşilmesi, kırbaçlamalar, mülteci ailelerin ölü bebeklerinin sahillere vurması, maçoluk, cinsiyetçilik, fuhuşa zorlama, düzenli savaşın bir silahı olarak toplu tecavüz gibi dokunaklı tanıklıklar dinledik, hedef alınması ve ödüllendirilmesi, düşük ücretler, erkeklerle sürekli ve göze batan ücret farklılıkları, kitlesel işsizlik, yaşlıların yoksulluğu, korkunç enflasyon, kuraklık ve seller, direnişçi ve devrimci kadınlara yönelik hapis, terör ve işkence. Tüm bunları tanık kadınlardan dinledik.
Bunlar, şiddetin en büyük ataerkil failleri olan feodal, kapitalist ve emperyalist ülkelerin devlet ve aile sistemi tarafından kadın kitlelerine yönelik ikili ve üçlü sömürü ve baskının, tüm iğrenç yüzleriyle cinselleştirilmiş şiddetin yüzleridir.
Ama aynı zamanda militan ve örgütlü kadınların gücünü de gördük. Onları örgütlememiz ve işbirliği için kazanmamız gerekiyor! Kadın hareketi, hükümetlerimizin gerici, anti-demokratik, özgürlük düşmanı politikalarına karşı dünyadaki halk direnişinin ön saflarında yer almaktadır! Örnek olarak 5 yıl önce Donald Trump’ın adaylığına karşı yapılan yürüyüş, Şili’de aşırı sağcı başkan adayını yenilgiye uğratmaları, Polonyalı kadınların yanı sıra Arjantin’deki kadınların kürtaj hakkını reddeden gerici yargıya karşı mücadele etmeleri verilebilir.
Kadınlar Rusya ve Ukrayna’da savaşa, Rojava’da Türk işgaline ve Filistin’de faşist İsrail’e karşı çıkıyor.
1. Kadın kitleleri, tabandaki kadınlar harekete geçmelidir! Kendi gücümüze güveniyoruz ve
2 – ilişkilerimizin- konferansın merkezinde demokrasi var ve tüm kadınlara açıktır,
3. Kadın mücadele hareketinin birliği için! Demokratik bir tartışma kültürü ile fikir birliği olmayan pozisyonları tartışalım;
4 – Konferansta ayrıca kesin ortak kararlar aldık ve sorumluluklarımız var. Delegeler, kararlar, çalışma planı (buna geri döneceğiz).
5 – mali açıdan bağımsızız;

İlk kısa videoyu oynatmadan önce, 2011’de Venezuela’da ve 2016’da Nepal’de birer kadın konferansı yapıldığını belirtmek istiyoruz. Bu üçüncü konferans, uluslararası düzeyde ve Fransa’da daha fazla güçle ileriye doğru atılmış iyi bir adımdır, farklı şehirlerden 8 kadın, 6 dernek ve kuruluşla katıldık ve 2027’de bir sonraki konferansa kadar alınan kararları uygulamaya koymak için uğraşacağız.”

Dünya kadın konferansı delegeleri panele katılan kadınlarla alınan kararları tartıştı.
Panel sonunda karşılıklı soru sorup cevaplar arayan kadınlar marşlar okuyarak paneli sonlandırdı.
Avrupa Demokratik Kadın Hareketi

Share

ŞEBNEM KORUR FİNCANCI VE BİLİME SAHİP ÇIKALIM !!!



Gün geçmiyor ki yeni saldırı haberleri almayalım.
Mahsa Amini’nin, Nagihan Akarsel’in öldürülmelerinin üzerinden fazla zaman geçmeden, Türkiye’de gazeteciler tutuklanıyor, ev baskınları gerçekleşiyor, içerde tutsaklara saldırılıyor.
TTB başkanı ŞEBNEM KORUR FİNCANCI da özellikle kimyasal silahlara karşı yaptığı açıklamalardan sonra apar-topar gözaltına alındı ve tutuklandı.
ŞEBNEM KORUR FİNCANCI her koşulda halk sağlığını ve yaşamı savunmuştu.
Aysel Tuğluk ise DMS hastalığından sağlığı ciddi derecede bozulduktan sonra tahliye edildi. Bu da faşist erk-egemen sistemin hem kararlı ve tutarlı mücadele eden kadınlardan ve aynı zamanda bilimden ve gerçeklerin ortaya çıkmasından ne denli korktuklarını gösteriyordu.
Erkek egemen sistem her dönem kadınların araştırmacı, yazar, gazeteci, akademisyen doktor ve bilimci olmasından da ayrıca korkmaktadır.
Bundan dolayıdır ki her zaman öne çıkan kadınları hedef almışlardır.
Ancak yine gerçekler için ve adalet için mücadele yürüten kadınlar hem gerçeklerin hemde bilimin yanında yer aldılar ve bilimi savunmaya da devam edecekler.
Kadınlar karanlığa karşı bilime ve yaşamı vareden emeklerine sahip çıkacaklar..

Şebnem Korur FINCANCI serbest bırakılmalıdır…

Şebnem Korur Fincancı ve basın emekçileri yalnız değildir.
Bilime sahip çıkıyor, onurlu ve insanca yaşamı savunuyoruz.
Kadın Dayanışması Yaşatır.

Avrupa Demokratik Kadın Hareketi

Share

HAYATIN RENGİ KADINDIR, BAŞKA BİR DÜNYA KADINLA MÜMKÜNDÜR !!


Avrupa Demokratik Kadın Hareketi düzenli olarak yaptığı eğitim kampını bu yıl da 7- 8 -9-Ekim tarihleri arasında Almanya’nın HESSEN eyaletinde gerçekleştirdi.
Eğitim çalışması başlamadan önce Molla rejiminin polisleri tarafından gözaltına alınarak işkencede katledilen Mahsa Amini ve Süleymaniye’de devlet tarafından kapısının önünde silahlı saldırıya uğrayarak katledilen akademisyen Nagihan Akarsel şahsında özgürlük mücadelesinde yitirdiklerimiz için saygı duruşuyla başladı.
Ve bu Eğitim Kampı yine Mahsa Amini ve Nagihan Akarsel’e atfedildi.
Eğitim çalışmasının birinci günü genel güncel durum değerlendirmesiyle başladı. Özellikle son dönemlerde İran’da katledilen kadınların nezdinde, gerek İran’da ve gerekse Avrupa’nın birçok yerinde binlerce kitlenin sokağa dökülmesi isyan etmesi bize geziyi hatırlattığını, bu isyanların ani duygusal tepkilerden cesaretten ziyade örgütlü bir güce çevirmek kadın mücadelesi açısından daha anlamlı olacağı vurgulandı. Özellikle Ortadoğu’da Kürt bölgesinde kadınlara daha fazla baskı yapılırken aynı zamanda Ortadoğu’da Işid saldırısıyla kadın mücadelesi daha da ön plana çıkmış oldu.
Aynı zamanda Ukrayna Savaşı ve dünya gericiliğinin 3.Dünya Savaşı tartışmalarının başlaması ve yaşanan ekonomik krize değinilerek artık yönetenlerin eskisi gibi yönetemediği ve yönetilenlerin de eskisi gibi yönetilmek istenmediğine vurgu yapılarak gündem değerlendirmesi birinci günü sonlandırıldı.
Eğitim çalışmasının ikinci günü Tunus’ta yapılan 3. Dünya Kadın Konferansının değerlendirilmesi ile başladı. Dünya kadın konferansındaki kadın mücadelesinin coşkusu ve heyecanı gerek konferansa katılan üyelerin anlatımı gerekse görsel olarak ve gerekse de eğitim çalışmasına katılan kadınların tartışmalara canlı katılması ile Tunus üçüncü dünya kadın Konferansı olumlu değerlendirilirken, enternasyonal alanındaki bu çalışmayı bir dahaki dünya kadın konferansına taşımak için gerek bu seneki tecrübelerimizden ders çıkartarak daha güçlü ve hazırlıklı bir şekilde katılma ve aynı zamanda enternasyonal alandaki çalışmanın önemine vurgu yapıldı.
Dünya kadın konferansının değerlendirmesinin ardından özgürlük ve kadın özgürlük anlayışı nasıl olmalı, konusu ele alındı. Konuya ilişkin hazırlanan kadın arkadaşlar sunumunu yaptıktan sonra konuya dair katılımcı kadınlarda konuya dair konu hakkında farklı farklı fikirlerle çalışmaya canlı katıldılar.
Çalışmanın ardından doğa gezisi ve sonrasında akşam kültürel çalışmayla, müzikli sohbetler yaparak, tek kişilik anlamlı bir oyunla da ikinci gün sonuçlandırılmış oldu.
Eğitimin son gününde genel eğitim çalışması, bütün katılımcı kadınlar düşüncelerini de belirterek olumlu bir şekilde sonuçlandırdılar.
-Mahsa Amini ve Nagihan Akarsel isyanımızdır.!
-Yaşasın Enternasyonal Kadın
Mücadelemiz.!
Avrupa Demokratik Kadın Hareket

Share

“Biz kadınız, güçlüyüz!

Nihayet! 3. Dünya Tabandan Kadınlar Konferansı, birlik içinde, bilgiye susamış, tartışmaya hevesli ve zaferden emin katılımcılarla 3-9 Eylül 2022 tarihleri arasında Tunus’ta gerçekleştirildi. Yüksek profilli bir aktivist etkinliği, şenlikli bir açılış töreni, 31 atölye çalışması, zengin içerikli bir genel kurul, ilham verici kültürel akşamlar ve ortak bir kapanış genel kurulu ile “Biz kadınız, güçlüyüz” sloganı altında ruhları ve duyguları yükseltti. ”

42 ülkeden 93 delege ve 450 katılımcının yer aldığı konferans, Latifah Tamallah Kadın Komitesi’nin sıcak ev sahipliğinin yanı sıra kadın ve insan hakları örgütleri, sendikalar, kırsal kesim kadınları, Dünya Kadınları koordinatörleri ve dünyanın dört bir yanındaki sayısız aktivistten oluşan Tunus hazırlık komitesi tarafından yorulmak bilmeden yürütüldü.
Tüm bunlar, iktidar sistemleri ancak krizler içinde var olabilen bir dünyanın akıntısına karşı gerçekleşiyor: ekonomik krizler, siyasi krizler, çevresel krizler, gıda krizleri, burjuva mülteci politikalarının krizi, sağlık krizleri, borç krizleri…

Dünyanın pek çok bölgesi son on yıllardaki savaşlarla sarsılmış durumda. Ukrayna’daki savaş yeni bir nitelik olarak 3. dünya savaşı tehlikesini, her iki tarafta da haksız bir savaşın yol açacağı nükleer bir felaketi taşımaktadır. Bir felakete dönüşen ve varlığımızı yok eden küresel bir çevre krizine tanık oluyoruz.
Her ikisi de bunu tekrar tekrar gösteriyor: emperyalizm savaşa yol açıyor ve yaşam temelimizi yok ediyor. Amerika Birleşik Devletleri başlıca savaş kışkırtıcısı olmaya devam etmektedir. NATO ve tüm emperyalist güçler rekabetçi mücadelelerinde cesetlerin üzerinden geçmektedir. Burjuva kamuoyu manipülasyonu, Ukrayna savaşını dikkatleri başka odak noktalarından uzaklaştırmak için kullanıyor.
Aradaki bağlantıyı görüyoruz: Siyonist İsrail’in uluslararası hukuku hiçe sayarak Filistin’i işgal etmesi. Türkiye’nin Rojava’ya yönelik acımasız saldırganlığı ve 10 yıllık “kadın devrimi”. Dini fanatiklerin, cihatçıların, Taliban’ın Afganistan’daki kitlelere karşı terörü. Batı Sahra halkının kendi kaderini tayin hakkının ayaklar altına alınması. Afrika’nın özellikle neo-kolonyal sömürüsü.
Tüm bunlar dünya kadınları için ölçülemez acı, aşağılanma ve ıstırap anlamına gelmektedir: Kadın cinayetleri, cinsel şiddet, sünnet, çocuk yaşta evlilikler, göğüs uçlarının ganimet olarak kesilmesi, hamile kadınların karınlarının canlı canlı deşilmesi, kırbaçlamalar, mülteci ailelerin ölü bebeklerinin sahillere vurması, maçoluk, cinsiyetçilik, çocuklar da dahil olmak üzere fuhuşa zorlama, LGBT+’lara yönelik baskı ve cinayetleri duyuyoruz, Kürtaj reddedildiği için ölen kadınlar, emredilen, hedeflenen ve ödüllendirilen bir savaş silahı olarak toplu tecavüz, düşük ücretler, erkeklerle devam eden brüt ücret farklılıkları, kitlesel işsizlik, yaşlılık yoksulluğu, korkunç enflasyon, kuraklık ve seller, kadın direnişçilere ve kadın devrimcilere karşı hapis, terör ve işkence. Köylü bir kadının nasıl yaşadığını ve yaşam alanı olan Toprak Ana’nın yok edilmesini nasıl protesto ettiğini dinledik. Tüm bunlar, sadece “dünyanın geri kalmış bölgelerinde” değil, aynı zamanda sözde “zengin ve ileri ülkelerin” ortasında – tam da emperyalist egemenlik altında!
Bunlar, şiddetin en büyük ataerkil failleri olan feodal, kapitalist ve emperyalist ülkelerin devlet ve aile sistemi tarafından kadın kitlelerine yönelik ikili ve üçlü sömürü ve baskının, tüm iğrenç yüzleriyle cinselleştirilmiş şiddetin yüzleridir.
Bu nedenle tüm emperyalistlerin ülkelerimizden çekilmesini talep ediyoruz. NATO – ülkelerimizden defolun.

Dünyanın dört bir yanında kadınlar çevre suçlarına karşı mücadele ediyor. Toprak Anamızı kurtarmak isteyen tüm güçlerle işbirliği yapıyoruz.
Kadın işçiler ve köylüler, yerli kadınlar, çevreciler, insan hakları aktivistleri ve dünyanın genç kadınları tüm bunlara cesaretle karşı çıkıyorlar: bireyler olarak, inisiyatifler, hareketler, kadın örgütleri, sendikalar, partiler, cesur sergiler ve suçun belgelenmesi yoluyla, hayatları pahasına yargılamalar yoluyla, grevler yoluyla, yeraltı okullarının örgütlenmesi yoluyla, ayaklanmalara kadar varan kitlesel hareketler yoluyla. Kitlelerin eskisi gibi yaşamak istemediği ve yöneticilerin eskisi gibi yönetemediği devrimci durumlar giderek daha sık ortaya çıkmaktadır. İçin – bugünÇünkü – bugün herkes iş, ekmek, sağlık ve eğitim sahibi olabilir! Bu ancak kapitalizm, emperyalizm ve ataerkillik olmadan mümkündür.
Ancak hata yapmayın: kitle hareketleri, kitle örgütleri ve partilerde örgütlenmiş ve güven içinde birlikte çalışan sağlam, ayakları yere basan, bilinçli, hazır insanlar yoksa hiçbir ayaklanma, hiçbir devrim sürdürülebilir olamaz. Emperyalizme karşı üstün güç, netliği, devrimci bakış açısı ve küresel bağlantılarıyla aşılamaz olan yalnızca uluslararası işçi sınıfı ile ortaya çıkacaktır. Kadınların ve tüm insanlığın kurtuluşu için yeni toplum, tüm inatçı muhalefete karşı zafer kazanacaktır.
Ön savaşlar insanların zihinlerinde ve kalplerinde yapılmaktadır. Egemenlerin yıkıcı, moral bozucu ve ayrıştırıcı fikirleri güçlerini kaybetmelidir: faşizm, maçoluk, cinsiyetçilik, sömürgecilik, ırkçılık, milliyetçilik, şovenizm, oportünizm, anti-komünizm, post-modernizm, Siyonizm, siyasi olarak ele geçirilmiş dinler ve düşünce ve davranış kalıpları.

Dünya kadın hareketi olarak kararlı bir katkı sağlıyoruz. Her birimiz 2027’deki 4. Dünya Kadın Konferansına kadar iddialı programımız için sorumluluk alıyoruz:

– Dinden devrime kadar en geniş kadın kitle hareketi için günlük savunuculuk ve organizasyon çalışmaları.

– Dünya Kadın Konferansı’nın çağrılarıyla 8 Mart, 1 Mayıs ve 25 Kasım’da güçlü küresel mücadele günleri düzenliyor ve Dünya Barış Günü için harekete geçiyoruz. Bu mücadele günlerinde dünya 1kadınları olarak krizlere ve dünya savaşlarına karşı birlikte mücadele etmek istiyoruz. 8 Mart resmi tatil olmalıdır. Doğru zaman geldiğinde – kadın grevi!

– Her kıtada iki kıta konferansı.
– 2024/25’te ikinci teorik seminer: “Kadın devrimi – sosyo-ekolojik dönüşüm – sosyalist devrim: emperyalizm nasıl yenilir?

– Dünya kadın koordinatörlerini güçlendiriyor, gelecekte her kıtada dört koordinatör seçiyor ve dünyanın genç kadınlarını bağlayıcı bir şekilde dahil ediyoruz. Birlikte yakın çalışırlar, ancak her biri iki koordinatör kıtasal koordinasyona ve iki koordinatör de küresel koordinasyona odaklanır.

– Örgütlere, partilere ve hareketlere acil bir çağrıda bulunuyoruz: Onlara daha fazla kaynak ve destek sağlayın! Kuşak değişimini teşvik edin.

– Genç kadınlardan oluşan kıta komiteleri kuralım. Her ülkeden bir genç kadın komitenin bir parçasıdır.
– Daimi bir organizasyon komitesi oluşturuyoruz, böylece dağınıklık içinde asla tükenmiyoruz.

– Sizi içtenlikle davet ediyoruz: anti-emperyalist ve anti-faşist birleşik cephede ya da yeni devrimci birleşmelerde gezegenin kadınları platformuna katılın. Kuruluşlarımızda ve hareketlerimizde hepimiz eğitimi, özgüveni ve kadınlarla kız çocuklarının liderlik rollerini üstlenmelerini teşvik ediyoruz. Tüm ittifak ortaklarımıza ulaşıyor ve onlarla el ele veriyoruz.
Dünyanın kadınları ve kızları – zamanımız geldi!

Share

Jina Mahsa Amini’nin Katledilmesine Karşı Innsbruck da Eylem Yapıldı!


İran’da Jîna Mahsa Amini’nin ahlak polisi tarafından başörtüsünü yanlış taktığı gerekçesiyle gözaltına alındı ve yapılan işkence sonucu hastanede yaşamını yitirdi. Kürt kentlerinde başlayan protestolar diğer şehirlere ordanda başka ülkelere yayıldı.
yapılan konuşmalarda İran gerici molla rejimi protesto edildi ve rejimin lgbtq+ karşı sert tutumu idam cezaları dile getirildi. Masha Amini’nin öldürülmesine tepkilerin çığ gibi büyüdüğü söylendi. ADHF ve ADKH, üyelerinin de katıldığı mitingde
İran rejiminin gericiliği
Jin Jiyan Azadi ,Kadın isyan özgürlük sloganları atılarak devam eden etkinlik kurumların ve katılımcıların yaptığı konuşmalarla son buldu.

Avrupa Demokratik Kadın Hareketi


Share

Kadınlar, “Benim Bedenim Benim Kararım” dedi.



28/09/2022 Tarihinde Fransanın Mulhouse şehrinde Avrupa Demokratik Kadın Hareketinin de katılımıyla ortak komitemiz olan Colectif Féministe 68 le birlikte Aleviler,Kürt kadınları,planın Familiale ve başka kurumlarında destek vermesiyle bilikte bir araya gelen kitlenin verdikleri mesajlar ve solganlar anlamlıydı Özellikle son dönemlerde baş örtüsünü Islam’in kurallarına aykırı taktığı icin polis tarafından işkence yapılarak öldürülen Mahsa Amani’nin ölümünden sonra Iran’da Kadınların öncülük ettigi direnişin sesini Avrupa’dan da destek olma çağrıları yükselmeye devam ediyor.Üyelerimizin katkısıyla yaptıgımız ortak calışma sonucu gündemde olan iran kadınlarının direnişi ve Kürtaj yasaklarına karşı atılan Fransızca sloganlar Eşliğinde görkemli ve olumlu geçti.Alevi kadınların koreografi gösterisi ve Kürtçe parçalarında yer aldığı etkinligimiz Jin jiyan Azadi solganıyla yükselen zılgıtlar eşliginde ortak sloganımız olan Benim bedenim,benim zevkim ve benim kararım sloganları eşliğinde son buldu.

Avrupa Demokratik Kadın Hareketi

Share

“Keseriz Kara Saçlarımızı”

Uzaktı dön yakındı dön çevreydi dön
Yasaktı yasaydı töreydi dön
İçinde dışında yanında değilim
İçim ayıp dışım geçim sol yanım sevgi
Bu nasıl yaşamaydı dön.
Kestim kara saçlarımı -n’olacak şimdi

Bir şeycik olmadı deneyin lütfen
Aydınlığım deliyim rüzgarlıyım
Günaydın kaysıyı sallayan yele
Kurtulan dirilen kişiye günaydın.

Günlerdir kadınlar önde olmak üzere binlerce insan bir vahşete karşı ayakta. Mahsa Amini. İran’da gerici faşit molla rejiminin ahlak polisi’ denilen zebanilerce 22 yaşındaki Kürt kadını dövüle dövüle katledildi. Sırf başörtüsünden saçının telleri gözüküyor diye. İran’da zorbalığın sömürünün özgürlük yoksunluğunun cenderesine öfke dolu binler için bardak bu “Son damla“ ile fazlasıyla taştı.

Gerici molla rejiminin özellikle kadınlar için ördüğü duvarlar yıkıldıkça o canavar sureti daha da çıplaklaştı. Kadınlar başta ve en önde olmak üzere 60’ya yakın kişi öldürüldü. Halk ise; silahlara, çocuklarda dahil gözaltılara, ölümlere rağmen sokakları inatçı bir biçimde terk etmiyor.

Özgürlük çığlığı başörtülerin yakılmasında somutlanıyor. Polislerin cezalandırılmasında, karakolların ateşe verilmesinde somutlanıyor. Mahsa Amini için halk, “diktatöre ölüm”, “kız kardeşimi öldürenleri öldüreceğim” diyor.

Tam da bu aşamada enternasyonal dayanışmanın, direniş çığlığını tüm dünyaya yaymanın önemi bir kez daha önem yakıcılaşıyor.

“Bu son mesaj, hedef rejimin kendisi!”

Sınırlı bir toplumsal kesimin ya da sadece kadınların direnişi olmaktan çıkan direniş, genel grev çağrısına uyulması, genel grevin sokak direnişiyle birleşmesi olarak sürdü, sürüyor. Tahran ve Doğu Kürdistan illeri başta olmak üzere birçok kentte halk “Bu son mesaj, hedef rejimin kendisi!” sloganlarını yükseltmeye devam ediyor.

Zira; İran gerici molla rejiminde somutlanan ekonomik, siyasal, özgürlük yoksunluğu sorunlarında; kadın özgürlük sorunu her dönem en kilit sorunlardan birine dönüşmüştür. Faşist İran rejimi kadın karşıtlığını ve katliamlarını sistematik bir şekilde yaymaktadır. Kadınların katledilmesi, kadınlara işkence edilmesi İran rejiminin günlük faaliyetlerine dönüşmüştür. Tam da bu yüzden dünyanın diğer coğrafyalarında olduğu gibi, kadın özgürlüğü demokrasi ve özgürlük devriminin ana gündemine dönüşmüştür. Halk, bu özgürlüğü büyük bedeller uğruna elde etmek için bu kez daha kararlıdır, inatçıdır.

Kadınlar kara saçlarını kese kese yine en önde ve yine direniş ruhunun harmanlayıcısıdır.

Avrupa Kadın Dayanışması olarak; İran’da yanan isyan ateşine Avrupa’dan ses olmaya, direnişe omuz vermeye devam etmeye çağırıyoruz.

Mahsa Amini’yi kadın özgürlük mücadelesi kavgamızda yaşatacağız
Jin Jiyan Azadi

Avrupa Kadın Dayanışması

Share

Bizim Bedenimiz, Bizim Seçimimiz Erkek Egemenliğine Ve Kapitalizme Karşı Mücadeleye!


Dünya genelinde her yıl yaklaşık 39.000 kadın tıbbi olarak yapılmayan kürtajlar nedeniyle hayatını kaybetmektedir – ve bu sadece bildirilen vakalardır. Ölümlerin yüzde 60’ından fazlası Afrika’da, yaklaşık yüzde 30’u ise Asya’da gerçekleşiyor. Kadınlar ölüyor çünkü yaşama hakları, kadının bedeni olmadan hayatta kalması mümkün olmayan bir hücre yığını kadar değerli değil.

Tarih, bu ataerkil ve kadın düşmanı uygulamaya karşı verilen acı bir mücadeleye tanıklık etmektedir. Ataerkil toplumun bu özelliği günümüzde de açıkça görülmektedir – en azından Amerika Birleşik Devletleri’nde kürtaj hakları konusunda yaşanan dramatik gelişmelerin gösterdiği gibi. Haklarımız basitçe verilmiş değil, dünyanın dört bir yanında ve tarih boyunca kız kardeşlerimizin kazanımları için şiddetle mücadele edilmiştir.

Katolik ve muhafazakâr Arjantin’de 30 yıl süren çetin bir mücadelenin ardından kadın hareketi, kürtajı gebeliğin 14. haftasına kadar yasallaştıran mücadelelerinde başarılı oldu. Orada binlerce kadın güvenli olmayan bir şekilde yapılan kürtajlar sonucunda hayatını kaybetti. Mevcut durum, kadınların 2019’dan bu yana yasal kürtaj yaptırabildiği İrlanda’da da benzerdir – bu ülke tarihinde bir dönüm noktasıdır. Ancak Polonya’daki durum, bu kazanımların değişmez olmadığını gösteriyor. Polonyalı kilise temsilcileri ve militan kürtaj karşıtı aktivistlerle dostluk kuran sağcı muhafazakâr ve faşist iktidar partisi PiS yönetiminde, kadınların yasal olarak kürtaj yaptırma hakkı engelleniyor. Almanya’da ceza kanununun 218. maddesi hala yürürlüktedir. Dolayısıyla kürtaj burada da yasadışı kabul edilmektedir. Danışmanlık yönetmeliği ve diğer belirli koşullar (örneğin ilk 12 hafta içinde) sayesinde Almanya’da kürtaj “cezasız” olarak sınıflandırılmaktadır.

Ayrıca, Almanya’da Fulda gibi tıbbi muayenehanelerin kürtaj yapmadığı ve kadınların uygun tıbbi bakım alabilmek için 100 kilometreye kadar yol kat etmek zorunda kaldığı bölgeler de bulunmaktadır. Her zaman karşılanmayan tıbbi masraflara ek olarak, bu durum herkesin karşılayamayacağı diğer yüksek maliyetlerle sonuçlanmaktadır.

Tüm bu vakalar kürtaj imkanının aynı zamanda bir sınıf meselesi olduğunu göstermektedir: Varlıklı kadınlar, maliyet faktörünü göz önünde bulundurarak, uygun mevzuata sahip ülkelerde kürtaj yaptırabilirken, yoksul kadınlar genellikle bu seçenekten mahrum bırakılmaktadır. Liberal partilerin §219 sayılı “reklam yasağının” kaldırılmasına yönelik hevesleri bu durumu değiştirmemektedir. Çünkü mesele öncelikle sağlık hizmetlerinin ticarileştirilmesidir ki bu da yıllardır sağlık sistemimize girmeye devam etmektedir. Buna ek olarak, FDP’ye göre danışmanlık hizmetleri genişletilecektir – ancak bu kürtajlara daha kolay erişim anlamına gelmemekte, aksine kadının seçiminin daha da daraltılması ve en aza indirilmesi anlamına gelmektedir. Sağlık ve tıbbın ticarileştirilmesine açıkça karşıyız ve biz kadınları saldırgan bir şekilde radikalleştirmeye ve sermaye yararına ataerkil çıkarlara tabi kılmaya çalışan liberal “feminizme” karşı çıkıyoruz. Bunun yerine, kapitalist patriyarkanın baskısını protesto eden ve bu süreçte özgürlüklerini ve hatta hayatlarını riske atmak zorunda kalan kadınlarla birlikte mücadele ediyoruz. Bedenlerimiz üzerinde kendi kaderimizi tayin etme hakkı, güvenli tıbbi bakım ve ataerkil sınıf çıkarlarına son verilmesini talep ediyoruz!

Bizim bedenimiz, bizim seçimimiz – erkek egemenliğine ve kapitalizme karşı mücadeleye!
Güvenli Kürtaj Günü #SafeAbortionDay #SafeAbortionDay2022

1990 yılında Latin Amerika ve Karayipler’den aktivistler kürtajın suç olmaktan çıkarılması için mücadele etmek üzere „Campaña 28 Septiembre“ ya da başka adıyla „Güvenli Kürtaj Günü“ çağrısında bulundu. Birlikte kadınların ezilmesine ve bedenlerimizin suç sayılmasına karşı duruyoruz!
Öfkemizi sokaklara taşıyalım

Avrupa Kadın Dayanışması

Share

Kadınların İsyanı Her Yerde !!



İranda 22 yaşındaki.
MAHSA AMİNİ işkenceyle katledilen İslam kurallarına uygun baş örtüsü takmadığı gerekçesiyle.
Ahlak polisleri tarafından katledilmesinin ardından.
İranda başta Kadınların direnişiyle hemen hemen her ülkede kadın kurumların çağrısıyla bugün de.
Viyana MENSCHENRECHTE
Eylem binlerce
Kadınların katılımıyla gerçekleşen yürüyüşte İranda,ki gerici Molla rejiminin baskıcı katlayımcı yüzü konuşmalarla, solaganlarla,zılgıtlarla teşhir edildi. özelikle kadınları otakratik Molla rejimine karşı iranda ayağa kalkan alkışlarla Selamlandı.
Avrupa demokratik kadın hareketi

Share

Kadınlar Susmayacak!


Günlerdir kadınlar başta olmak üzere binlerce insan iranda gerici faşist Molla rejiminin polisleri tarafından dövüle dövüle Katledilen 22 yaşındaki Mahsa Amini için sokaklara döküldü.Isyan sadece olayın yaşandığı bölgeyle sınırlı kalmayıp doğu Kürtisdanın da bir cok kentine sıçradı.Bu isyanda birçoğu kadın olmak üzere
60 kişi Faşist mola rejimi tarafından yaşamını yitirdi.
Avrupanın bir çok ülkesindeki kadınlarda Mahsa Amini için içindeki öfke ve isyani sokaklara taşıdı,
24 Ekim’de isviçrenin Zürich şehrinde’de Avrupa Demokratik Kadın Hareketinin’de içinde bulunduğu, Iran Kadın kurumları,Kürt Kadın Hareketleri(YSK-S) Yeni Kadın,SKP,Lila Solidarität,Mor-Kızıl Kolektif, Isviçreli yerli kadın kurumları ve adını sayamadığımız birçok kadın kurumu yerini alırken,kadın kurumları yanı sıra gençlik kurumlarından SYM,YDG, göçmen kurumlardan IDHF, ATIK,IDIF,TIK,ITIF,bir çok kurum dahil binlerce insan isyanını ve öfkesini sokağa taşıdıar.Eylemin başladığı alanda kadınlar saçını keserek eyleme destek verirken sık sık Faşist mola rejimi defol,jin jiyan,azadi, sıloganlari atılarak yürüyüşe geçildi,yürüyüş büyük bir çoşkuyla sürerken bir çok noktada polis olduğuda dikat çekiyordu.Helvetia platzda başlayan yürüyüş tekrar Helvetia platzda bir çok kurum kuruluşun konuşmalarıyla ve sloganlarıyla son buldu.

Avrupa Demokratik Kadın Hareketi

Share

AND OLSUN Kİ, SAÇLARIMIZDA ÖZGÜRLÜĞÜ DALGALANDIRACAĞIZ !


Asırlardır yaşamı omuzlayandı kadın..
Acılarını, sevinçlerini, özlemlerini ve umutlarını asırlar boyu taşıdı…
Emek deryasında en önde gidendi..
Yaratan, değiştiren, dönüştüren ve her koşulda, her zaman hayatın döngüsünü en ağır bedeller ödeyerek ileri taşıyan oldu hep…
Ama aynı zamanda yarattığına yabancılaşan, yarattığından uzaklaşan da oldu..
Ne yazık ki yaşamı yaratanlar kendi yaşamında söz sahibi olamadılar.
Çünkü güçlerinin farkında değillerdi, yarattıklarının farkında değil..
Onlar durunca hayat dururdu, ama farkında değillerdi..
Fakat hayat hep böyle devam edemezdi.
Emeğinin farkında olan kadın kendinin de farkında olmaya başladı..
Ve o günden beri, en büyük çabası; “kendi olma çabası” oldu kadının..
“Hayır!”ları arttıkça, sorguladıkça,karşı çıktıkça şiddete uğradı..
Ve artık “Hayır!!” bir uyanış, bütün kötülüklere, her türlü ötekileştirmeye bir karşı koyuş oldu.
Sömürüye, baskıya, zulme hayır.. Eşitsizliğe, adaletsizliğe hayır..Dedi kadın.
Kişiliksizleştiemeye, kimliksizleştirmeye hayır..Dedi kadın.
Bedenimiz, seçimlerimiz, irademiz bize aittir.
Geleneklerinizle, adetlerinizle, bağnaz kokuşmuş inançlarınızla bizi esir alamazsınız.
Öfkemizi kuşandık, isyanımız yıllardır sokaklarda..Hayır !! dedik bir kez..
“Bedelini ödediğimiz bu hayatın akışına da yön vereceğiz.
Her kaybımız isyandır şimdi..
Bütün renklerimizle bütün emeklerimizle hayatı yeniden var edeceğiz.
Mahsa AMİNİ isyanımızdır.

Avrupa Demokratik Kadın Hareketi.

Share

Yaşasın Enternasyonal Kadın Dayanışmamız…

Tunus’da 3. gerçekleşen Dünya Kadın Konferansına toplam 42 ülke, 93 delege ve 450 katılımcı kadınla gerçekleşti.
Dünyanın dörtbir yanından gelen kadınlarla her renkten, her dilden bayraklarımızla, pankartlarımızla 4 Eylül Pazar günü Arap baharının başladığı 14 Ocak meydanındaydık, diğer adıyla Devrim Meydanında..
Diğer gruplar gelene kadar alanda el ilanlarımızı dağıttık ve bütün grupların gelmesiyle birlikte coşkulu bir yürüyüş gerçekleşti. Bütün kadınların coşkusunu görmeye, yaşanmaya değerdi.
Binlerce kadındık..
Binlerce sınırları aşan..
Binlerce idealleri ortaklaştıran..
Binlerce özgürlük, eşitlik ve adalet hedefine yürüyen…
Öncelikle enternasyonal ruhun coşkusu yaşanmaya değerdi…
–« Jin Jiyan Azadi ! »
« Dünya Yerinden Oynar, Kadınlar Özgür Olsa »
El Pueblo Unido Jamas Sera Vensido ! (Halkların birleşik mücadelesi asla yenilmez.) »
So so Solidarité Avec les Femmes du Monde Entier »(Da- da- dayanışma bütün dünya kadınlarıyla.)
« Vive la Solidarité Internationale des Femmes »(Yaşasın Enternasyonal Kadın Dayanışması)

Fransız devrimci kadınlarının « Debout debout debout (Ayağa kalk !) »şarkısı da ayrıca anlamlıydı.. Yürüyüş bittikten sonra da tiyatro önünde Sloganlarımız devam etti…
Ardından Che Guevara (Comandante Che) şarkısı eşliğinde coşkulu bir açılış akşamı gerçekleştirdik…
5-6 Eylül de 31 atölye ile çalışmalar başladı.
5 Eylül’de biz de ADKH olarak Fransız grupla birlikte « Göçmenlik ve Küreselleşme » çalışmasını gerçekleştirdik. Özellikle Arfikalı göçmen kadınlarının anlattıkları hikayeleri, kendi ülkelerinde de bir göçmen olmaları ve göç bölgesin de yaşadıkları zolukların boyutu gösteriyor ki iç yada dış göçün sonuçları oldukça ağır yaşanıyor. Emperyalizmin küresel saldırıları arttıkça bu göçlerin daha da artarak devam edeceği ve buna karşı kadının kendi kurtuluşunun destekçisi değil öznesi olması gerektiği ve sınıfsal kurtuluşuna katılması gerektiği de anlatıldı.
Odalar da tartışılan diğer başlıklar ise ; Kadın emeğinin görünür kılınması.. Öz Savunma haktır- Kadın beyanı esastır, ispatı erkeğe aittir..Toplumsal cinsiyet eşitsizliği… Sendikalarda kadın ötgütlenmesinin zorluğu..
İşçi kadınlar.. Genç Kadınların örgütlenmesi..
Sosyalizm, kurtuluş perspektiflerimiz ve opotinizm kılıflı feminizm..
Savaş krizi, gıda krizi, işgal, göç ve ekoloji..
Tabandan köylü kadınların durumu..
Rojova kadın devrimi..gibi konular tartışıldı ve oldukça kıymetli deneyimler sunuldu.
Konferans da her gün kültür akşamları da gerçekleşti..Her kıtadan kadınların şarkıları dansları sahnede yerini aldı..Filistinli sanatçının uzun süredir Fransa’da tutsak olan devrimci George Abdallah üzerine konuşması salondakilerin « Politik Tutsaklara ÖZGÜRLÜK « sloganıyla karşılık buldu.
Bu arada ev sahipliği yapan Tunuslu emekçileri de geçmemek gerekir.
Bir öğlen yemeğinde yöresel Tunus grubunun şarkısı çok anlamlıydı.
7-10 Eylül’ de ise konferansın genel kurul çalışması devam etti.
7 Eylül de önce delegeler söz alarak ülke raporlarını sundular, ardından katılımcılar söz hakkı aldı ve ülkelerine dair konuştular. Kısa özetlersek ;

Meksika: “ şiddet aile içinde başladı biz Marks’ın teorisine inanıyoruz. Öz savunma devrimle olacak. Mao’nun dediği gibi kadınlar göğün yarısıdır. Meksika’da günde 10 kadın öldürülüyor. Yıllarca öğrenci komitesinde erkek yoldaşlarla tartıştık ve erkek yoldaşların saygısını kazandık. Emperyalizm her yerde bizi takip ediyor. Takibe karşı mücadele geliştirmeliyiz. »
Almanya: “ Almanya’da Taciz yada tecavüze uğrayanlara 24 saat içinde hastanelere gidin deniliyor. Bu tek başına bir çözüm değil.Genç kadınların çok problemi var. Tunus’da gördük 2010 da, öncün yoksa isyanlar yeterli başarıya erişmiyor. Temizlikte %70 kadınlar çalışıyor ve dünyadaki tüm temizlikçilerle çalışmak istiyoruz. »
Afrika : size Afrika kadın konferansını tanıtayım, dünya kadın konferansından ortaya çıktı Tongo’da 2010 yılında gerçekleşti. 2017’de ikincisi 2018’de 3. Afrika kadın Konferansı gerçekleşti. Almanya’dan iki kadın katıldı. Hindistan’da yapılan teorik seminere katıldık.
Güney Afrika: Apartheid sistemi hakim. Biz erkeklerle el ele mücadele etmeliyiz. Bizi biz kurtarabiliriz. Ölen kadınların mücadelesini sürdürmemiz gerek.
Kamerun : kaldığımız ülkede (Almanya) haklarımız var, ama geldiğimiz ülkede haklarımız yok. Anglofon insanları dışlanıyor, hapiste doğan çocuklar var. Neden hapiste olduğunu bilmeyenler var. Hapis değil toplama kampı. Birçok insan kaybediliyor. Anneler çocuklarıyla işe gitmek zorunda kalıyorlar. Göçmenlikte kadınlar çoğaldı. Çok tecavüz var orda. Kadın pazarı var. Ailenin parası yoksa genç kızlarını pazarda satıyorlar. Sadece yaşamak için savaşıyorlar. Bilmediğimiz savaşlar var dünyada.
Polonya : değişim için mücadele ediyorum Ocak 2021’den itibaren kürtaj yapılmıyor yasak. Bir arkadaşım var ikiz doğurdu kafası yapışıktı kadın ne yapacağını bilemediği için intihar etti. Neden başkaları bizim bedenimiz hakkında karar veriyor. Biz bugün birlikte güçlüyüz.
İsviçre : « İsviçre Haidi ülkesi. Çikolata ülkesi. Ama çok sorun var. Emeklilik gibi, çocuk sorunu gibi. Evet grevler vardı. Ama önceden kadınlar greve daha güçlü katılıyordu. Ev içi şiddette İsviçre’ de de erkekler çok ceza almıyor. Genç Kadınlara ulaşmalıyız.Perspektife ihtiyacımız var. »
Yeni Kadı Dünyası : İşçi kadınları da örgütlemeliyiz. İşçi kadroları az.
Ortadoğu : “ Ortadoğu ve Afrika’da 40’a yakın örgüt var. Yüzlerce kadın bu oluşum içinde. Kadın Komisyonu uluslararası komisyona ulaşmış düzeyde.

İspanya : » Pandemi sürecinde biz Kadınlar hayatı idame ettirdik. Biz temizlikçi kadınlar güçlüyüz. Biz tabandan kadınlar olarak örgütlenmeliyiz. »
Eritre : kadınlar erkekler gibi savaşa gittiler. Kadın sünneti ve çocuk evliliğinde başarılar elde ettik. Sünnet gizlice yapılıyor. Pratik yeraltına geçti. kadınlar doktora gidemedi ve öldü. Özgürlük diyoruz.
Gaban (Afrik) : sorunlar aynı, Tunus Afrika’dır. Artık siz buradasınız kendimizi güvende hissediyoruz. Bir su nehir gördüğünüzde orada bir hareketlilik yoksa, durgunsa içinde ne olduğunu bilemezsiniz. Afrika’yı ön plana almalısınız.
Tunus : Karl Marks’ın sözü gibi bir ülkenin durumunu merak ediyorsanız kadınların durumuna bakmalısınız. Kadınlar vücutlarına, güzelliklerine göre seçiliyorlar, yeteneklerine göre değil. Aile içinde baba tarafından çok şiddet var, kararlara kadınlar dahil edilmiyor. Tunus’da da silahlara karşı mücadele ediyoruz. Komünist Partisi kadınları desteklemeye çalışıyor..
Peru : Uzak olan ve çok çeken bir ülkeden geliyorum. Sorun erkeklerden kaynaklanmıyor, sistemi değiştirmemiz gerekiyor.
Zimbabve : Bazı kız çocukları anneleri tarafından pazara bırakılıyorlar. Çünkü çok çocukları var ve bakamıyorlar. Bizi destekleyecek kadınlara ihtiyacımız var.
Etopya : Tecavüz olayları çok oluyor. Çocuklar çok ölüyor. Bunu konuşmak zor ama, konuşmak zorundayım. Etnik bir mücadele var. Kadın katliamları var. Savaşta kadınlar daha çok sorun yaşıyor. Savaşın bitmesi için çağrıyı desteklersek iyi olur.
Filistin : Filistinli kadınlar sömürgecilik yaşıyorlar emperyalizme karşı mücadele etmek istiyorsanız Filistin’e bakınız, bütün sömürgeciler Filistin’e giriyor, ama ben kendi ülkeme gidemiyorum. Yoksulluk kadındır.
Batı Sahra : Örgütçülere teşekkür ediyorum. Batı Sahra İspanya tarafından sömürülüyor. Ulusal eylem planı oluşturmalıyız. Bir kız vardı 7 yaşında şarkı söyle dediler devrimci şarkı söyledi ve kızı dövdüler. Tabii ki umudumuz var. Ben de bu işkenceye karşı savaşmak istiyorum.
Afganistan : Miran’ın sözü : Afgan kadınlar aslan gibiler, bir eyleme geçtilermi kimse onlara engel olamaz. Din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılmasını istiyoruz. Afgan ve İranda kadınları kapatıyorlar buna karşı mücadele ediyoruz.
Leyla Ezidi : Bizim orda kadınlar 2014 yılında bir katliam yaşadı. Devlete erkeklere hiç güvenimiz kalmadı. Devletlere, hükümetlere karşı baskı oluşturun. Biz sadece kadınlara güveniyoruz.

Koordinatörler küçük bir bilgilendirme de yaptılar kurul sonunda : Konferansın en yaşlısı 74 yaşında İranlı bir kadın, en genci 21 yaşın da Almanya’dan ortalama yaş 35 şeklinde gözlemlendi.
Konferansın son gününde bazı değişimler ve eklemekerle birlikte sonuç bildirgesi onaylandı. Kadın kurumlarının önergeleri asıldı ve delegelerin imzası toplandı. Bizim önergemizde delege çoğunluğu tarafından imzalanarak kabul edildi.
Bizler açısından da konferansın kendisi bir paylaşım alanıydı..Sorunlarımızı, yaşadıklarımızı, çözüm alternatiflerimizi paylaşmanın alanıydı. Her çalışma atölyesinde bizlerin hikayesi dile geldi. Deneyimlerimizi, kimi yerde de acılarımızı, sevinçlerimizi ve birarada olmanın mutluluğunu da paylaştık.
Ve yine gördük ki « Kadınlar Birlikte Güçlüyüz « sözü yaşamı omuzlayan ama kendi yaşamında söz sahibi olamayan kadınlar için can alıcı bir yerde duruyor. Tam da bu noktada yine diyoruz ki en çok kadınların Enternasyonal çalışmaya, enternasyonal mücadeleye ihtiyacı var. Ve en çok kadınlar hakediyor Enternasyonal ruhu Enternasyonal coşkuyu…
Selam olsun Tunus’da Dünya Kadınlarını buluşturan UMUDA !!!

Avrupa Demokratik Kadın Hareketi

.

Share

3.Dünya Kadın Konferansı Coşkulu Bir Şekilde Devam Ediyor


3 -10 Eylül arasında yapılması planlanan üçüncü Dünya kadın konferansı startını verdi. 3 Eylül 2022 günü başkent Tunus’ta (Tunis) Devrim Meydanı’nda mitingle başladı. Bu meydan; 2011 Arap Baharına ev sahipliği yaptığı için Devrim Meydanı olarak tanımlanıyor.

3.Dünya Kadın Konferansının Tunus’ta yapılma nedeni de Arap Baharı’ nin yaşanmış olmasıdır. Konferans yeri toplumsal olayların aktif yaşandığı ülkeler olarak belirleniyor. Tunus Devrim meydanda konferansın startı verilmiş oldu.
Sabah saatlerinde 45 ülkeden delege ve katılımcılarla başlayan, tüm renkleriyle meydanı dolduran kadınlar kendi dilleri, pankartları,sloganları, şarkı ve dansları ile devrim meydanını mücadeleci kadınların renkleriyle doldurdular.
Çeşitli dillerde pankart ve flamaların yanı sıra el ilanları da dağıtıldı.

Yapılan mitingin ardından yürüyüşle konferans alanına gidildi.
Yürüyüş güzergahı boyunca özellikle ağırlıklı olarak sivil polislerin etrafta bulunduğu ve komitenin belirlediği görevliler üzerinden kitleyi dar bir caddeye yönlendirmek için baskı oluşturdular.
Polis baskı oluşturarak göz korkutmaya çalıştı. Özellikle Tunuslu kadınların ev sahipliği yapması gerici iktidarı rahatsız etti.
Ancak Tunuslu Kadınların öfkeli ama bir o kadar da coşkulu haykırışları güçlü bir cevap oldu.
Afrika, Avrupa, Latin Amerika ve Ortadoğu’dan renklerin yansıdığı yürüyüşte Kürdistanlı özellikle Rojavalı kadınlar oldukça dikkat çekti. Kadınların güçlü mücadele alanı olan Rojava ‘dan katılan delegeler basının yoğun ilgisini çekti. Türkiyeli ve Kürdistan’lı kadınlar
“vardık varız var olacağız!”, “ yaşasın enternasyonal dayanışma“, „ Jin Jiyan Azadi!“, „ Dünya yerinden oynar kadınlar özgür olsa!” gibi sloganlarla yürüdüler.
Yürüyüş sırasında taşınan pankartlar renkleri ile ve yazdıkları sloganlarla oldukça farklılık gösteriyordu. Avrupa Demokratik Kadın Hareketi’nin “Sessizlik Şiddeti Gizler” İngilizce pankartı da basının ilgi odağı oldu.
Yürüyüşün bitiş noktası aynı zamanda konferans açılışının yapıldığı tiyatro binasının önüne gelindiğinde görülmeye değer bir coşkuyla açılış salonuna geçildi.

Açılış ve Selamlama

Sahneye Ernesto Che Guavera ’nın fotoğrafı konularak Hasta Siempre Comandante Che Guavera şarkısı İle yapılan açılış yapıldı. Kadınlar dans ederek şarkıya eşlik ettiler. Açılışı Filistin ve Tunuslu kadın aktivistler yaptı.
Organizatörlüğünde yer alan Tunuslu kadın hareketi aktivistleri, konferansın
Tunus’ta yapılmasına karar verilmesinden dolayı koordinatörlere teşekkür ederek ve aynı zamanda böyle bir etkinliğin bu zor koşullarda burada yapılmasının kendilerini onurlandırdığını gururlandırdığını dile getirdiler.

Filistinli aktivist halkların yaşadığı baskı ve zulmün emperyalistler tarafından desteklendiğini, kapitalizmin bunun suçlusu olduğunu, dolayısıyla emperyalizme ve kapitalizme karşı mücadelenin birlikte geliştirilip yükseltilmesi gerektiğine dikkat çekti. Filistin halkının yaşadıkları ile Rojava ‘da halkın yaşadıklarının aynı olduğunu ve bu “kaderin” değiştirilmesi için emperyalizme karşı ortak mücadelelerin geliştirilmesi gerektiğine dikkat çekti.”Öfkemizi örgütleyip bunlara karşı mücadelemizi geliştirmeliyiz. Büyük toplumsal değişimlerin olması için kadının özgür olması gerekir” sözünü hatırlattıktan sonra konuşmasına son veren Filistinli kadın aktivist coşkuyla selamladı..

Monika Gärtner: ” Pekin’de BM ( Birleşmiş Milletler) yaptığı kadın konferansına katıldım. O konferansta erkekler baskın geldi ve bizim adımıza kararlar almaya çalıştılar.
Biz buna boyun eğmedik, Kadınlar kendi geleceğini kendileri ele almalı. O günden sonra kendi konferansımızı yapmaya karar verdik, diyerek Ukrayna savaşına değindi.

“Dünya’nın her yerinde enflasyon, işsizlik, kadına karşı şiddet, insan ve doğa sömürüsü, baskıyı yaşıyoruz. . Biz neden patriyarkal bir sistemin bizim hayatimizi yönetmelerine izin verelim. Biz kadınların özgürlüğünü, doğa ve insan sömürüsünün son bulmasını istiyoruz. Ve çocuklarımız sosyalizmi istiyor. Bunun için sürekli öğrenmek öğrenmek ve öğrenmemiz lazım, kendimizi ve etrafımızı değiştirmemiz için.” Diyerek konferansı selamladı.

Demokratik Kadın Hareketi Tunus: “ biz daha iyi bir dünya için savaşacağız, dayanışma için birarada olacağız. Bunun icin dünyadaki bütün kadın hareketleriyle tanışmalıyız. Farklılıklarımıza rağmen ortaklaşmalıyız. Patriyarkal sistemi, emperyalizmi devirmek icin ortak mücadele etmeliyiz. Eşitlik için birleşmeliyiz. Sosyal çelişkiler değişti dünyada, sadece isçi ve kapitalistler değil artık mesele, sadece sınıf sorunu yaşamıyoruz, fakirlik büyüdü. Biz Demokratik Kadın Hareketi Tunus olarak buradaki mücadelemiz, aynı zamanda kapitalizme ve emperyalizme karşı olan mücadelenin parçasıdır. Sessizliği bozmamız lazım.. Biz kadınlar eşitlik istiyoruz, bütün cinsler icin eşitlik, eşit işe eşit ücret istiyoruz.
Önümüzde zor bir mücadele süresi var, engelleri aşmak, zorlukları yenmek, ve ileri gitmek istiyoruz. Eşit bir dünya, sömürgeciliğe karşı, Sosyalizm icin mücadele edelim! “ Tunus Demokratik Kadın Hareketinin bu Mesajı coşkuyla karşılandı

Topraksızlar Hareketi; “kapitalizme, faşizme, patriyarkaya karşı Rosa Luxemburg şahsında ve tüm devrimciler adına devrimci mücadele etmemiz lazım. Umudumuzu büyütelim, dünya çapında büyütelim.”

Bu iki konuşmacıdan sonra söz alan kadınlar da genel olarak kadın sorununun çözümünün mücadeleden geçtiğini ve birlikte mücadelenin örgütlenmenin önemini gerekliliğini herkes tarafından kavranması gerektiğine dikkat çektiler. Öncelikle Örgütsüz olan kadın, her türlü baskıya uğrar; dolayısıyla örgütlenmeli ve erkek egemenliğinde ki kapitalist sisteme karşı mücadele etmelidir. Kadın, hayatın her alanındadır dolayısıyla hayatın her alanında yaşanan eşitsizlikleri birebir kadın yaşar. O halde kadının örgütlenmekten ve mücadele etmekten başka çaresi yoktur mesajları verildi.
Günün finali yapılan konuşmaların ardından kültürel etkinlik başladı. Kadınlar özgürce dans edip
şarkı söylediler.

Atölye Çalışmaları

Atölyelere tartışmalar devam ediyor. Farklı başlıklarla yapılan atölyelerin ardından akşam saati ortak kültürel etkinlikle devam edildi. Atölye çalışmasından çıkan sonuçlar konferans bildirgesi şeklinde yayınlanarak kadın hareketlerinin ortak perspektifi olarak

Avrupa Demokratik Kadın Hareketi


Share

İSVİÇRE’DE KADINLAR GREVDE!!

Eşit hak talebiyle ilk defa 14 haziran 1991 tarihinde greve giden kadınlar bu yılda 14 haziranda İsviçre’nin Bern, Zurich,Basel,Winterthur,Luzern,Cenevre,Lozan,şehirlerinde eşit işe eşit ücret, her türden cinsiyet ayrımcılığına, kadına yönelik şiddete ve ırkçılığa karşı kadınlar sokaklardaydı. Hafta içi işgünü olmasına rağmen aralarında Avrupa Demokratik Kadın Hareketi ,Yeni Kadın ,Sosyalist Kadınlar Birliği,Beritan Kadın Meclisi,Lila solitäritet,Anti faşistler,Feminist kadın örgütleri ve adını sayamadığımız bir çok göçmen kadın kurumları renkleriyle alanlarda yerini aldı.
Grevin izinli olmasına rağmen “güvenlik” adi altında bir çok noktaya polis yerleştirildiği de göze çarpıyordu, Basel şehrinde kadın grevine polisin müdahale edip dağıtmak isteminde bulunmasına karşın kadınlar direnişleriyle polislerin bu müdahalesini boşa çıkartıp alanları terk etmeyerek greve devam ettiler.. Her alanda kadınlar ortak taleplerini gerek sözlü gerekse çekilen halaylar, zılgıtlar ve sloganlarla dile getirdiler .Kadın grevi coşkulu bir şekilde son buldu.

Share

KAPİTALİSTLERİN EMEK SÖMÜRÜSÜNE KARŞI KADINLAR GELECEĞİMİZ İÇİN GREVDE!

12 Haziran Pazar günü Avusturya’da kadınlar; eşitsizliğe ,kadın emeğinin görünmezliğine, değersizleştirilmesine ,Patriarkaya karşı “ Kadınlar Grevde” diyerek Graz, innsburck ve Viyana’da sokaklardaydılar. Avusturya’da kadınlar eşdeğer iş için erkeklerden ortalama %16 daha az kazanıyor. Bu gerçekliğe kadınların yarı zamanlı, esnek çalışma sistemlerinde aldıkları ücretlerin daha da fazla düşmesi ve evde harcanan görünmeyen emek te eklendiğinde, Avusturya’da cinsiyete göre toplam gelir farkı %44,9’u bulmaktadır. Bu da kadınların, eşdeğer işte çalışan erkeklerden yılda 46 milyar Euro daha az kazandığını gösteriyor. Toplumsal cinsiyet eşitsizliği, kadın emeğinin ucuz ve yedek işgücü görülmesinin sonucu olarak, Avusturya’da kadınların 1 Ocak’tan 12 Haziran’a kadar hiçbir karşılık almadan çalışması anlamına geliyor. Bu nedenle kadınlar ilk yıl önce Viyana ve Graz’da 12 Haziran’da “Eşdeğer işe eşit ücret” şiarı ile greve çıkmışlardı. Bu yıl 12 Haziran’da Viyana ve Graz’a İnnsbruck ta eklenerek üç şehirde kadınlar greve ciktilar..

Kadınlar grev için ARNE-KARLSSON-PARK 9.cu Viyana da saat 16:00’da buluştular. Örgütleme komitesinin ortak hazırladığı açılış konuşmasının okunmasıyla start verilen mitinge, AKD ve katılımcı bir çok kurumun açıklamalarının okunmasıyla devam edildi.


Konuşmaların akabinde yapılan müzik coşkuyu arttırdı. Akabinde bir kadın “ kadının görünmeyen emeğini ve kadına yönelik şiddetì protesto eden” pandomim oyunu ile eyleme renk kattı. Saat 18:30’da kortej oluşturularak Fraun Zentrum a dogru yürüyüşe geçildi. Yürüyüş boyunca yapılan konuşmalar, atılan sloganlara çevreden alkışlarla yoğun ilgi gösterildi. Saat 19:00’da Fraun Zentrum da müzik dinletisi ve Kadın mücadelesini anlatan Film gösteriminin ardindan etkinlik sona erdirildi..

Share

Devrimci Tutsaklar Onurumuzdur

   Devrimci Tutsaklar Onurumuzdur! 

İktidarlar her dönem yönetimden hoşnutsuz olan halkların muhalefetini susturmak için devlet politikası olarak halkın öncülerini işkencelerden geçirmiş hapishanelerde tutsak etmiştir. Tutsak etmekle de yetinmemiş, pervasızca çeşitli işkence yöntemleriyle devrimci politik iradelerini teslim almak için saldırmaya da devam etmiştir.
Bizler çok iyi biliyoruz ki; her saldırı, her şiddet çözümsüzlüğün çaresizliğin eseridir. Tutsaklara saldırı muhalefete, demokrata, sosyaliste, yurtsevere, sanatçıya alternatif yaşam isteyen her kesime gözdağı vermenin aracıdır.
Yönetenler, yönetemez hale geldikçe önce hapishanelere halkın örgütlü ve ileri kesimine saldırarak muhalefeti, itiraz edenleri susturmayı hedef almışlardır. Kadına, aileye, sanata, sanatçıya, boyun eğdirmek için yasak, sansür, tehdit yetmez ise tutsaklıkla ayar verme çabası devam ediyor.
Onun için sosyalist ve Kürt halkının mücadelesini temsil eden halkın vekilleri, siyasetçiler, rehine olarak tutulmaktalar. Kadın mücadelesini bastırmak için 8 Mart’ta zıpladıkları için kadınlar tutuklandı. Sanat yasaklandı, sanatçılar tehdit edildi.
Sağlık sorunları giderek kötüleşen Aysel Tuğluk zamana yayarak sessiz ölüme mahkum edilmiş durumda. Yine kadın tutsakları kadınlık kimliği ve bedeni üzerinden itibarsızlaştırma çabaları eril egemen devlet zihniyetinin bir parçası olarak devrede.
Bir başka işkence ve izolasyon yöntemi olarak sürgün politikası.
F tipi hapishanelere geçiş ile birlikte dışarıyı susturmanın aracı olarak yeni ceza yasası ve hapishaneleri “yönetebilir” hale getirmek için daha güçlü tecrit ve disiplin cezaları uygulanmaya konuldu. İtaat etmeyen tutsaklara yönelik disiplin cezaları verilerek dışarı çıkma hakları gasp ediliyor. İçerde tutsakların iletişimini engellemek, dışardan tutsakları sahiplenen yakınlarını ekonomik olarak mağdur etmek için sürgün politikası devreye giriyor. Yıllık rutin sürgünlerin yanı sıra kimi tutsaklara yönelik daha “özel” cezalar işletiliyor. Hücre cezası, bir çok kez sürgün bunların bir parçası. Kadın tutsaklar dan Nuray Çelik Elazığ hapishanesin den Diyarbakır’a sürgün edilmesinin ardından, Edirne hapishanesin de devrimci tutsaklara yapılan saldırının ardından Özgür Çelik, Abidin Kahraman ve 18 tutsak Sincan hapishanesine sürgün edildiler. Yıldırma, iletişimi azaltarak yalnızlaştırmayı amaçlayan bu politikalara karşı halkların özgürlüğü için mücadele eden tüm tutsakların mücadelesi sahiplenilmeli.
Tarihsel deneyim ve birikimler göstermiştir ki hapishaneler devletlerin “kanayan yarası” olmaya devam edecek. Çünkü baş eğmezliğin defalarca kez ispatlandığı alandır. Ve yine deneyimler göstermiştir ki direniş ve örgütlü mücadele kazanmanın tek seçeneğidir. Faşist iktidarlar da bu deneyime sahip oldukları için saldırılarına özel yöntemlerle devam ediyorlar.
Kadınlara yönelik her cinsiyetçi söyleme,LGBTİ +yapılan her saldırıya, Gezi direnişini karalayan, değersizleştiren her operasyon, ceza ve hukuksuzluğa karşı, daha güçlü direniş, daha coşkulu kadın mücadelesi, daha sahiplenilen Onur Haftası yürüyüşleri düzenlenerek cevap olundu.
Bunun için olduğumuz her yerde tutsakların mücadelesini sahiplenelim. Sürgün ve tecrit politikalarını teşhir edelim.

Devrimci Tutsaklar Onurumuzdur Umudumuzdur.
Onurumuza Umudumuza sahip çıkalım..
İnsanlık Onuru İşkenceyi Yenecek..
Kahrolsun faşizm yaşasın mücadelemiz.

Avrupa Demokratik Kadın Hareketi.

Share

107. YILINDA, ERMENİ VE AZINLIKLAR SOYKIRIMINI NEFRETLE KINIYORUZ


24 Nisan 1915’te, Osmanlı İttihat ve Terakki yönetimi altında başlatılan soykırım’da, Ermeni, Asuri – Süryani – Keldani, Pontus, Ezidi ve Rum halkları vahşice katlediler.
Osmanlı’nın soykırım politikası, geçtiğimiz yüzyılın başında olduğı gibi, bugün de hala halklara reva görülen siyaset anlayışı olarak devam ediyor.
Osmanlı, Kadınlar Üzerinden Bir Halkın Tarihinin Köklerine Saldırmıştı!
Osmanlı İmparatorluğunun Ermenilere uyguladığı soykırım politikası, savaşabilecek yaşta ve güçteki erkeklerin yok edilmesiyle başlamış ve halkın kalan kısmının Suriye çöllerine sürülmesiyle devam etmiştir. Kervanlarda yaşlıların, kadınların, çocukların olduğu ve Tehcir adı verilen bu hareket, bir süre sonra “ölüm yolculuklarına” dönüştü. Yollarda yaşlılar ve çocuklar başta olmak üzere açlık, susuzluk, yorgunluk ve hastalıktan birçok insan yaşamını yitirdi. Sayısız Ermeni kadın, Osmanlı askerleri ve Kürt çeteleri tarafından kaçırılıp alıkonuluyor, direnenler ise öldürülüyordu. Yüzlerce kadın, asker veya çetelerin eline düşmektense çocuklarıyla birlikte intiharı tercih ettiler.
Kaçırılan ve müslümanlaştırılan kadınlar, yıllarca ailelerinden uzak tutulup, zorla kimlikleri unutturularak ana dillerini konuşamaz hala getirildiler. Bir kısmı haremlere verilerek cariye yapıldı, bir kısmı sex köleleri olarak satıldılar. Kadınlara hem yakınlarının, hem de kendi hayatlarının karşılığında, İslamiyeti zorla kabul ettirdiler. Müslümanlaştırılan kadınlar daha sonra zorla müslüman Türk, Kürt ve Arap erkekleri ile evlendirilip isimleri ve kimlik belgeleri değiştirildi. Dünyaya gelen çocuklarına Türk, Kürt ve Arap isimleri verilirken, kadınlar ise kendilerine işkence ve tecavüz edenlerin kanına sahip çocukları dünyaya getirdikleri için, hem yaşamları boyunca utanç hissettiler, hem de kendi halkı tarafından soyutlandılar.
Kadınlar bu vahşeti ve uzun döneme yayılan acılarını yüzyıl boyunca sessizce içlerine gömdüler.
1915 Soykırımı sadece 1,5 milyon Ermeni, Süryani, Keldani, Ezidi ve Rum halkının katledilmesi değildir. Soykırım sırasında tecavüzler, rutin bir saldırı olarak kadın bedeni üzerinden, bir toplumun dilinin, tarihinin, kültürünün izlerinin dahi tamamen yok edilmeye çalışılması, tüm ekonomik ve kültürel varlıklarının Osmanlı tarafından yağmalanmasıdır.
Dolayısıyla TC devleti hala bu soykırım ile yüzleşmediği için, yara kanamaya devam ediyor.
Biz Avrupa Kadın Dayanışması olarak;
Bu soykırımda Ermeni, Asuri – Süryani – Keldani, Nasturi, Pontus ve Anadolu Rum, Ezidi ve halklarına yönelik soykırımın başlatıldığı 24 Nisan 1915’in 107. Yılında soykırım uygulayan Osmanlı/ İttihat Terakki, Cumhuriyet kadrolarını ve işbirlikçilerin ilanetliyor, TC Devleti’ni soykırımları kabul etmeye, halklarımızı soykırım gerçekliğiyle yüzleşmeye davet ediyoruz.
Ayrıca bu soykırımda, kadınlara yaşatılan acıları unutmayacağız! Unutturmayacağız!
Adalet arayışımızı sürdüreceğimizi bir kez daha ifade ediyoruz.

Share

Avrupa Demokratik Kadın Hareketi(ADKH)’nin 13. Kurultayı Başarı ile Sonuçlandı


“Kadının Direnişi Örgütlü Mücadeleyi Büyütüyor!” şiarıyla Fransa’nın Mülhouse kentinde 16 Nisan günü toplanan Avrupa Demokratik Kadın Hareketi 13. Kurultayı, 17 Nisan 2022 günü başarılı bir şekilde sonuçlandı.


Kurultayın açılışını bir şiirle yapan Avrupa Demokratik Kadın Hareketi; yeterli sayıda delegenin katılımıyla Kurultayın belirlenen gündemini görüşmeye geçti. Divan seçimi yapıldıktan sonra, Kurultay gündeminin belirleyici teması olan “Yükselen Kadın Mücadelesi ve Perspektifimiz” başlıklı sunumun alt başlıklarından “Latin Amerika’da Kadın Hareketi” ile ilgili sunuma geçildi.


“Üç yüzyıl boyunca İspanyol sömürgeciliğinin baskı ve zulmünü ve ekonomik, siyasi ve kültürel şekillendirme politikasını yaşayan Latin Amerikalı halklar, birbirine yakın toplumsal reflekslere sahiptir.
“… isyan ve direniş geleneğine sahip Latin Amerika halklarının mücadeleci ruhu, konumuz özgülünde kadını da şekillendirmiştir. Latin Amerikalı halkların özgürlük ve kurtuluş mücadelesinde, kadın, belirleyici rol oynamıştır.” Ön girişiyle yapılan sunumda; son yıllarda Latin Amerika ülkelerinde gelişen kadın mücadelelerine ve dünya kadın hareketine kazandırdığı deneyimlere değinildi.


“Bugün mücadeleci kadınların ortak birleştiği/birleşmesi gereken payda patriyarkal kapitalist sisteme karşı küresel örgütlenmedir. Latin Amerikalı kadınlar bunu daha iyi noktalarda formüle ederek tartışmalara yön vermektedir. ‘Kesişimsel’, epistemoloji yöntemiyle ve kolektif bir irade ve akılla tartışıyor/tartıştırıyorlar. Bizler de epistemoloji ile düşünsel yöntemimizi güçlendirmeliyiz.” Belirlemeleri ile sonlandırılan sunumdan sonra diğer alt başlıklar; “Avrupa’da Gelişen Kadın Mücadelesi”, “Orta-doğu ve Rojava ‘da Kadın Mücadelesi” sunuldu.


Komisyon üyesi 2 Kadın arkadaşın sunumlarından sonra Demokratik Kadin Hareketi Temsilcisi Dilşat Canbaz Kaya tarafından yapılan sunumda; “Türkiye ve Kürdistan’daki ekonomik ve siyasal kriz ve kadının yaşadıklarına ve son dönemde devrimci-demokratik kamuoyunun gündemini işgal eden Türkiye hapishanelerindeki uygulamalara ve hasta tutsakların tedavi edilmemesi ve ölüme terkedilmesi politika ve uygulamalarına dikkat çekildi.
Sunum yapanlar; “erkek egemenlikli kapitalist sistemin zulmünden, sömürü ve şiddetinden tamamıyla kurtulmanın tek yolunun örgütlenmekten ve sosyalizm için mücadeleden geçtiğinin ortak belirlemesini yaptılar..

Sunumlardan sonra Kurultaya sunulan mesajlar okundu/sunuldu. Kurultaya; Yeni Kadın, Rojava’dan savaşçı kadınlar tarafından videolu mesaj gönderildi. SYM(Socialist Youth Movament ) temsilcisi tarafindan sözlü olarak mesaj sunuldu ayrıca ADHK (Avrupa Demokratik Haklar Konfederasyonu) temsilcisi tarafından sözlü mesaj sunuldu.
Bu mesajlardan sonra, 12.Dönem Komisyonunun Faaliyet Raporu okunarak tartışıldı ve oybirliği ile kabul edildi.
Gündeme alınan Tüzük değişikliğinin gerçekleştirilmesinden sonra birinci günün oturumu kapatılarak; müzikli etkinlik yapıldı.
Kurultayın 2. Gününde Denetleme Raporu okundu. Mali Raporun da okunup onaylanmasından sonra 13. Dönem Komisyon üyelerinin seçimi yapılarak; Kurultay başarılı bir şekilde sonuçlandırıldı

IMG_6939

IMG_6940

Share

ÖRGÜTLÜ MÜCADELEYİ BÜYÜTÜYORUZ

AVRUPA DEMOKRATİK KADIN HAREKETİ 13. KURULTAYINDA BULUŞALIM

Share

İsviçre’de 8 Mart Etkinliği

 


İsviçre’nin Bern bağlı  Biel bölgesinde Avrupa Demokratik Kadın Hareketi ve Yeni Kadın’ın  ortak düzenlediği 8 Mart emekçi kadınlar  günü etkinliği gerçekleşti.

Etkinlik Clara Zetkin ve Roza Lüksemburg şahsında devrim, sosyalizm, ve kominizim mücadelesinde yitirdiklerimizin anısına saygı duruşuyla başladı.  Ardından 8 Mart’ın  anlam ve önemi üzerine  açılış konuşması yapıldı. konuşmada gerek geçmiş deneyimlerimiz gerekse bugünkü somut koşulara baktığımızda  faşizme karşı mücadeleyi ortaklaştırmanın, bir zorunluluk olduğu vurgusu yapıldı. Etkinliğimize  dost kurumlardan da katilan sosyalist öğrenci hareketi, ve Kürt kadın Hareketi adına mesajlar okunurken, KHK’larla görevden alınan  binlerce kamu emekçileri için başlayan Yüksel Direnişine destek verdiği için  8 yıldır cezaevinde tutulan ve  bu hukuksuzluğa karşı ölüm orucuna başlayan Sibel Bulaçin’in hapishaneden  gönderdiği  mesaj ilgiyle dinlendi.

Avrupa Demokratik  Kadın Hareketi ve Yeni Kadın’ın düzenlediği etkinlikte serbest kürsü bölümünde söz alan kadınlar, kadının özgürleşmesi, kadınların yaşadığı sorunlara  değinerek mücadelenin ortaklaştırılmasının önemine vurgu yaptılar. Ortak mücadele alanlarının yaratılması için  daha özel çaba gösterilmesi gerektiğine vurgu yapıldı.

Etkinlikte yapılan  şiir dinletisini   kitle ilgiyle dinledi. Ardından da   koro Lorin ve grup Umuda Haykırış sahne aldı. Grup Umuda   Haykırış’ın   çoşkulu  dinletisinin ardından çeklilen  halaylarla devam edildi.

Avrupa Demokratik  Kadın  Hareketi/ İsviçre

Share

PARİS’TE 8 MART ÇOSKUSU


8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kutlamalarına ve kadın mücadelesiyle sembolleşen 8 Mart’a Paris’te onbinlerce kadın katıldı.
Gare du Nord’da saat 14:00 de başlayan yürüyüş Nation bölgesine kadar sürdü.
Yürüyüş boyunca kadın örgütleri , cinsiyet ayrımcılığına, kadına yönelik her türlü şiddet ve gericiliğe, savaşa ve sömürünün her biçimine hayır dedi.

IMG_6789

Kadınların kendi dilleriyle, kimlikleriyle, siyasal perspektifleriyle renklerini alana taşıyıp propaganda yaptıkları mitinge, Avrupa Demokratik Kadın Hareketi’de
“Grevle direnişe, direnişle özğürlüğe” pankartıyla katıldı.
Bu yıl özellikle hafta içinde 8 Mart’ı kutlamaya çağıran kadın örgütleri grev çağrısında bulunarak, 8 Mart’ın tatil ilan edilip kadınların bir kazanımının daha tarihe geçmesini istediler.
Çoşkuyla süren 8 Mart kutlaması yapılan konuşmalar, haykırılan sloganlar, söylenen marşlar ve ezgilerle saat 18:00 de sonlandı.

Share

Grevle Direnişe, Direnişle Özgürlüğe

165.yılında emeğin  sömürüsüne, eşitsizlizlige, cinsiyet  ayrımına karşı,  mücadele eden kadın emekçileri selamlıyoruz.

Kapitalist patrikal sistem, kadının ücretli ücretsiz emeğini doğal bir iş alanıymış gibi “ normalleştirerek” sömürüyor. Mutfak ve çocuk bakımını, annelik duygusunu dahi pazara bağlayarak kadının bütün yaşamını kontrol altında tutuyor. Kadın emeğinin görünmezliğini görünür kılmak için “ dünyayı yerinden oynatabilecek “ örgütlü bir  yaşam kapitalizmi alt ederek kadınları özgür kılar.

Yoksulluğa isyan edenlerin sesleri son yıllar da her coğrafya da yükseliyor. Şili, Lübnan, Fransa, Kolombiya’da ve daha bir çok ülke de kadınlar bu protestoların en önünde yerini aldı. Bugün Türkiye ve Kuzey Kürdistan’da  işçi ve emekçilerin yaşam koşullarının gittikçe zorlaştığı, ekmeğe muhtaç hale getirildiği şu günler de  sokaklar da Migros, Yemek Sepeti, Trend Yolu, Flormar işçileri, direniyor.

Son yıllarda kadın hareketleri, işçi sınıfının oldukça bilindik bir yöntemi olan grev hakkını, dünya çapında yeniden bir araç haline getirdiler. Kadın grevleri özellikle de ekonomik kriz koşullarında, güçlü bir mücadele biçimi olarak Dünya’nın bir çok ülkesinde hayat buldu. Bu grevler de  neoliberal ve Patriyarkal  politikaların sonuçları protesto ediliyor. Bu politikalar altında piyasanın çıkarları için ucuz, esnek, güvence gerektirmeyen emeğe dönüştürülüyor. Ev içinde çalıştıkları onca saat görmezden geliniyor.Kadınlar ücretli ve ücretsiz emek kıskacında giderek yoksullaştırılıp aileye daha bağımlı kılınıyor.

Sömürülen,ezilen,şiddete ve baskıya ugrayan emekçi kadınlar, eşitsizlizliktennemalanan patronlarla kadınların tarihsel kazanımlarına göz diken gericilerle,kadınları öldürenleri onların emeğini sömürenleri koruyan sisteme karşı baş eğmiyor direnişle özgürlük mücadelesini daha  da yükseltiyorlar. Bu anlam da her 8 Mart kadınların emek sömürüsüne karşı grev gününe dönüşmeli. 8 Mart Kapitalizmin emek sömürüsünü ve karanlığını kabul etmeyen, sistemin  baskı ve şiddetine karşı duran dünya emekçi kadınlarının günüdür. Egemen sınıfın baskısına karşı  boyun eğmeyen asırlardır mücedele eden kadınların direniş ve mücadele günüdür.

Yaşasın 8 Mart!

Yaşasın Enternasyonal Kadın Mücadelemiz

Share

Birsen Kars Ölümsüzdür


Birsen Kars Ölümsüzdür
Devletin en büyük kanlı operasyonlarından biriydi. Adına “ hayata dönüş” dedi, ama hayatları, kurşun, bomba ve gazla yok ederek yada yaralı bırakarak, dönüşü olmayan hastalıklar yarattı. Hayata Dönüş operasyonu bir canımızı daha aldı.
Güzelliğini Devrime veren 6 kadından biriydi Birsen Kars. TC devletinin devrimci tutsakları teslim alma operasyonunda diri diri yaktılar.
19-22 Aralık hapishaneler katliamın da Bayrampaşa kadın koğuşuna atılan kimyasal gazla yakılan kadınlardan biriydi. Kanlı operasyonun boyutunu ilk fırsatta kamuoyuna duyuran ilk sesti. Sesi, görüntüsü, direnişi hafızalarımızdan silinmedi. Bu katliamı asla unutturmayacak Ses oldu.
Operasyon da kullanılan ve hala ne olduğu bilinmeyen yanıcı maddeler sonucu vücudun da derin yanıklar oluştu. Uzun süren tedaviye bir yenisi daha eklendi. Direnmeye devam etti.Ancak fiziki olarak vücudu yenik düştü. Birsen Kars tedavi gördüğü hastane de 6 Şubat günü yaşama veda etti.
Yapılan katliamın direngen sembol yüzlerinden biriydi. Adı, mücadelesi ve haykırışı daima bizimle olacak. Mücadeleci ve direnişçi bir kadın olarak anısı önünde saygıyla eğilirken, Avrupa Demokratik Kadın Hareketi olarak ailesine ve yoldaşlarına baş sağlığı diliyoruz. Mücadelesi mücadelemizdir.
# Birsen Kars ölümsüzdür.
# Birsen Kars’ın katili TC devletidir.

Avrupa Demokratik Kadın Hareketi

Share

BEN HERKESİM


BEN HERKESİM
Rengimiz, dilimiz, şarkımız, kadınlığımız, sanatımız, hayatımız saltanat sahiplerini dil koparma noktasına getirip, huzuru kaçırmış ise kabahat “Havva ile Adem” de.!!
Sanatçıyı farklı kılan toplumun söyleyemediğini sesli söylemek, egemen dili, anlayışı, baskıyı, toplumsal olayları farklı bir pencereden icra edebilmeleridir. Sezen Aksu’ da kendine özgü sanatıyla her kesimin dinlediği bir üretkenliğe sahip.
Saray’ın fetvası camiden duyuruldu. Farklılıkları bir fabrikada eritip tek bir biçim de yeniden “üretmek”. Kadına, sanata, hayata dil uzatmak, yetmedi koparmak, tanıdık ama lanetlenmiş bir tarihi yeniden hatırlatmaktadır. İstenen sanat anlayışını sanatçılar üzerinden inşa etmek, halkı uyutmak için Ari ırkına hizmet eden “sanatçılara” yüklü maaşlar ödenir. Sansür devreye girer, resimler ve ressamlar ahlaki deliler ilan edilir, Yahudi sanatçılar sürgüne, onları dinleyenler toplama kampına gönderilir. Kitaplar yakılır, sanat yozlaştırılır, geri kalanlar korkuya boyun eğer. Lanetlilerin tarihi yine sanatla anlatılır dünyaya. Picasso’ nun Guernica’sı, Victor Jara’ nın parmaksız gitarı ve öldürülürken dilin de Venceremos’u mırıldanışı..
“bilmek acı çekmektir. Ve bildik” diyordu Pablo Neruda. “Sen beni üzemezsin/ zaten çok üzgünüm / nereye baksam acı” diyen Sezen’in bildiği de lanetli tarihin tanıdık acısıdır. Gülşen’in kıyafeti, Hadise’nin sözleri, Sezen’in şarkısı gazetecinin(Sedef Kabaş) sözü, akademisyenin itirazı, sosyalistin hayırı, Kürdün özgürlüğü. Hepsi toplumsal ahlaka ve iktidara itaat etmeyen, uymayan ya linç edilmeleri için saldırıya açık hala getirilen ya da tutuklanan kadınlar. Kutsallık da cennet de ayaklarının altından çekilip alınan kadınlar oldular. Her yerden kovmaya alıştıkları kadınlar da kadınlık da çoktan değişti. Sanatın, sanatçının kadının ve ezilenlerin ortak sloganı “ sen benim dilimi ezemezsin” Sanatın gücüyle dayanışma ve mücadele halkların diline işlendi . Herkes kendi dilinde sen beni ezmesin diyor.
Yaşasın Dayanışma
Avrupa Demokratik Kadın Hareketi

Share

Hindistan’ın ‘kayıp’ kız çocukları


Delhi’de ebeveynleri kız çocuklarının doğumunu benimsemeye teşvik eden bir reklam panosu kampanyası. Doğum öncesi cinsiyet belirleme 1994 yılında suç haline getirildi, ancak uygulama hâlâ yaygın. Fotoğraf: RAVEENDRAN/AFP

Laali ve Meenakshi’nin doğmamış bebekleri, ülkenin son 50 yıldaki ‘kayıp 46 milyon kız çocuğundan’ yalnızca ikisi

“Aileler ne pahasına olursa olsun erkek çocuk istiyorlar. Ne pahasına olurla olsun!” diyen Laali, ölmesi durumunda eşinin erkek çocuk umuduyla sabah erkenden bir kadınla evleneceğini söylüyor

Laali, kana bulanmış ayaklarını fark ettiğinde evde yalnızdı. Kanama 8 saat boyunca durmadı. Bilincini kaybetmeye başlayan 25 yaşındaki Laali, kaybettiği cenininin yanı başında öleceğini düşünüyordu.

Doğum öncesi cinsiyet testine götürülen Laali, 3 aylık hamileydi ve ‘bebeğimin kız olduğunu öğrendiğimde boğuluyormuş gibi hissetmeye başladım’ diyor. Doktor kontrolü olmadan boğazından aşağıya zorla itilen kürtaj hapı ve ardından gelen şikayetler Laali’nin hastaneye yatırılmasına neden oluyor. Gece taburcu olan Laali, ağlayarak uyuyor ve sabah tekrar işine dönüyor.

Doğmamış bebeği 50 yıllık süreçte Hindistan’nın 46 milyon ‘kayıp kız çocuklarından’ biri. Bu rakam Londra’nın kadın sayısının 10 katı. Derinleşen cinsiyet yanlılığı (gender bias), yaygın cinsiyet tercihli kürtajlar ve doğmamış kız çocuklarının öldürülmesi, Hindistan’ın küresel kayıp kadın doğumlarının neredeyse yarısını oluşturduğu anlamına geliyor.

Delhi Üniversitesi’nden emekli olan aktivist profesör Prem Chowdhry, “Geleneksel evlenme modeli ve töre Hindistan’da kadını aşağı bir pozisyona itiyor” diyerek, “çeyiz” ve bir kadını büyütmenin maliyetinin istenmeyen bir zorunluluk olduğunu ve cinsiyet tercihli kürtajın yaygın olduğunu belirtiyor.

1994 yılında cinsiyet tespitinin yasak olduğu Hindistan’da bu yasa sürekli olarak yok sayıldı. Tıp teknolojisinin gelişmesiyle zorla kürtajlar kolaylıkla yapılabilirken, daha fazla bölgeye yayıldı ve özel kliniklerde buna ulaşmak oldukça kolay.

Devasa şeker kamışı tarlalarıyla çevrili olan Laali’nin köyü, başkent Delhi’ye 40 mil uzaklıkta. Aktivistler bu köydeki her 3 haneden birinde kız çocuğu bekleyen kadınların zorla kürtaj olduğunu belirtiyorlar.

“Aileler ne pahasına olursa olsun erkek çocuk istiyorlar. Ne pahasına olurla olsun!” diyen Laali, ölmesi durumunda eşinin erkek çocuk umuduyla sabah erkenden bir kadınla evleneceğini söylüyor.

2009 yılında henüz 19 yaşındayken bir çiftçiyle evlendirilen Laali, ilk 3 yılda 2 kız çocuğu dünyaya getirdi. İkinci çocuğunu beklerken bir erkek çocuk dünyaya getirmek için geleneksel ilaçlara maruz bırakıldı.

İkinci bebeği de kız doğan Laali’nin ailesinden hiç kimse onu ve bebeğini hastanede ziyarete gelmedi. Eve dönüş çok daha kötüydü. Laali’nin öz annesi bebeğini görmek istemeyerek şu cümleleri kullanmıştı: Kız üstüne kız doğuruyorsun. Seninle nasıl ilgilenebilirim?

“Köyde birinin erkek çocuk doğurması benim için kabustu. Ailem kızlarımın gözü önünde beni azarlıyordu” diyor gündüz tarlada, gece yemek sofrasında aşağılanan Laali.

Hindistan hükümeti harekete geçmek konusunda isteksiz gözüküyor. Son dönem yapılan hükümet anketi ilk defa kadınların erkeklerden daha kalabalık olduğu gerçeğini gösterdi. Yine de sahadaki aktivistler ve uzmanlar ankete kuşkuyla yaklaşıyorlar. Delhi’de yaşayan araştırmacı ve aktivist Sabu George’ya göre, anketin asıl amacı üreme sağlığı ve aile refahını incelemekti, ülkedeki cinsiyet oranını değil.

Toronto Üniversitesi’nden Prabhat Jha, hükümetin gerçeği çarpıttığını belirterek, en güvenilir Birleşmiş Milletler kurumlarına göre de Hindistan’daki erkek nüfusunun giderek arttığını söylüyor.

2021 The Lancet araştırmasına göre, durum daha kötü bir hâl aldı. Araştırmaya göre 1987-96 yılları arasında kayıp kız çocuklarının (zorla kürtajla aldırılan) sayısı 3.5 milyondan, 2007-2016 yılları arasında 5.5 milyona yükseldi.

Erkek çocuk isteğiyle beliren cinsiyetçi önyargı toplumun tüm sınıflarında ve ülkenin her yerinde mevcut. Ağustos ayında Mumbai’nin ileri gelen ailelerinden birinin kızı olan 40 yaşındaki bir kadın, erkek çocuk için 8 kere kürtaja zorlandığını söyleyerek, 1500 hormonal iğnenin zorla kendisine yapıldığını polise şikâyet etti. Geçen yıl 28 yaşındaki bir kadın 3’üncü defa zorlandığı kürtaj ameliyatı nedeniyle yaşamını yitirdi.

Sonsuz taciz ve aşağılamalar Laali’yi psikolojik yardım almaya itti. Laali, yaşadıkları nedeniyle ilaç kullanırken, doktorlar kürtaj ve ameliyatlardan sonra kendisine hamile kalmaması tavsiyesinden bulundular.

Aile müdahalesi kadınlar için devasa bir strese neden olabiliyor. Chittorgarh bölgesinden 39 yaşındaki Bhavna Joshi, 11 yıllık evliliğinde sekiz hamilelik geçirdi ve yaşadıklarının verdiği acı nedeniyle, sadece bazı gerçekleri paylaşabiliyor: sayısız ‘şifacıya’ götürüldü, 3 defa zorla kürtaj ameliyatı yaşadı, 2 çocuğunu daha bebekken kaybetti. Ve bu acılar onun için bir erkek çocuk dünyaya getirene kadar devam etti. Joshi’nin oğlu şu an 5 yaşında.

“Bunun sonlanmasını istiyorum. Bana ilaçlar veriyorlar ve günlerce bir şey yiyip içemiyorum. Sadece bundan kurtulmak istiyorum” diyen Laali, geçirdiği 2 kürtaj operasyonuna rağmen bir erkek çocuk dilemeye devam ediyor.

Hindistan’da son 20 yılda cinsiyetçi nedenlerle zorla yaptırılan kürtajlardaki yaklaşım değişti. The Lancet’in araştırmasına göre toplumda daha fazla aile çekirdek aileye dönüşürken, zorla kürtaj 3’üncü hamilelikte daha fazla yaşanmaya başlandı. Kadına yönelik şiddetin Hindistan’da kültürel bir şey olduğunu söyleyen Jha, ailelerin 3’üncü hamilelik sırasında erkek çocuk konusunda emin olmak istediklerini belirtiyor ve ekliyor: Problem daha iyi bir hale gelmeden önce, çok daha kötü olacak.

İki kız çocuğu dünyaya getiren ve 3’üncü hamileliği sırasında eşinin ailesi tarafından cinsiyet tespiti için doktora götürülen 36 yaşındaki Meenakshi, yakalanmamak için gizlice röportaj veriyor. Meenakshi götürüldüğü yerin normal bir klinik olmadığını ve çok korktuğunu ifade ediyor ve 7 aydır hamile olduğunu söylüyor: eşim ve annesi bir erkek çocuk doğuracağım için çok mutlu gözüküyorlar. Aksi takdirde doğumdan önce onu öldürürlerdi.

Hindistan’ın derin ataerkil toplumunda kadınların cinsel ve üreme hakları hâlâ uzak bir hayal. Meenakshi gibi birçok kadın aile içerisinde kabul edilebilir olmak için mücadele ediyorlar.

Evlendikten sonra ailesinin kendisinden daha özgür olmasını beklediğini söyleyen Meenakshi, gözyaşları içinde her şeyin daha kötü olduğunu söylüyor.

Diğer yandan, Laali için taciz ve aşağılanma günlük hayatın bir parçası olurken, annesi 2 kez, kız kardeşi 3 kez zorla kürtaja maruz bırakıldı. (Annesi 2 kız çocuğunu zorla kürtajda kaybederken, Laali henüz 15 yaşındaydı).

Hem Laali hem de Meenakshi, herhangi bir duygusal destekten uzakta toplum içerisinde izole şekilde yaşamlarını sürdürüyorlar. Gizlice anlattıkları deneyimler onları ağlatırken, kızları onlara destek olmak için sarılıyorlar. Ayrıca Laali ve Meenakshi, kızlarını benzer bir travmadan koruyamayacaklarından umutsuzca endişe duyuyorlar.

Meenakshi’nin büyük kızı, başlarının üzerinden geçen bir uçak görünce sevinçten havaya zıplıyor. Ve gözyaşlarını silen annesi “Kızım pilot olmak istiyor. Ağladığımda bana diyor ki: ‘Anne, her şey daha iyi olacak ve bir gün pilot olduğum uçakta birlikte uçacağız.’

*Çeviri: Mehmet İnanç

*Kaynak:http://https://www.theguardian.com/global-development/2021/dec/27/families-want-a-son-at-any-cost-the-women-forced-to-abort-female-foetuses-in-india

Share

Lenin, Luxemburg ve Liebknecht Burjuvaziyi Korkutmaya Devam Ediyor!

  • Lenin, Luxemburg ve Liebknecht
    Burjuvaziyi Korkutmaya Devam Ediyor!
     
    “Yalancılar ve iki yüzlüler, beyinsizler ve körler, burjuvazi ve yandaşları, genellikle özgürlük, genellikle eşitlik ve demokrasi konusundaki boş sözleri ile halkı aldatmak isterler. İnsanlara şunu söylüyoruz: Yalancıların maskelerini kaldırın, körlerin gözlerini açın.” V. İ. Lenin
    Yüzyıl öncesinden yapılan bu çağrı, bugün de geçerliliğini koruyor. Kâr hırsının sınır tanımazlığıyla bütün dünyanın pazarlarını kendi pazarı haline getirmek için her türlü hile,
    zulüm ve savaşa başvuran emperyalist burjuvazi; demokrasi, özgürlük ve eşitlik söylemini kullanmaktan da
    geri kalmıyor. Kendi aralarındaki pazar kavgasını, “özgürlük ve demokrasi götürmek”le açıklıyor. Birinci ve
    İkinci Dünya Savaşlarının baş aktörü olan Alman emperyalizmi, bugün hem dünya barışından yana olduğunu
    söylüyor; ama hem dünyada en fazla silah ve savaş araçgerecini satan ve hem de savaş örgütü NATO’ya en fazla
    katkıda bulunan ülkelerin başında geliyor. Afganistan, Irak ve Suriye’ye bombalarla, IS (DAİŞ) gibi faşist çete
    örgütlenmeleri aracılığıyla “demokrasi” götüren(!) Amerikan ve Avrupa emperyalist burjuvazisi; Hong Kong,
    Ukrayna ve Beyaz Rusya da kendi “demokrasi”lerini götürme uğraşı içindedir. Halkın refahını sağlamakta ve “sosyal devlet” olarak en iyi olduklarını iddia eden emperyalist burjuva devletlerinin, 2 yıldır gündemde olan Covid-19 Pandemisi karşısında özellikle sağlık alanında
    sınıfta kaldıklarına; halklar, kendi yaşamları pahasına tanık
    oldu. Dünyanın her köşesine kan kusan, insanı ve doğayı zehirleyen silahlarını gönderen emperyalistler; kendi egemen olduğu ülkelerin halklarının sağlık sorunlarının
    çözümünde bile çaresiz duruma düşmektedirler.
    Kapitalist burjuvazinin “demokrasi”, “özgürlük” ve “eşitlik” maskeli yüzünü açığa çıkarmak göreviyle; sosyalizm yürüyüşümüz sürmelidir!
    “Berlin’de asayiş sağlandı!” Ey kör zalimler! Sizin “düzeniniz” kumdan zemin üzerine kurulu. Devrim daha
    yarın “gümbürtüyle ayağa kalkacak yeniden” ve yüreklerinize korku salan borazanlarla ilan edecek: Vardım,
    varım, var olacağım!”Rosa Luxemburg
    Kadın hareketinin henüz daha yeni yeni örgütlenmeye başladığı bir dönemde; Rosa Luxemburg erkek egemenlikli kapitalist sistemin yıkılıp, yerine komünar dünyanın kurulması
    için ayağa kalkmış; burjuvaziye meydan okuyordu. Emperyalist burjuvazi, Rosa’nın bu meydan okuyuşu karşısında paniğe kapılmış; O’nun hem savaşın yıkıntıları altında ezilen Alman halkını devrime yönlendirebileceği ve hem de erkek egemenlikli kapitalist sisteme topyekün başkaldıracak bir kadın hareketinin gelişipgüçlenmesine öncülük edebileceği korkusuyla; bir an önce Rosa’nın katledilmesine karar vermiştir. Burjuvazi, Rosa Luxemburg’u katlederek Alman devrimine öncülük etmesine engel olmuş, ama dünya çapında kadın hareketinin gelişipgüçlenmesine engel olamamıştır.
    Bugün dünyanın bütün kıtalarında kadınlar, erkek egemenlikli kapitalist sisteme karşı ayakta ve Rosa Luxemburg’un burjuvaziye karşı; „Vardım, varım, varolacağım“ haykırışını meydanlarda haykırmaktadır. Rosa’nın burjuvazi karşısındaki kararlı duruşu ve düşünceleri, sosyalizm mücadelesini aydınlatmaya ve kapitalist burjuvaziyi korkutmaya devam ediyor.
    „Mümkünün son sınırlarına, imkansızı elde etmek için çabalayanlar ulaşabilir ancak. Gerçekleşmiş imkanlar,zorlanmış imkansızlıkların sonucudur.“ Karl Liebknecht
    Emperyalist-kapitalist barbarlığın egemenliği sonsuz değildir, ama son bulması da kendiliğinden olmayacaktır. Dağınık küçük grupların kendi başlarına hareketleriyle olacak iş
    de değildir. Kapitalist barbarlığa son verip komünar bir dünyaya yol almak mümkündür, imkansız gibi görünen bu sona ulaşmak için; özveri ile yoğunlaşan sonsuz çaba gösterilmek
    zorundadır.
    Bu yıl Lenin, Luxemburg ve Liebknecht anısına yenisi düzenlenecek olan yürüyüşte; farklılıklarına rağmen binlerce kapitalizm karşıtı insanın bir araya gelişi; zorlanmış  imkansızlıkların sonucudur. Küçük parçaların birleştirilerek güçlü örgütlenmelerin yaratılmasızordur ama imkansız değildir.
    Luxemburg, Lenin ve Liebknecht’in öngörü ve çağrılarının karşılığını bulduğu örgütlenmelerin ve mücadele birliklerinin yaratılması ile kapitalizme karşı zaferlerin kazanılması ve egemenliğine son verilmesi mümkündür. Bu bilinçle Luxemburg, Lenin ve Liebknecht’i saygıyla anıyor; mücadelemizde yaşatacağımızı bir kez daha haykırıyoruz!
    Luxemburg, Lenin ve Liebknecht Mücadelemize Işık Tutmaya Devam Ediyor!
    Kapitalizm Yenilecek, Sosyalizm Kazanacaktır!
    Avrupa Dermokratik Haklar Konfederasyonu (ADHK)
    Avrupa Demokratik Kadın Hareketi (ADKH)
    Sosyalist Gençlik Hareketi / Socialist Youth Movement (SYM)
Share

Rosalardan Sakinelere; Kadınlar Direnişi Büyütüyorlar

Rosalardan Sakinelere; Kadınlar Direnişi Büyütüyorlar
Polonyalı bir Yahudi, “öteki” ve kadın.. Almanya’ da devrimci mücadelenin önderlerinden olan Rosa Lüksemburg; üreten, sorgulayan, kendi fikirlerini cesurca savunan biri olduğu gibi, Batı Avrupa’da sosyalizmin teorisyeni ve eylemcisiydi de.
Güçlü teori ve pratiği ile “O bir Kartaldı” diyordu Lenin. Yoldaşı Liebnecht ile birlikte sadece Almanya’yı değil, sonuçları ile kıta Avrupa’yı da sarsacak devrimin örgütleyicisi iki güçlü
komünist, burjuvazi tarafından 15 Ocak 1919 da katledildiler. Onların yaşamlarını
yitirmeleriyle Almanya devrimi yenildi. Ama yüzyılı aşkın zamandır her yıl anılmaya, hatıraları ile sosyalizm özlemini canlı kılmaya devam ediyorlar.
9 Ocak 2013 Paris’te üç Kürt kadın siyasetçi; Sakine Cansız, Leyla Şaylemez, Fidan Doğan
katledildi. Türk devleti ve emperyalistlerin ortak operasyonu ile yapılan bu suikast, militan Kürt kadınların direncini kıramadı, aksine yeni bir mücadele sürecini başlattı. Rojova ve
Güney Kürdistan’da IŞİD çetelerine ve işgalci Türk Ordusuna karşı sürdürülen mücadele,
enternasyonal kadın mücadelesine moral ve enerji verdi.
2021’i geride bıraktığımız şu günler de, yeni bir mücadele yılına Rosa’nın “Devrim daha yarın gümbürtüyle ayağa kalkacak” diyen coşkusu; yaşamı hep kavga olan, deniyimli, mücadeleci duruşuyla tüm kadınların gönlüne taht kurmuş Kürt halkının simgesi Sakina’nın kararlılığı ile, yeni bir mücadele yılına başlıyoruz.
Pandemiye rağmen sokakları terk etmeyen mücadeleci kadınları, dünyanın her yerinde tek bir sese dönen ırkçılığa, baskı ve sömürüye karşı birlikteliği, emperyalist işgale, kadını köle pazarına yeniden çekmeye çalışan IŞİD barbarlığına karşı savaşan, insanlığın kurtuluşu için mücadele eden tüm savaşçıları selamlıyoruz.
Kâr hırsıyla dünyayı talan eden emperyalist kapitalist barbarlığa karşı, ancak ortak mücadele ile zafer mümkün olur. Faşizme karşı mücadele, ancak birleşik mücadele ile zafere taşınabilinir.
Ortak zaferin örgütleyicisi ve müjdecisi olan Lenin, Lüksemburg ve Liebnecht’i, 12 Eylül
zindanlarının direngen, kızıl karanfili Sara (Sakina Cansız), yoldaşları Leyla ve Fidan’ı bir kez daha saygıyla anarken, 9 Ocak 2022 Berlin de Lenin, Lüksemburg, Liebnecht’i anmak için yapılacak olan “Kapitalist Barbarlığa Karşı Sosyalizm Yürüyüşü”nde ve 5 – 8 Ocak 2022’de birçok alanda gerçekleştirilecek olan Sakineleri anma yürüyüş ve mitinglerinde buluşalım..
Vardık, Varız, Var Olacağız!
Yaşasın Devrim ve Sosyalizm!
Share

Şiddete Karşı Özgürlüğü Örgütlüyoruz

Üç kadın, üç kız kardeş faşizme karşı Clandestina Hareketini kurdular. Diktatörlüğe karşı mücadelenin örgütlenmesine önderlik eden bu üç kadın diktatörlüğün hedefi haline geldiler. Üç kız kardeşin önderliğinde yükselen Clandestina Hareketini geriletmek için kız kardeşi aileleri ile cezalandırdılar. Ataerkil sistem, aile ve ekonomik baskı üzerinden Mirabel kardeşlere geri adım attıramayınca, tecavüzü üç kadının bedenine yönelik öldürücü bir silah olarak kullandı. Geleneksel aile anlayışı ve ekonomik baskı bugün hâlâ kadınların maruz kaldığı baskı biçimidir. Toplumsal cinsiyet rolleri sistemin kadın ve erkeği dizayn ettiği güçlü araçlarından biridir. Bu anlam da diktatörlüklerin şiddetine karşı, kadının özgürlük mücadelesi Mirabel kardeşlerle simgeleşti.
Patriarkal kapitalist sistemin baskı ve sömürüsüne “ hayır” çıkışını yükselten örgütlü kadın mücadelesi sınırları aştı. Kadın mücadelesi sadece cinayetleri görünür kılmakla sınırlı değil. Patriarkal erk sistemine, devlet şiddetine, ekonomik sömürüye ve eşitsiz ekonomik dağlıma, ücret eşitsizliğine karşı da mücadele sürüyor. Kadına şiddeti durdurmak adına, aynı zaman da mücadeleyi denetimine almak isteyen burjuva demokrasisi önce Avrupa Konseyi Sözleşmesini (İstanbul Sözleşmesi ) ilan ederken, diğer yandan çekilme hakkını saklı tutarak kadınlar üzerinde bir tehdit aracı olarak duruyor. Türkiye’nin sözleşmeden çekilmesi, Polonya ve Hırvatistan’ın tartışmaya açması pratik olarak sözleşmenin işlevsizliğinin de ilanıdır. Şiddeti üreten kapitalist sisteme cevabımız Şiddetinizle Barışmayacağız.
Emperyalistlerin Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da ekonomik ve askeri işgali zorunlu göçü sağladı. Deniz kıyıların da yüzlerce cansız beden, göç yolların da kayıp binlerce çocuk, ve Avrupa’ya ulaşmak için bedenleri sermayeye dönen sayısız kadının öyküsüne tanıklık ettik. Selefilere teslim olmayarak yaşamına son veren Ezidi Kadınlarını tüm dünya basını yazdı. Afganistanlı kadınların çığlıklarını duymayan kaldı mı? Göç edemeyen Afganistanlı kadınlar dinle “terbiye” edilmeye karşı seslerini duyurmaya çalışıyorlar. Ayrı coğrafyalar da da olsak kadına bakış açısı aynı. Kapitalizm, Patriarkalı her koşulda üreterek kadın üzerinde bir baskıya dönüştürdüğü bu sisteme karşı, kadın mücadelesi de coğrafyaları aşarak ortak, güçlü bir kız kardeşliğe dönüşüyor. Kapitalizme, hegemonyacı erkek sisteme karşı küresel çapta örgütlenmemiz elzemdir. Okun sivri ucunu her tür şiddeti üreten erkek egemen sisteme, sistemi güçlendiren geleneksel aile ve ahlaka, kadını terbiye eden ilkel anlayışlara yöneltmek zorundayız.
Pandemi ile daha da sömürülen ve yoksullaştırılan bununla birlikte şiddete uğrayan kadın sayısı istatistiklerle ifade ediliyor.
Kadın cinayetleri yaşadığımız Avrupa kıtasın da da basın da yerini alıyor. Kadın mücadelesini görünür kılmak, toplumsal değişimi zorlayacaktır. Çünkü mücadele ve dayanışma şiddet gören tüm kadınları birleştirir. Birleşik bir mücadele kadınların özgürlüğüne, insanlığın da kurtuluşuna giden devrimi yakın kılar.

Artan eşitsizlikler, geçim sıkıntısı, sistemin yarattığı adaletsizlik ve umutsuzluk, toplumsal hayatı giderek katlanılmaz hale getirirken kadınlar çok yönlü bir şiddetin odak noktası haline getiriyor.
Dayanışma ve mücadelenin anlamı olan 25 Kasım Mirabel kardeşlerden bugüne örülen kız kardeşliğin, mücadele yoldaşlığının adıdır. 25 Kasım hegemonyacı erk sistemine karşı mücadeledir. Şiddetin üretilmediği, özgür bir dünya yaratmak için cüret edelim.
Yaşasın Kadın Dayanışması Yaşasın Enternasyonal Mücadele
Avrupa Demokraatik Kadın Hareketi

Share

“Kadınların Öfkesi Katilleri Boğacak!”

“Kadınların Öfkesi Katilleri Boğacak!”

VIYANA – 15.11.21/   Avusturya’da kadın katliamları durmak bilmiyor. Ama kadınlar da katledilen kadınların isyanı olmaktan vaz geçmiyorlar.

8.11.2021 Pazartesi günü Avusturya Schwaz’da katledilen 24. kadın için, 14.11.2021 Pazar günü, Viyana’da kadınlar yine sokaklarda, yine isyanlardaydılar. Ancak 8 Kasım günü katledilen kadının duyulmayan çığlıkları, isyanı olmak için saat 18.00’de Karsplaz’daki buluşma alanına gelindiğinde, Viyana Floridsdorf’ta bir kadının daha katledildiği haberi geldiğinde kadınların isyanları daha da büyüdü… Hep birlikte “Kadınların öfkesi katilleri boğacak” diye haykırdılar.

Kadın kurumları yaptıkları konuşmalarda; “Avusturya’da son bir hafta içinde iki kadının katledildiğine, 4 kadının şans eseri ölümün kıyısından döndüklerine” vurgu yaptılar.. Konuya ilişkin AKD ve KOMintern’in de açıklamalarından sonra yürüyüşe geçildi.

Yürüyüş güzergâhı boyunca yapılan konuşmalarda; “Dünyanın her yerinde, kadın katliamlarına bu kadar sesiz kalınmasının, sorunun çözümü için yeterli çabanın harcanmamasının nedeni ‘erk’ek egemen sistemin kendisidir. Örneğin Avusturya’da pandemi krizi boyunca, başta sağlık ve eğitim sektörleri olmak üzere yaşanan tüm yetmezliklerin yarattığı boşluklar, kadınların omuzlarına yüklenerek telafi edilmeye çalışılırken, göçmenlere yönelik yükseltilen ırkçı politikaların da en büyük faturasını göçmen kadınlar ödemekteler. Emperyalizmin her krizinde olduğu gibi, pandemi krizinde de kadınların omuzlarındaki yükler daha ağırlaşıp şiddetin çeşitli türevleri olarak kadına geri dönerken, diğer taraftan da ev içinde erkeğin şiddeti altında yaşamlarını yitirmekteler. Bu durumun sonucu olarak, 8 milyon nüfusu olan Avısturya’da 10,5 ayda 25 kadın katledildi, onlarcası ölümün kıyısından şans eseri geri döndüler. Bu nedenle; 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde tüm kadınları sokağa, şiddete uğrayan, katledilen kadınların sesi olmaya çağırıyoruz. Unutmayalım; Birlikte Güçlüyüz!” dediler…

Saat 19:30’da, bir diğer adı da  “İnsan Hakları Meydanı” olan Museumsqutier’a gelindiğinde eylem son buldu

Avrupa Demokratik Kadın Hareketi Viyana

Share